Nasıl bu noktaya geldik, anlamıyorum...

Gerçekleri saptırarak, bu memleket için gecesini gündüzüne katan ve “Allah’ın rızası”nı kazanmaktan başka amacı olamayanların çabalarını görmezden gelmek için adeta yol değiştirenlerin ne oldu da vicdanları böylesine nasırlaştı?..

Aslında, herkesi kör, âlemi sersem sanmaları da o duygu fukaralığının sonucu değil mi?..

Millet, hizmetleriyle iz bırakanları asla unutmamış ve vefasını da her koşulda göstermiştir...

O değerleri tek tek sayarım ama birini dahi atlarsam, hak geçer diye korkarım...

Bakmayın siz; kalpleri mühürlü, gönül gözleri kapalı insanların iyilikler karşısında fesatlıklarla besledikleri nankörlüklere...

Bu insanların, küçük hesaplar içinde merhametsizliği öne çıkararak “yozlaşmış toplum” yaratmak için yaptıkları kötülükler gün gelecek “bumerang” gibi kendilerine dönecek...

Olup bitenleri bir bilen ve bir gören var...

Ve o yüzden inanıyoruz ki, iyi insanlar hep kazanacaktır...

Neyse, kıssadan hisseyle yazıya noktayı koyalım:

“Havanın aşırı soğuk olduğu bir günde ermiş bir kişi, pencereden dışarıyı seyrederken yoğurtçunun sesini duyarak hanımına, ‘Kap getir de yoğurt alayım’ dedi.

Hanımı, ‘Evde yoğurt var. İhtiyacımız yok’ diye karşılık verince, ermişin cevabı şöyle oldu:
'Bizim ihtiyacımız yok ama yoğurtçunun ihtiyacı var ki, bu soğukta sokaktan üçüncü defa geçti...'"

Allah iyi insanların yar ve yardımcısı olsun, diyerek güzel bir hafta sonu diliyorum...