Necdet Uzun yazdı: Hukuksuzluk...

Abone Ol

Hiç dikkatinizi çekti mi?..

Son günlerdeki uyuşturucu, bahis ve sanal kumar haberlerinde, şüphelinin yanı sıra “falancanın oğlu ya da kızı” gibi ibarelerin yer alması, “suçun şahsiliği” ilkesine aykırı bir durumdur...

Anne-babanın suçu, sadece tanınmış insanlar olması mı?..

Bu durum, aynı zamanda anne ya da babayı cezalandırmak değil mi?..

Tersi de olabilir...

“Falancanın babası ya da annesi” gibi...

Oysa çağdaş maddi ceza hukukunun en önemli ilkelerinden biri, suç ve cezanın şahsiliği ilkesidir. Bu kural gereğince kişi, ancak kendisinin işlediği fiiller nedeniyle sorumlu tutulabilir; başkasının işlediği fiillere iştirak etmedikçe sorumlu tutulamaz...

TCK’nın 20. maddesi de aynen öyle diyor:

“Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.”

Belki bazı aile yapıları içinde bunun önemi yoktur, hatta “reklam” diye de algılayabilirler...

Ancak toplumda saygınlığı olan namuslu insanlar için durum hiç de böyle değildir...

Bu insanlara, evlatlarının yaptığı hata ya da yanlışın faturasını çıkarmak haksızlıktır...

Şunu kabul ederim, elbette...

Anne-babanın, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluğu var tabii ki...

Ancak nice muhafazakâr ailelerin çocukları da bu yanlışların içinde yer almadı mı?..

Kim diyebilir ki "bu çocuklar iyi yetiştirilmedi" diye...

Eğitimin saç ayağından biri ailedir; onu tamamlayan çevre ve okul faktörleri ne olacak?..

Devletin okul ve çevrelerinde uyuşturucu tacirlerine karşı önlem alması boşuna mı sanki?..

Belki yanlış düşünüyorum ama “suçun şahsiliği” açısından meseleye bakıyorum ve hiçbir evladın anne-babası veya hiçbir anne-babanın da evladının işlediği bir suç nedeniyle toplumsal yargının cenderesi içinde sıkıştırılmaması gerektiğini düşünüyorum...

Bu durumun ne medeni hukukta ne de İslam hukukunda yeri vardır!..

Bilmem anlatabildim mi?..