Amaçları insan, kadın ve çocuk haklarını savunmak olan uluslararası STK'lerin yayımladıkları mesajların samimiyetsiz olduğunu bir kere daha gördük...

Yaklaşık bir hafta önce İran'da bir okulun füzeyle vurulması sonucunda masum 168 kız öğrenci hayatını kaybettiğinde, bunlardan yüksek bir ses çıktı mı?..

Oysa o çocukların gelecek umudu vardı...

İran'dan da dünyaca ünlü güçlü kadınlar çıktığını hepsi biliyordu...

Mariam Mirzakhani, matematik dünyasının en prestijli ödülü olan Fields Madalyası'nı alan ilk kadındı. Füruğ Ferruhzad, modern Fars şiirinde kadın bedenini ve ruhunu cesurca işleyen isyankâr sesiyle tanınmıştı. Pervin İtisami ise klasik şiirin en büyük kadın şairlerinden biriydi...

Marjane Satrapi, Persepolis adlı çizgi romanıyla devrim sonrası İran'ı anlatan dünyaca ünlü bir sanatçıydı...

Şirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Müslüman kadın olarak kadın ve çocuk hakları alanında öncü olmuştu...

"İran'ın Kalbi" olarak anılan Simin Behbahani, toplumsal konulu şiirleriyle tanınan millî bir şairdi...

İran sineması, güçlü kadın yönetmenler ve oyuncularla uluslararası alanda büyük başarılar kazanmıştı...

Niki Kerimi hem oyunculuk hem de yönetmenlik yapan ikonik bir figürdü. Shohreh Aghdashloo Oscar adaylığı almış ünlü bir oyuncuydu. Ida Panahandeh ödüllü yönetmenler arasındaydı. Pegah Ahengerani ve Mahaya Petrossian oyunculuk performanslarıyla öne çıkmıştı...

İranlı ünlü modacı ve tasarımcı kadınlar da vardı...

Dünya moda endüstrisinde özgün tarzları ve modern dokunuşlarıyla Pegah Anvarian, Behnaz Sarafpour, Shirin Guild ve Farnaz Salmani gibi isimler dikkat çekmekteydi...

İranlı ünlü kadınları araştırmamın nedeni, katledilen 168 kız çocuğunun öğrenimlerini sürdürüp idollerini yakalama umuduydu...

Belki de her biri dünyada ezilen, horlanan ve sömürülen kadınların tutar dalı olacaktı...

Şimdi soruyorum:

"Bu kız çocuklarının hunharca öldürülmesi karşısında sessiz kalıp, bugünlerde Dünya Kadınlar Günü'nü cilalı sözlerle kutlayan uluslararası kurum ve kuruluşlar ne kadar samimi."

Bu çocuklar Müslüman olmasaydı, ikiyüzlü kurum ve kuruluşların tepkisi böyle mi olurdu?..

Çünkü onlar hiçbir zaman Müslümanları insan yerine koymadı...

Yoksa İsrail, Gazze'de masum çocukları ve kadınları katletme cesaretini bulabilir miydi?..

Ve şimdi hangi inançtan olursa olsun, tüm dünya kadınlarına seslenmek istiyorum:

"Güç birliği yapın ve emperyalist düzenin kuklası, samimiyetsiz kadın ve çocuk hakları savunucusu kesilen STK'lerin ipliğini pazara çıkarmak için örgütlenin."

Sonra da sadece hemcinslerinizin değil, tüm insanlığın haklarını savunun!..

Bu özlemlerle, Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyorum...