Yaşanan sel felaketlerinden ders çıkarmayı bilemedik!..
2009'da İstanbul, 2012'de Samsun, 2020'de Giresun, 2021'de Kastamonu, Sinop ve Bartın, bu yıl içinde de önce Samsun'un Havza ilçesi, sonra da İstanbul'da meydana gelen sellerde canlar kaybettik...
Mal kayıpları da cabası...
İstanbul'da 2009 yılındaki sel sonrası dere yataklarındaki yapılar gündeme geldi...
Yetkililer, dere yataklarındaki yapılaşmanın önüne geçileceğini söylemişti...
Aradan geçen zaman içinde sonuç değişti mi?..
Samsun'un Havza ilçesinde Hacıosman Deresi taşmıştı. Derenin üstü kapatılarak dükkânlar yapılmıştı. 1988 yılından sel felaketinin yaşandığı bu yıla kadar hiç kimse derenin üstünü açalım, dedi mi?..
Diyemedi. Çünkü dükkânlar sahipliydi...
Samsun Valiliği'nin bütün kurum ve kuruluşlarla gerçekleştirdiği koordinasyonla kurtarma ve temizleme faaliyetleri hızlı bir biçimde gerçekleşti...
Kimileri, bu felaketten Belediye Başkanı Murat İkiz'i sorumlu tutmaya kalkıştı ama durum hiç de öyle değildi...
Şimdi de İstanbul'daki selde yine dere yataklarındaki yapılaşma karşımıza çıktı...
Sel sonrası yıkımlar başladı ama bunu yapmak için gecikmedik mi?..
Samsun'da son yıllardaki yatırımlarla su baskınları önlenecek...
Hem Terme Çayı hem de Mert Irmağı'nda DSİ yatırımlarıyla taşkınlar önlenecek. İnşaatlar devam ediyor...
Bu yatırımın yine TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı AK Parti Milletvekili Dr. Muş'un öncülük ettiği çabalarla gerçekleştiğini belirtmeden edemem!..
Samsun'da Büyükşehir Belediyesi SASKİ Genel Müdürlüğü'nün altyapı çalışmaları da önemli ölçüde gerçekleşti...
Sıra kırsal kesimde gelecek!..
Su baskınları ve heyelanların önlenmesine yönelik çalışmalar var...
Bütün bunlara rağmen sel felaketleri yaşanmayacak, diyemem ama mesele bu sıkıntıları en az can ve mal kaybıyla atlatabilmekte...
Samsun'un bunu da başaracağına inanıyorum...