banner1518

banner1365

banner1526

banner1345

banner1496

banner1337

27.09.2020, 08:03 229

Merhametsizliğin girdabında kaybolanlar...

Borsada 
tahta kapatmış
hisse senedi gibi
değersizleşti
sevgiler...
Yardımlaşmanın,
paylaşmanın,
karşılıksız aşkların, ölümüne
arkadaşlıkların
ve vefanın
yürekleri ısıtan
eski filmleri de 
yok haliyle...
Öyle ya toplumun
çoğunluğu,
"Asar keser abiler"in
insanları adeta tavuk gibi kestiği
kanlı-canlı ve entrikalı 
filmleri tercih ediyor...
Yani, gaddar
olmayı özendiren
bir toplumsal yozlaşmanın
cenderesine
sıkıştırıldık...
Merhametsizlik girdabında
kaybolmuşların
yaşattığı
acılarla
yuvalara
düşen ateş,
sadece düştüğü yeri yakıyor...
Hani, paylaşmak?..
Hani, dayanışma?..
Bu mu yaratılanı, yaradandan ötürü sevmek?..
Neyse, sizi
düşünceye salacak yazarı bilinmeyen bir öyküyle
baş başa bırakıyorum...

*                *                 *                            
 

İnanç Tarihi dersimin öğrencilerinden biriydi Tommy. Uzun saçlı, değişik
bir gençti. Sınıfta benimle en çok tartışan öğrenci oydu. Tanrı'ya kayıtsız 
şartsız inanmayı kabullenmiyordu. Mezun olurken bana imalı imalı;
-"Günün birinde Tanrı'yı bulacağıma inanıyor musun hocam?" dedi. 
-"Hayır" dedim, yavaşça. 
-"Yaaa" dedi. "Oysa senin, bu derste Tanrı'yı pazarladığını sanıyordum 
hocam..."
Kapıdan çıkıp gitmek üzereyken arkasından bağırdım: 
-"Tanrı'yı bulabileceğini düşünmüyorum. Ama o seni mutlak bulacak bir gün, 
eminim."
Tommy, omzunu silkip yürüdü... Mezuniyetten sonra izini
kaybetmiştim ki acı haberi kendisi getirdi bana... Ölümcül kansere 
yakalanmıştı. Odama girdiğinde; zayıflamış, çökmüştü... Kemoterapi, 
o uzun saçlarını dökmüştü... Ama gözleri halâ pırıl pırıldı... 
-"Birkaç haftalık ömrüm kalmış hocam" dedi. 
-"Sana bir şey sorabilir miyim?" dedim. 
-"Tabii" dedi, "Ne öğrenmek istiyorsun?" 
-"Sadece 24 yaşında olmak ve ölmekte olduğunu bilmek, nasıl bir şey?" 
-"Daha kötüsü olabilirdi... 50 yaşında olmak, kafayı çekmek, kadınlarla 
beraber olmak ve müthiş paralar kazanmayı, yaşamak, sanmak gibi..."

Sonra niye geldiğini anlattı... "Okulun son günü sana Tanrı'yı bulup 
bulamayacağımı sormuş; "hayır" yanıtını alınca şaşırmıştım. Sonra, 
"ama o seni bulur"
dedin... İşte bunu çok düşündüm. Doktorlar 
ciğerimden parça alıp kötü huylu olduğunu söylediklerinde; 
Tanrı'yı aramayı ciddiye aldım birden... Habis ur, diğer hayati 
organlarıma yayılmaya başlayınca, sabahlara kadar dualar etmeye 
başladım... Hiçbir şey olmadı. Bir sabah uyandığımda; ilahi bir mesaj 
alma yolundaki umutsuz çabalarımdan vazgeçiverdim aniden. 
Ömrümün geri kalan vaktini; Tanrı, ölümden sonra hayat falan gibi 
şeylerle geçirmeyecektim. Daha önemli şeyler yapma kararı aldım. 
O zaman gene seni düşündüm... "En büyük mutsuzluk, sevgisiz bir hayat 
sürmektir, bundan daha kötüsü de bu dünyadan, sevdiklerine 
"Seni seviyorum" diyemeden gitmektir"
demiştin...
Son günlerimi bu eksiği gidermekle harcayacaktım işte... 
En zorundan başladım... Babamdan... Oğlu yanına geldiğinde; 
babası, gazete okuyormuş.
-"Baba, seninle konuşmam lazım" demiş Tommy. 
-"Peki, konuş oğlum"
-"Yani, çok önemli bir şey..." 
Babası, gazeteyi 10 santim indirmiş o zaman aşağı; 
- "Neymiş o bakalım?"
-"Baba, seni seviyorum. Bunu bilmeni istedim." Tommy, 
gülümsedi, arkasını anlatırken... Babasının elinden yere düşmüş 
gazete... Hayatında hiç yapmadığı iki şeyi yapmış. 
Tommy'e sarılmış ve ağlamış... Sabaha kadar konuşmuşlar. 
Babası, ertesi sabah işe gitmek zorunda olduğu halde... 
"Annem ve kardeşimle daha kolay oldu" diye devam
etti Tommy... "Onlar da bana sarılıp ağladı. Yıllardır bana 
söylemedikleri, söyleyemedikleri şeyleri anlattılar. Bütün bunları 
yapmak için bu kadar geç kalmış olmama üzüldüm sadece... 
Ölümün gölgesi üzerime düşünce; kalbimi açıyordum, 
bana, aslında çok daha yakın olması gereken insanlara..." 

Nefes aldı Tommy... " Bir gün baktım, Tanrı, orada... 
Hemen yanı başımda duruyor... Ona yalvardığım zaman, 
bana gelmemişti. Onun kendi programı vardı, kendi bildiği gibi 
yapıyordu. Gerçek olan şu ki, haklıydın... 
Ben, onu aramaktan vazgeçtiğim halde, gelip, beni bulmuştu." 

- "Tommy" dedim. "Sandığından çok önemli şeyler söylüyorsun, tüm 
insanlığa... Sen, Tanrı'yı bulmanın en emin yolunu anlatıyorsun. 
Onu, sadece kendine ayırmak, sadece ihtiyaç duyunca aramak 
işe yaramaz... Ama hayatını sevgiye açarsan o, gelir seni bulur. 
Bunu anlatıyorsun farkında mısın?"
Devam ettim; "Tommy, bana 
bir iyilik yapar mısın, bunları gelip sınıfımda da anlatabilir misin?" 

Bir gün tespit ettik. Ama Tommy gelemedi o gün... Ölümle hayatı 
sona ermemişti tabii... Şekil değiştirmiş, büyük bir 
adım atmıştı sadece... İnanmaktan, görmeye geçmişti... 
Ölümünden önce son bir defa konuşmuştuk.
-"Söz verdiğim derse gelemeyeceğim, halsiz ve bitkinim hocam" demişti..
-"Anlıyorum Tommy!"
-"Benim yerime onlara sen anlatır mısın hocam, sen anlatır mısın? 
Herkese, bütün dünyaya, benim için anlatır mısın?"

-"Anlatırım Tommy" dedim. "Anlatırım, merak etme!" 

İnsanlara; "Seni seviyorum" demek için, ölümü beklemenize 
gerek yok, şimdi, hemen şimdi başlayabilirsiniz...
Başlayın ki hayatınız güzelleşsin, zenginleşsin... 

Hem, şimdi başlamazsanız, 
belki de hiç söyleme şansınız olmayabilir...
*                    *                      *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Huzurlu ve sağlıklı günler dileğiyle...

Yorumlar (0)