Mutlu Ol Yeter!

                İnternetten sipariş verdiğiniz ürün az önce elinize teslim edildi. Günlerce gelmesini beklediniz. Kargo paketini açıyorsunuz ve heyecanla yolunu gözlediğiniz o ürün şu an karşınızda. Bu kimi zaman bir saat, kimi zaman bir giyim eşyası... Aslında ürün değişse de son pek fazla değişmiyor. Siparişi verdiğimiz andan elimize geçene kadar ki sürecin yarattığı heyecanı, o ürüne sahip olmaktan daha çok seviyoruz. Mağazadan aldıklarımız için de geçerli bu. İzliyor, beğeniyor, alıyor ve sonrasında hemen bir başka hedefe odaklanıyoruz. Hepimizden beklenen ve istenen bir sönme-yanma-sönme hali. Öyle mutlu olacağımıza inandırıldık ve programlandık. Öyle olmamız isteniyor çünkü.

                 Bizi mutlu eden şeyler zaman içinde değişebiliyor. Belki de değiştiriliyor. Üniversiteler mutluluk kavramına dair bilimsel çalışmalara odaklanmış halde. Bu konuda yazılmış kitaplardan biri de iktisat-nöroloji ilişkisine odaklanan William Davies’e ait olan “Mutluluk Endüstrisi”. Kitap bu alandaki aykırı eserlerden biri. İnsanların doğasında var olduğu düşünülen haz ve mutluluk arayışının büyük şirketler, piyasalar ve hükümetler tarafından nasıl denetim altına alınmaya, yönlendirilmeye çalışıldığına dair sert eleştiriler barındırıyor.

                Peki dünya ekonomisini yöneten bu seçkin zümrenin mutluluğa olan bu yakın ilgilisi ne kadardır var? Davies, “Mutluluk Endüstrisi”nde tüm bunları mercek altına alıyor ve geçmişten bugüne insanların mutluluk algılarını, vahşi kapitalizmin mutluluk kavramını nasıl keşfedip kendi çıkarları uğruna kullanmaya başladığını detaylarıyla anlatıyor.

                Yazara göre kökeni, İngiliz hukuk kuramcısı Jeremy Bentham’a giden çalışmalar sonucunda mutluluk bugün artık ölçülebilen, görünür ve geliştirilebilir bir varlık olarak değerlendiriliyor. Ve artık günümüz kapitalizmi stres, ıstırap ve hastalıklara  odaklanıp mutluluk ve  zindeliği bunların yerine koymanın peşinde. Bunun için geliştirilen teknolojiler günbegün hayatımıza hatta bedenlerimize nüfuz etmeye başladı. Günde kaç adım attığımızı, ziyaret ettiğimiz konumları, yediklerimizin kalorisini hatta cinsel sağlığımızı bile kayıt altına alan ve her geçen gün bizi daha çok tanımak için çabalayan teknolojinin son çabası, gözlerimizin ve yüzümüzün hareketlerinden mutluluk seviyemizi ölçümleme. Biz telefonumuzu retina taramasıyla, yüz tanımayla kolaylıkla açabildiğimizi düşünürken bu teknolojinin elde ettiği veri de bizi alışkanlıklarımız, ihtiyaçlarımızla olduğu gibi duygularımızla da tanımak isteyen küresel patronların veri bankasına  akıyor. Davies kitabında tüm bu süreci mutluluğu merkeze alan pozitif psikoloji hareketinin yaratılışına bağlıyor ve pozitif psikolojinin insanları çektikleri sıkıntıların birincil sorumlusu olarak gösterirken sorunu yaratan ortamın koşullarını yok sayma çabasına dikkat çekiyor. Ona göre ruh hallerini takip eden teknolojilerin, duygu analizi algoritmalarının ve stresi önleme amaçlı meditasyon tekniklerinin arkasında daima ekonomik ve/veya siyasi çıkarlar var.

                Kitabı yazmadaki amacının umut ve neşenin ölçümleme, gözetleme ve yönetim alt yapılarıyla iç içe geçirilmesini eleştirmek olduğunu ifade eden Davies’e göre mutluluk biliminin bugün bu kadar ön plana geçmesinin iki sebebi var. Birincisi gün geçtikçe artan iş temposu, 7/24 çalışan şirketler ve hiç kapanmayan dijital cihazların çalışanlarda yarattığı ağır stres ve sonrasında işe bağlılıkta görülen düşüş. İkincisi ise teknolojide meydana gelen çalışmalar fMRI ve benzeri teknolojilerle insan beynine dair yapılan önemli çalışmalar.

                O çalışmalara bağlı olarak beynimizi inceleyen uzmanların yakın bir zamanda “Satın al!” butonunu keşfedebileceklerine dair özgüvenlerine dikkat çeken yazar, özellikle hayatımızın her anına dahil etmeye başladığımız akıllı telefonlardan akıllı saatlere kadar tüm bu ölçüm ve analizlerin kişisel güvenlik duvarlarımızda açılan birer gedik oluşuna özellikle vurgu yapıyor. Sosyal medya dahil tüm bu çevrimiçi ortamlardan elde edilen veriler tüketicilerin zevk ve ihtiyaçlarına göre kategorize edilip onları sonuçta mutlu edecek ürünlerin üretilmesine, satılmasına yönelik stratejilerin üretilmesinde kullanıldığının altı çiziliyor. Ve Davies’e göre bu verileri kullanan tüketici psikologları, tüketici sinirbilimcileri ve piyasa araştırmacılarından oluşan koca bir ordu tek bir ağızdan bizi para harcadığımızda mutlu olacağımıza inandırmaya çalışıyorlar. Çünkü yazarın da altını çizdiği üzere çevresel şartları değiştirmek öznel hisleri değiştirmekten daha zordur, bu nedenle, pozitif psikoloji ortamı değiştiremiyorsan hislerini değiştir, der.

                 Sosyal medyanın, arama motorlarının ve hatta tüm teknoloji şirketlerinin türlü çeşit güvenlik açığı verdiği, kişisel verilerin kolaylıkla el değiştirebildiği, dijital diktatörlüklerin yaratılmaya çalışıldığı bir dönemde William Davies’in bu kitabı, kapısını penceresini sıkı sıkı kapattığımız ama çevrimiçi kalarak hemen tüm kişiselliğimizi ortaya döktüğümüz bir zamanda mutluluk aldatmasıyla nasıl kullanıldığımıza dair önemli bir uyarı. Bizi hedonist uykumuzdan uyandıracak şiddetli bir darbe.

YORUM EKLE

banner650

banner826