banner1365

banner1469

banner1345

banner1468

banner1397
13.10.2019, 09:25

Mazlumun bedduası...

Her şeyin bir bedeli var...
İyiliğin de kötülüğün de...
Er ya da geç
herkes yaptığının karşılığını
buluyor...
Zamanı geldiğinde,
herkes o iyi ya da kötü akıbeti
görecek...
Beklemek gerek!..
İyiler sabreder ve
daima kazanır!..
Bugünkü, "Mazlumun bedduası" adlı
öykümle
baş başa bırakıyorum sizleri...
*                     *                   *


Sıtkı Bey, banka müdürlüğünden
emekli olduktan sonra "baba toprağı" diye
memleketine döndü. Hiç evlenmemişti. Memlekette
de uzaktan birkaç akrabasının dışında kimse kalmamıştı ama
yakın arkadaşları vardı. Fikret ve Recep'le
ilişkilerini hiç koparmamıştı. Biraz da onların
ısrarıyla memleketine yerleşti.
İlk işi, babadan kalma iki katlı
bahçeli evini tamir ettirmek oldu. Ankara'dan getirdiği eşyalarla
o eski evin bütün çehresi değişmişti.
Komşuları da iyiydi. Hele, "Sefil Osman"
bir başkaydı. İlçedeki bazı insanlar,
ondan uzak durmalarını
tembih etse de o "Çekemiyorlar"
diye yorumladı.
Sefil Osman, Sıtkı Beyin en yakın arkadaşı olmuştu. Nereye gitse yanındaydı. Çocukluk arkadaşları Fikret ve Recep,
Sefil Osman'a bozuluyordu ama Sıtkı Bey üzülsün istemiyorlardı. Sıtkı Beyin bir dediğini iki etmeyen Sefil Osman,
kardeş gibiydi. Sıtkı Bey, Sefil Osman'a
noterden genel vekaletname bile verdi. Bazen hasta olduğunda
emekli maaşını Sefil Osman bankadan alıyordu. Sıtkı Bey, her cumartesi akşamı olduğu gibi
çocukluk arkadaşı Fikret ve Recep'le buluştu. O akşam Sefil Osman
yemeğe gelmedi. Bir akrabasının düğününe
gideceğini söylemişti. Fikret, Sefil Osman'ın yokluğundan
yararlanarak, arkadaşı Sıtkı'ya
onun nasıl bir insan olduğunu anlatacaktı. "Sıtkı" dedi. "Herkesin Sefil dediği Osman'ın lakabı aslında 'Rezil'dir. Şundan uzak dur." Sıtkı Bey,
Sefil Osman'ın bir yanlışlığını görmediğini söyleyerek,
konuyu kapatmasını istedi. Fikret "Ama..." diye devam edecek oldu,
Sıtkı Bey, konuyu değiştirdi.
Geç vakit olmuştu. Recep ve Fikret, aynı mahallede oturuyordu. Sıtkı Beyin evi lokantaya yakındı. O yürüyerek, 
Recep ile Fikret taksiyle eve gitti.
Sıtkı Bey, eve girer girmez
bir bardak sıcak süt hazırladı.
Süt kaynarken,
onun aklı Fikret'in söylediklerine de takıldı. Niçin böyle 
konuşmuştu? Gözünü uyku tutmadı. Sabahın ilk ışıklarıyla
uykuya daldı. Kalktığında
limonlu suyunu içti. Kahvaltı hazırlamadı,
canı çorba içmek istemişti. Üstünü giyinip
lokantaya gidecekti. O sırada kapının zili çaldı. "Hayırdır inşallah" diye kapıyı açtığında,
üç tanımadığı adamı
karşısında buldu. "Buyrun" dedi.  Kirli sakallı iri yarı adam,
"Bu evin yeni sahibi biziz. Sana bir hafta süre. Evi boşalt" dedi. Sıtkı Bey, şaşırmıştı. Onlara yanlış yere geldiklerini söylediğinde,
adam elindeki tapuyu gösterdi. Sıtkı Bey, beyninden vurulmuşa döndü. Sefil Osman'a genel vekaletname verdiğini hatırladı. Yere düşmemek için kapıya tutundu. "Tamam" diyerek kapıyı kapattı.
Nasıl da güven duymuştu. Hayatta kimsesi olmadığı
için evini ve bankadaki parasını da Sefil Osman'a bırakmak için
bir vasiyetname hazırlamayı bile düşünüyordu.
Ruhu daralmıştı. Üstünü çabukça giyip, kendini dışarı attı. Nereye gittiğini bilmeden şuursuzca yürüyordu. Fikret'in, "Sıtkı, Sıtkı" diye seslendiğini fark etti. Fikret, koşar adımlarla yanına gitti. "Duydum kardeşim üzüldüm. Ancak beni hiç dinlemedin" diye serzenişte bulundu.
"Bak Fikret" dedi Sıtkı Bey, "Onlar malımı geri getirecekler."
Fikret, içinden Sıtkı'nın nasıl bu kadar saf olabildiğine
söylendi. "Geri getireceklermiş. Hangi zamanda yaşıyordu bu adam? Nasıl bankacılık yapmıştı?"
Birlikte sessizce yürürken, Recep  "Beni de bekleyin" dedi.
Recep, Sefil Osman'ın yaptığı ihaneti duymuştu. Sıtkı Bey, "Beddua ettim" dedi. Recep de "Tuttu öyleyse"
deyince, ikisi de ona dikkat kesildi.
Sefil Osman," akrabamın düğününe" diye
kumar oynamaya gitmişti. Bütün parasını kaybettiği
gibi borçlanmıştı. Kumarhaneciler
ertesi günü silahlarıyla evini basıp,
eşyalarını toplamaya kalkıştıklarında,
o da Sıtkı Beyin genel vekaletnamesiyle
evi tefecilere devretmişti. Üstüne para da almıştı. 
İkisi de merak içindeydi. Recep, devam etti. Kumarhaneye düzenlenen
polis baskınında,
Sefil Osman'a ait senetler bulunmuştu. Sorguda
her şey itiraf edilmişti. "Yani" dedi Fikret. "Sıtkı, kurtuldu mu?"
Recep, "Biraz zaman alacak
ama evet" dedi. O ana kadar sessiz kalan
Sıtkı Bey, Fikret'e döndü. "Onlar malımı geri getirecekler,
dememiş miydim?"

Fikret başıyla onayladı ama arkadaşını hala anlayamıyordu. Sıtkı Bey, "Peygamberimizin hadisi var" dedi. "Mazlumun bedduasından sakınınız. Çünkü o kendisinden zulmen alınan hakkını Allah'tan ister ve Hz. Allah da hak sahibinin hakkını mutlaka verir.”
Ertesi gün olduğunda,
olay gazetelere yansıdı. Kumarhaneci ile adamları
ilk sorguları sonucunda tutuklandı, Sefil Osman ise 
tutuksuz yargılanmak üzere serbest kaldı.
Sıtkı Bey, yakın arkadaşları
Fikret ve Recep'le yemekte buluştu. Hesabı her zaman ortaklaşa verirlerdi. Bu kez 
"Benden" dedi Sıtkı Bey ve
arkadaşlarından Sefil Osman için özür dileyerek,
"Denenmişi denememek lazımmış" dedi. Sonra hep birlikte gülüştüler...
 
 
*                        *                          *

Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle...

  

Yorumlar (0)
11°
açık
Namaz Vakti 13 Kasım 2019
İmsak 05:45
Güneş 07:14
Öğle 12:24
İkindi 15:00
Akşam 17:24
Yatsı 18:47