Necdet Uzun Yazdı: Bakalım Ne Zaman Çarpılacaklar?..

nu-bakalim-ne-zaman
Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Samsun Büyükşehir Belediyesi
Genel Sekreteri İlhan Bayram’ın oğlundan sonra
kızını da Kocaeli’de
“özel kalem” statüsünden
sınavsız memur
yaptığı,
daha sonra da
SASKİ’de avukatlık görevine
başlattığı,
“iddia”
olmaktan çıkmıştı!..
Çünkü ispatlıdır!..
Tıpkı, SASKİ Genel Müdürü
Bahattin Yanık’ın
oğlunun aynı yöntemle
Kocaeli’de memur yapılıp,
ardından
Samsun Büyükşehir Belediyesi Terme Fen İşleri Sorumlusu olarak
göreve başlatılması gibi…
Her şey apaçık ortada…
Hiç kimsenin “kem-küm” edecek
hali yoktur!..
Aksi, yüzsüzlüktür!..
“Hak-hukuk” deyip,
yönetimlerinde bulundukları kurumları adeta “aile şirketi”ne
dönüştürenlerin
bu tutumu, bitmedi daha…
Balıkesir’den
Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcılığı
görevine atanan
Ali Seyfi Küçükgöncü’nün oğlu da
belediyede işe başlatıldı…
Küçükgöncü’nün
oğlunun hangi statüde işe alındığını
bilmiyorum ama
diğer Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Şenol Yıldız’ın da ilk
memuriyet girişi
burada gerçekleşti…
Hani, Dr. Şenol Yıldız’ın idari olarak, Demir’in
“A Takımı”nda
olması ve tabii ki
“hemşehrilik”
vasfının
bulunması,
memur statüsünde
işe başlatılmasını bir nebze kabul edilebilir
yapabilir ama
aynı yöntemle memur yapılan
diğerleri ne olacak?..
Kocaeli’de, İSU
Genel Kurulu’nda
genel müdür
Ali Sağlık’ın oğlu Oğuz Sağlık’ı;
Bayram ve Yanık’ın yöntemiyle
memur yaptığının anlaşılmasından
sonra olay ortaya çıkmıştı…
İlham Bayram’ın iki,
Bahattin Yanık’ın bir çocuğunun
“özel kalem” kadrosundan
memur yapıldığı o zaman gündeme gelmişti…
Hatırlatalım;
bu konuyu muhalefet partileri değil,
“Yasal ama etik değil” diyerek
gündeme getiren kişi,
AK Partili
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı
Tahir Büyükakın’dı…
Adalet, bu işin neresindedir?..
Bu durumda,
gecesini gündüzüne katarak
KPSS
sınavlarına
hazırlanan milyonlarca insanın
hakkı yenilmemiş midir?..
Ve bu yapılan
“Kul hakkı” değil midir?..
Keşke, Bayram, Yanık ve Küçükgöncü’nün
çocukları da sıradan insanların
evlatları gibi
memurluk hakkını kazanmış olsaydı!..
Kim ne diyebilirdi?..
Şimdi söylenecek
çok şey var elbette…
Kendilerine
emanet edilen görevleri,
geçmişte kamunun
verimli çalışması için
konulan
yasaları
çıkarlarına
kullananları
bilmem ama
bu yaşananların
cevabını,
şehrin emanet edildiği
“şehremini”
olan başkan
günün birinde
verir elbette!..
“Nobel Ödüllü” Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın
memleketin
geldiği noktayı
tespit ettiği
sosyal
meyda paylaşımı,
her şeyi açıkça anlatmaktadır!..

“Müşteri kazıklamanın
‘ticari zeka’, halkı sürekli kandırmanın
‘siyasi zeka’, şike yaparak kazanmanın
‘sportif zeka’, niyeti suistimal etmenin ‘kıvrak zeka’ olarak algılandığı
bir ülkede; zekaya değil ahlaka ihtiyaç vardır.”

Yasanın verdiği
yetkileri,
kendi çıkarları
için
kullananların
bu dünyadaki
“manevi sınav”dan geçer not
alacaklarını sanmıyorum…
Benim işim değil ama
“kul hakkı” diyen
Yüce Allah’tır!..
Bakalım bunlar
ne zaman
çarpılacak!..

 

 

 


E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir