CHP'de şimdi herkes adeta açıyor ağzını, yumuyor gözünü...

Önce samimi olmak gerekir...

Şimdilerde Kılıçdaroğlu'nun geçmişte yaptıklarını hatırlatıp, Atatürk'e sığınanlar, o günlerde binlerce CHP'linin gördüğünü neden göremedi?..

Bir Atatürk düşmanının oğlunu Cumhurbaşkanı adayı gösterdiğinde, iki Cumhuriyet'le övünen, ülkenin ve partinin kurucusuna hakaretlerin ardı ardına sıralandığı dönemlerde ve "Ben Dersimli Kemal'im" dediğinde bu insanlar neredeydi?..

13 kez girdiği seçimleri kaybedip, sonra da bir dahaki seçimde "Şu oyu alamazsam bırakacağım" dediğinde de...

Yalandan yere "Adalet Yürüyüşü" yaptığında ve kurduğu 6'lı masadaki partilere bol keseden milletvekili dağıtırken de neredeydiler?..

Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'yi yurt gezileri sırasında il ve ilçe örgütlerine karşılatmadığında da öyle...

ABD terör örgütüne binlerce TIR silah ve mühimmat gönderirken, "MİT TIR'ları"nı gündeme getiren Kılıçdaroğlu'na "Sen kime hizmet ediyorsun?" diye soran oldu mu?..

Hangisini sayayım...

Gaflarıyla milleti güldüren, yanlış uçağa binen, isim benzerliği yüzünden suçladığı bir kişiye tazminat ödemek zorunda kalan, seçmen olduğunu unutan ve Lefter'i kaleci sanan birinin bugünleri yaşatmasının vebali kimin sırtında?..

Kılıçdaroğlu'na 15 Temmuz hain darbe girişiminde "Neredeydin?" dediniz mi?..

Hele ABD gezisinde 8 saat ortalıktan kayboluşunu sordunuz mu?..

İmamoğlu Davası görülürken, Almanya ziyaretini de...

Ya da rahmetli Deniz Baykal'a evini ziyaretinde "Aday değilim" deyip, sonra da partiye gelip adaylığını açıklamasındaki çelişkinin nedenini de sordunuz mu?..

Sormadınız tabii ki...

Çünkü o gün işinize geliyordu...

Rahmetli Ecevit'in, Kılıçdaroğlu'nu DSP'den neden milletvekili adayı yapmadığını şimdi anladınız mı?..

Öngörü budur işte!..

Argo tabirle bitireyim yazımı:

"Bırakın bu işleri, gidin de fırçalayın dişleri"...