İnsan, inancını ve hissiyatını her daim yeniden üretir. O daimi zamanda ve mekânda, bu yeniden üretimi nasıl gerçekleştirdiği ise, o insanın kültürünü oluşturur. Bir başka ifadeyle, kültür, deneyimleriyle ve birikimleriyle, bir insanın yaşamını nasıl ürettiğinin açıklamasıdır. Buna istinaden, değerleri, inançları ve düşünceleri ortaya çıkartan, geliştiren ve onları değiştiren başlıca öğe, insanın kendini belli zamanda ve ortamda nasıl ürettiğidir.
Her toplumda, insanlar kendilerini farklı şekilde ifade ederler. Dolayısıyla, her toplum farklı bir kültüre sahiptir. Toplumların farklı ilişki üslubuna, farklı tartışma biçimine ve farklı yemek yeme tarzına sahip olmaları buna örnek gösterilebilir. Örneğin; her iki kültürde de yemek kaşıkla yeniliyor olabilir. Ki; buna Kültürel Benzerlik denilir. Ama bir kültürdeki kaşık biçimi ve o kaşığın kullanımı diğer kültürdekinden farklı olabilir.
Kültürsüzlük diye bir şey de yoktur. Olamaz! Çünkü; insanın yaşadığı her yerde kendini ifade ediş biçimleri vardır. Dolayısıyla, her an ve her ortamda kültür vardır.
Yemek yemek ve barınmak, insana özgü evrensel gerçeklerdir. Yani, insanın susadığı ve su içtiği, evrensel gerçeklerdir. İnsanın suyu nasıl içtiği ise kültüreldir.
Kültürel Değişim – Kültürel İlişki
İki toplum, birbirinin müziğini dinliyor veya filmini seyrediyor olabilir. Ki; böylesi bir kültürel ilişkide, karşılık yani kültürel bağlamda değiş tokuş vardır. Ne var ki; bir toplum diğerinin kültürel ürününü kullanıyorsa; diğer toplumsa, öbürünün kültürünü kullanmıyorsa, bu kültürel anlamda dengesiz bir ilişkidir. Bu tür ilişkilere “Karşılıklı Bağımlılık” yerine, “Kültürel Sömürü” denilir.
Popüler Kültür, tüketim kültürüdür. En beğenilen ve önem verilen düşünceleri, ürünleri ve tüketimleri ifade eder. Ürünlerle ve onları tüketmekle, değerler ve statüler de canlı birer ürüne dönüşür. Popüler Kültür’ün mutlak kazananı ise, Kapitalizm olur.
Kitle Kültürü, önceden kesilip biçilmiş ve paketlenip kitlelerin kullanımına sunulmuş bir kültürdür. Oyunlarımızı, oyuncaklarımızı artık biz üretmiyoruz. Onlar bize dayatılan yaşamın çoktan beri birer parçası ve öyküsü; çetrefilli sömürünün bir parçası olmuşlardır.
Küresel Kültür ise, kurgulanmış bir kültürdür. Herhangi bir yere, dine, inanca veya herhangi bir dünya görüşüne bağlı değildir.
Ulusal Kültür
İçinde birden fazla kültür barındırır. Bundan dolayı, hiçbir ülkede, Ulusal Kültür’den bahsedilemez. Öyle ki; Amerikan Kültürü, yanlış bir tanımlamadır. Yani, Amerikan Kültürü Yoktur! Bunun nedeni; Amerikan Kültürü değil, Amerika’daki endüstriyel yapının hükmünde bir endüstriyel kültür vardır.
Bana Özel Açıklama
Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Bosna–Hersek Komisyon Başkanı Selçuk Kurtsatar, araştırma konuma ilişkin bana özel açıklamada bulundu. Bu bağlamda, Balkan Türk Kültürü'ne ilişkin tespitlerini benimle paylaştı.
Balkan Türk Kültürü'nün Osmanlı zamanından miras kalan köklü bir Türk – İslam geleneğiyle, Balkan halklarının kültürel unsurlarının harmanlandığı kendine özgü bir yapı olduğu tespitinde bulunan Kurtsatar, Türk dilinin ise, Balkanların birçok bölgesinde, özellikle de Makedonya, Kosova ve Bulgaristan’da, yüzyıllardan beri canlılığını koruduğunu vurguladı.
Kültürel Etkileşim
Başkan Kurtsatar, Balkan Türkleri'nin tarihsel süreçte, Anadolu'ya dönüşleriyle, kendilerine özgü kültürel değerleriyle, Anadolu’da yeni yaşamaya başladıkları yörenin kültürü arasında kültürel etkileşimde bulunduklarını açıkladı.