MARİFET ANT İÇMEKTE DEĞİL…

Sözde Güney Afrika'da bir üniversitenin giriş kapısında aşağıdaki mesaj yazıyormuş, doğru mu bilmiyorum ama anafikri mükemmel:

"Herhangi bir ulusun yok edilmesi atom bombası veya uzun menzilli füzelerin kullanılmasını gerektirmez. Sadece eğitim kalitesini düşürmek ve sınavlarda kopya çekilmesine izin vermek yeterlidir.

Hastalar, bu tür doktorların ellerinde ölür.

Binalar, bu tür mühendislerin ellerinde çöker.

Para, bu tür ekonomistlerin ve muhasebecilerin elinde kaybolur.

İnsanlık, bu tür din görevlilerinin elinde ölür.

Adalet, bu tür yargıçların elinde kaybolur ...

Eğitimin çöküşü bir milletin topyekün çöküşüdür”

Bir haftadır havanda su dövüyoruz, “vay efendim Danıştay nasıl olur da beş yıl aradan sonra kendisini yürütmenin ve yasamanın yerine koyarmış ve ‘Andımız’ın okullarda yeniden okunmasına karar verirmiş!

Uygulamayı kaldıranlar böyle diyor…

AK Parti’nin her uygulamasına itiraz edenler ise Andımız okunmazsa gençlik Atatürk’ün yolundan çıkarmış, tembel, yalancı vs. olurmuş, Danıştay çok yerinde bir karar vermişmiş de miş miş miş…

Yazımızın girişindeki özlü söz, her şeyi özetliyor aslında!

Marifet her sabah ant okumakta değil, okunan anttaki öğütlere uymakta. Her sabah Türküm doğruyum çalışkanım demekle; ne Türk ne doğru ne de çalışkan olunmuyor!

Japonya ve Kanada, dünya ekonomisine hükmeden iki büyük ülke, bu iki ülkede yaşayan ve çocuklarını bu ülkelerde okutan iki eski dostuma sordum, “sizin oralarda da ant içiyor mu çocuklar” diye!

İki ülkede de böyle bir uygulama yokmuş.

Hadi Kanada neyse göçmen ülkesidir, orada olmaması gayet normal fakat Japonlar…

Onur her şeyden öndedir onlar için ve dünyanın en sağlam milliyetçi uluslarından biridir!

Nasıl olur da onlar çocuklarına her sabah Japonum, doğruyum, çalışkanım dedirtmezler ve buna rağmen İkinci Dünya Savaşı’nda ekonomisi batmış bir devletten 70 senedebir dünya devine dönüşmüşler ki?

Ant okuyarak olmadığı kesin!

Eğitim sistemimiz yamalı bohçaya çevrilirken gıkı çıkmayanlar, bugün Andımız üzerinden bir bardak suda fırtınalar koparıyor!

Bırakın Andımızı falan… Kimin Türk kimin Kürt olduğuna devlet karar vermesin.

Sorarım size; çocuklarımızı dürüst, namuslu, çalışkan birer birey olarak yetiştirmek varken, Reşit Galip’in yazdığı ant üzerinden mükemmel bir millet devşirmeye çalışmak, hiç çabalamadan sadece dua ederek gökten altın yağmasını beklemek kadar safdillik değilse nedir?

YORUM EKLE
YORUMLAR
hasan
hasan - 4 hafta Önce

Kaç nesil andımızla büyüdü, kanadadan japonyadan bize ne. Türk 'üm doğruyum çalışkanım diye başlayan bir andımız varken çocuklarımıza başka ne okutalım? Türk kelimesine bu kadar rahatsız olan varsa önce bu ülkede yaşamasın, Danıştayın kararı hukuken çok doğrudur, ifadeside çok yerindedir, aksini düşünen kim varsa zarardadır

Mehmet tekin
Mehmet tekin - 4 hafta Önce

Sözün özü budur dağa fazla lafa gerek yok

Hasan Bulut
Hasan Bulut - 3 hafta Önce

Güzel bir yazı kalemine ve yüreğine sağlık ağabey...

Recep bulur
Recep bulur - 3 hafta Önce

Cok guzel bir anlatim olmus ustadim kisilikte durustluk olmali

banner910

banner939