2009'un 1 Mayıs'ının üzerinden tam 17 yıl geçti...
1 Mayıs işçinin, emekçinin bayramıdır ama benim için farklı bir anlam taşıyor...
Çünkü, "Dünyanın en büyük emekçisi" annemi, 1 Mayıs'ta kaybettim...
"Tevafuk" bu olsa gerek...
Yoksa Allah onu bir ödül gibi bir emekçi bayramında yanına alır mıydı?..
Aslında bütün anneler; mesai mefhumu bilmeyen, "hastayım, çalışamıyorum" demeyen, "malzeme yok, yemek yapamam" diye isyan etmeyen, evlatlarının en küçük sıkıntısında uykusuz geçen gecelerini önemsemeyen, karşılık beklemeden çektiği sıkıntıları dillendirmeyen ve ailenin kutsallığına asla halel getirmeyen onurlu emekçilerdir...
Ünlü eğitimci Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu, "Annem öldüğünde yarım kaldım" demişti...
Aslında herkes için öyle...
O yüzden içinde anne sözcüğü geçen şiirleri ve ezgileri hep sevdim, hüzünlendim...
Annem Hakk'a yürümeden önce, "Göklerde kartal gibiydim"; vefatından sonra ise "Kanatlarımdan vuruldum" sanki...
Mekânı cennet, babamı sevmiyor muydum?..
Deli olurdum onun için de...
Ama dedim ya, anne başka...
Onların emeklerinin karşılığını ne yapsak ödeyebilecek zenginlik yok kimsede...
Bir "Anneler Günü" yazısı gibi oldu ama her 1 Mayıs'ta olduğu gibi "dünyanın en büyük emekçisi"ni saygı, sevgi ve özlemle anıp içimi dökmek istedim sadece...
Annesi yaşayanlara sesleniyorum:
Vakit hiçbir zaman geç değildir!..
Gidin sarılın onlara, ellerinden ve yanaklarından öpün!..
İlla ki kapitalizmin para tuzağı günlerini beklemeyin hakkı teslim etmek için!..
Vefat edenlere de dualarınızı esirgemeyin!..
Bu vesileyle de anneler başta olmak üzere tüm emekçilere "selam olsun" diyorum!..