Son aylarda Yunanistan'dan gelen, amiyane tabirle "kolpa tehditler" karşısında çok gülüyorum...

Nedeni anlatayım mı?..

Hürriyet Haber Ajansı Samsun Bürosu'nda çalışıyordum. Biraz dinlenmek istediğimi ifade ettiğim bir akrabam beni Almanya'ya davet etti. Vize kolay çıktı. 1986'nın ilk gününde Almanya'daydım. 15 günlük bir tatil süresince, Türk mutfağına yakın diye öğle yemekleri için birkaç kez Yunan restoranına gittik. Yemek yedik, çayımızı içtik...

Hesap ödeme vakti gelmişti. Arkadaşlar, Yunanlı garson gençle Almanca konuştular ama bir türlü anlaşamadılar. Yunan genç, bunalınca "Türkçe daha iyi anlaşacağız" dedi...

Şaşırmıştım ama hoşuma da gitmişti....

Sonra sohbet ettik. Aile büyükleri Türkiye'den mübadele ile Yunanistan'a gitmişti. Türkçeyi de onlar öğretmişti...

Laf döndü dolaştı. Türk-Yunan ilişkilerine geldi. Yunan genç, "Bakmayın siyasetçilerin söylemlerine. Bizim iktidarlar sıkıştığında Türkiye'ye düşmanca tavır sergiler. Amaçları, içerideki sıkıntıları unutturmaktır" dedi...

Sonra devam etti:

"Yunan halkı da bunu iyi biliyor. Gazeteler de bu tür haberleri tiraj almak için yapıyor"...

Yunan garson çok doğru bir yorum yapmıştı...

Kendi kendime sordum:

"40 yıl öncesi ile bugün yine başvurdukları bu yöntemde ne değişti?"...

O yüzden de Yunanistan Hükümeti'nden bazı bakanlar ile silahlı kuvvetlerinden bazı üst subayların kolpa tehditlerine gülüp geçiyorum...

Yunan siyasetçilerin ülke içinde yaşadıkları her zor durumda sahneledikleri "tiyatro" karşısında, söylenenleri "kaale" almamak gerekir, diye düşünüyorum...

Çünkü bizim yapacak çok işimiz var, uzatmayalım!..

Çene yormaya değmez!..