banner1313

banner1300

banner1334

28.07.2019, 09:22

Ne verirsen elinle...


İnancının
gereği hayır-hasenat
yapanların malları
eksilmez; aksine artar...
Hani derler ya,
"Ne verirsen elinle, o gelir 
seninle"
misali...
Gerçek manada 
Allah yolunda yürüyenler,
"paragöz insan" değildir.
Onlar, infakı, zekatı ve fitreyi bilir...
Onlar, kendilerine uzatılan
yardım elinin geri itilmeyeceğini de bilir...
Onların farkı da
"veren el" olmalarıdır...
Sözü fazla uzatmadan
yazarı bilinmeyen
bugünkü öyküyü,
fakir fukaraya, garip gurabaya
el uzatanlara 
ithaf edelim!.. 


*                       *                      *

Bir bayram arifesinde, dul bir kadın yetim çocuğu ile zengin bir Müslüman dükkan sahibinden Allah rızası için yardım istedi. 
Dükkancı fakir kadına yardım etmediği gibi, 
“Bıktım sizden! Nedir bu iş yahu? Ben sizin için mi çalışıyorum? Defol şuradan!” diyerek kovdu. 
Hiç ummadığı şekilde kovulan kadıncağızı karşı dükkan sahibi çağırdı. O dükkanın sahibi bir Yahudi idi. 
“Bayan, sizin bir derdiniz mi var?
” diye sordu. 
Kadın utandı. “Yok, bir şey!” dedi, utançla. 
Yahudi, dükkanından istedikleri gibi giyinebileceklerini söyledi. Kadıncağız yetim çocuğunu Yahudinin dükkanından beğendiği şekilde giydirdi. Ardından çıkarken Yahudiye: “Allah sana iman nasip etsin. Sen bizi giydirdiğin gibi, Allah da sana cennette köşkler verip, cennet elbiseleri giydirsin!” diye dua etti. Çocuk da bu duaya “Amin!” dedi. 
Müslüman dükkan sahibi, o gece bir rüya gördü. Rüyasında kıyamet kopmuş ve kendisi cennete girmişti. Cennette gezerken gayet güzel, gözleri kamaştıran bir köşk gördü. Baktı ki, köşkün kapısında kendisinin ismi yazılı idi. Sevinçle, 
“Demek burası bana ait!” diyerek, kapıdan içeri girmek istedi. 
Fakat kapıdaki melekler, adamı içeri almadı. “Giremezsin!” dediler. 
Adam korkuyla, “Niye giremiyorum, bu köşk benim değil mi?” diye sordu. 
Melekler, “Düne kadar senindi; ama dün senden alındı, o Yahudi bildiğin Avram Efendi’ye verildi” dediler. 
Müslüman dükkan sahibi neye uğradığını anlayamadı. Bir telaş, bir heyecanla uyandı ki, yatağında yatıyordu. "Eyvah ben ne yaptım? Dün çocuklara iyilik etmemekle hata ettim, demek ki benden sonra onları Yahudi Avram Efendi giydirdi” dedi. 
Sabah olunca doğruca Yahudi Avram Efendi'nin dükkanına gitti. Telaşla dedi ki: 
“Avram Efendi, dünkü dul kadına sen kaç liralık elbise verdiysen onların parasını sana ben vereceğim” 
Yahudi bir altın değerinde elbise verdiğini söyledi. Adam, “Madem o kadarmış, al sana onun iki misli!” deyince,
Avram, itiraz etti. Adam değerini yükseltti. Adam yükselttikçe Yahudi "olmaz" diyor, Yahudi kabul etmedikçe adam vermek istediği parayı artırıyordu. 
Yüz altın, iki yüz altın derken, Avram’ın da sabrı taşmıştı: 
“Olmaz bre Müslüman kardeş olmaz! O köşk yüz altınla, bin altınla satın alınmaz. O senin gördüğün rüyayı ben de gördüm ve işte Müslüman oldum. O köşk düne kadar senindi, sen daha evvel yaptığın hayır-hasenatla o köşkü yaptırmıştın ama dün bana sattın. Ben onu tekrar sana satmaya niyetli değilim. Sen artık bundan sonra kapına geleni boş çevirme de cennette kendine başka köşkler yaptır. Allah’ın mülkü geniştir!”

*                  *                     *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle...
 

Yorumlar (0)