Kültür Neden Değişir?

Kültür Neden Değişir? / Prof. Dr. Bekir ŞİŞMAN

Kültür; insan davranışlarına ve bu davranış yolu ile imal edilen sanat (zanaat) ürünlerine şekil veren, değer ve fikir katan mana sistemlerinin bütünüdür. Kültür bir yönüyle yaşam biçimidir, bir yönüyle yaşam içeriğidir; kuşaklar arası aktarılabilen bellektir. Bu bellek insan zihninin ürettiği somut olan ve somut olmayan bütün değerleri ihtiva etmektedir.

Kültür bir milletin dil, din, çevre, ekonomi, tarih, milli bilinç ile törelerinden hareketle geçmişten gelen ve geleceğe uzanan birikimlerinin bir bütünüdür. Kültürün, maddi ve manevi olmak üzere iki veçhesi vardır. Maddi kültür; teknik, araç-gereç, makine, üretim araçları ile maddi yapılardır. Manevi kültür ise; bir milleti diğer milletlerden ayıran örf ve âdetler, kolektif davranışlar, değer hükümleri, ahlak anlayışı, sosyal normlar ve zihniyet değişikliğidir.  

Kültür denilen olgu statik değil, dinamiktir yani değişkendir. Tarihi süreç içerisinde kültürler gelişerek değişir ya da değişerek gelişir. İnsanlık tarihi içerisinde kültürel değişme uzun süre yavaş seyretmiştir. Kültürel değişmeler daha çok toplumsal değişmelere bağlı olarak seyrettiğinden; sanayileşme, teknolojik gelişmeler, köyden kente göç, kentleşme, ekonomik gelişmeler, eğitim düzeyinin artması, ideolojik gelişmeler, yeni keşif ve icatlar ile kitle iletişim araçları ile görsel medyanın yaygınlaşması kültürel değişimi olumlu ya da olumsuz yönde zorunlu kılmıştır. Bu durum kültürün zorunlu olarak değişmesi kavramını ortaya çıkarmıştır.

Bütün toplumlarda kentleşme ile birlikte geleneksel kültür ile kent kültürü (modern kültür) karşı karşıya gelmektedir. Her alanda olduğu gibi, egemen olan kent kültürü geleneksel kültürü kendi lehine evirmektedir. Bu evirilme, geleneksel kültürün tam olarak ortadan kalkması şeklinde değil, farklı biçimlerde kendini devam ettirmesi şeklinde görülmektedir.

Kentleşme ve kente göç olgusuyla birlikte göç edenlerin kentteki gelirleri, çalıştıkları işler, yerleşim şekilleri ve evlerindeki değişmeler yani maddi kültür ortamındaki değişmeler daha hızlı seyretmektedir. Ancak bu değişmeler aynı hızla olmamakla beraber manevi kültür alanına da yansımıştır. Çünkü insanların yaşam alanlarının değişmesi, yaşam biçimlerini de değiştirmektedir.   

Türkiye’deki ‘Köy Sosyolojisi’ açısından bakıldığında köylerdeki toprak veya ahşap evler ilk önce taş, sonra betonarme evlere; topraktan veya betondan olan düz dam daha sonra kiremitten bir çatıya; büyük ailelerde evli çiftlerin yatak odalarında bulunan duş yerleri/dolapları evdeki tek göz banyoya, ağaç kaşıklar metal kaşıklara dönüşmüştür. Evin dışında olan tuvaletler evin içine alınmış; yerde yenilen yemekler masalarda yenilmeye başlanmıştır. Bakır kaplar önce alüminyum kaplara, sonra da teflon ve çelik kaplara dönüşmüştür. Şehirle birlikte köylerde de doğal içeceklerin yerini artık fabrikasyon içecekler, doğal olarak üretilen ürünlerin yerini kapıya kadar getirilen ve satın alınan meyve ve sebzeler almıştır. Kuzine sobalar yavaş yavaş yerini tüplü ocaklara, süslü sobalara, elektrikli fırınlara bırakmış ve nihayet soba ile karşılanan ısınma ihtiyacı, köy evleri için özel üretilen kat kaloriferleriyle karşılanmaya başlanmıştır.

Türkiye’de sanayileşmenin ve tarımda makineleşmenin doğal bir sonucu olarak halk kentlere âdeta hücum etmiş; fabrikaların çevrelerine veya şehrin kenar mahallelerine kitleler halinde yerleşmiştir. Neticede kentleşme, kentlileşme, ekonomi, eğitim, medya gibi çeşitli faktörlerin de etkisiyle geleneklerimizde gözle görülür bir değişim yaşanmıştır. Bu değişimin izlerini sürebileceğimiz en önemli alanlardan biri de evlilikle ilgili âdet ve geleneklerimizdir.

Kültürel anlamda köy ve sokak düğünlerinin yerini salon düğünleri, düğün yemeklerinin yerini cola-pasta türü içecek ve yiyecekler; gelinin başından saçılan buğday, şeker ve bozuk paranın yerini konfetiler; el emeği-göz nuru çeyizlerin yerini fabrikasyon/hazır çeyizler; davul-zurnanın yerini org, atın yerini otomobil, duvak töreninin yerini balayı almıştır. Ve bütün bunlar toplumsal değişimin kültürel değişime etkisi olarak kabul edilmelidir.

Geleneğin en önemli özelliği sürdürülebilir olması, yani devamlılık arz etmesidir. Ancak dinamik olan gelenekler, insanların ihtiyaçlarına cevap verebildikleri sürece devamlılık arz ederler. Bir ihtiyacı karşılayamayan gelenekler ya kaybolurlar ya da yerlerini yenileri alır. Kimisi de zamanın ve mekânın şartlarına göre özünü kaybetmeden evirilirler.

YORUM EKLE
YORUMLAR
ERGÜN UZUN
ERGÜN UZUN - 2 hafta Önce

ÇOK GÜZEL AYNEN HEPSİ DOĞRU


,

banner910

banner826