Karadeniz'de, Ukrayna ve Rusya karasularında saldırıya uğrayan Türk sahipli gemilerle ilgili olarak toplumun merak ettiği birçok soru var...
Mesela ilk soru: "Dışişleri Bakanlığı'nın bu tür saldırılara karşı uyarı yapmaktan başka elinden bir şey gelmiyor mu?"...
Bu sorunun cevabını aradım...
Öncelikle, bu olay Türkiye'nin kendi karasularında olmadığı gibi söz konusu gemiler de yabancı bayrak taşıyor...
Yani bu gemiler, bayrağını taşıdıkları ülkelerin hukuki sorumlulukları içinde yer alıyor...
Saldırıya uğrayan gemilerin sahiplerinin Türk olması demek, Türkiye için hukuki anlamda bağlayıcı değil...
O yüzden Türkiye, Karadeniz'de uzunca bir kıyısı olan ülke olarak güvenlik açısından meseleyle ilgileniyor...
Bu demek değil ki, saldırıya uğrayan gemilere ve mürettebata sahip çıkılmıyor...
Yaralıların tedavisi ve gemilerin onarımı Türkiye'de yapılıyor. Hatta Samsun'da tedavi edilen yaralılar var...
Bu konuyu Samsun'da uluslararası deniz ve kara taşımacılığı yapan ve bu yüzden de tecrübelerine inandığım iki arkadaşıma sordum...
Gemi acentası olan arkadaşım, bu saldırılar sonucunda büyük mağduriyetler yaşandığını anlattı...
Eskisi gibi işleri yoktu. Gemi sahipleri endişeliydi. Sigorta şirketleri hasarı karşılamıyordu. Mürettebat sıkıntısı vardı. Böyle olunca ihracatçı da zor durumdaydı...
Bu arada, uluslararası taşımacılık yapan ve TIR filosu olan arkadaşıma da aynı konuyu ilettim...
Rusya'ya Gürcistan üzerinden frigorifik araçlarla sebze ve meyve taşıdıklarını ve bu nedenle de ihracatçı için navlun maliyetinin iki katına çıktığını söyledi...
Para kazanıyorlardı ama onlar da mağdurdu...
Nasıl mı?..
Gürcistan'daki yığılmalar yüzünden bekleyişlerde uzun kuyruklar oluştuğunu, bunun da üründe bozulmalara yol açabildiğini anlattı...
Yani nereden bakarsak bakalım, sıkıntı büyüktü!..
Dün saldırılar üzerine yazdığım yazının başlığını "Bu savaş suçudur" diye atmış, uluslararası hukuki anlaşma ve sözleşmeleri hatırlatmıştım...
Ve bugün tekrar ediyorum...
Ukrayna ve Rusya'ya yapılan sebze ve meyve ihracatında önemli bir liman olan Samsun'un yanı sıra Akdeniz, Ege ve İç Anadolu bölgeleri sebze ve meyve ihracatçılarını yakından ilgilendiren bu sorunun çözümü için sivil toplum kuruluşlarının da kamuoyu baskısını artırması gerekir...
Çünkü ortada bir suç vardır...
Nitekim, Türk Armatörler Birliği, saldırılarla ilgili olarak Uluslararası Deniz Ticaret Odası ile yaptığı zirvede, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi çerçevesinde gemilerin uluslararası sularda serbest ve güvenli seyredebilmelerinin küresel ticaret için önemi vurgulandı...
Yani bu konu, Karadeniz'de kıyısı bulunan ülkeler kadar söz konusu küresel ticaretin paydaşları olan diğer devletleri de ilgilendiriyordu...
TAB'a göre, bir ay içinde aralarında Türk sahipli gemilerin de bulunduğu 136 gemi saldırıya uğramıştı...
Korkunç bir şey bu?..
O yüzden mesele, ihracat ve ithalat açısından da bir dünya meselesidir...
Uluslararası hukukta "savaş suçu" sayılan bu saldırıların ortaya çıkardığı mağduriyet tablosunu göremeyecek kadar körleşenler, aslında bindikleri dalı da kesmektedir...
Yaşananlar, "Akıl tutulması"ndan başka bir şey değildir!..