banner1365

banner1469

banner1345

banner1468

banner1397
24.04.2019, 09:25

Kültür Değişmesi

Kültür; insan davranışlarına ve bu davranış yolu ile imal edilen sanat (zanaat) ürünlerine şekil veren, değer ve fikir katan mana sistemlerinin bütünüdür. Kültür bir yönüyle yaşam biçimidir, bir yönüyle yaşam içeriğidir; kuşaklar arası aktarılabilen bellektir. Bu bellek insan zihninin ürettiği somut olan ve somut olmayan bütün değerleri ihtiva etmektedir.


Ziya Gökalp, kültürün manevi olanını ‘kültür’, maddi olanını ise ‘medeniyet’ olarak kabul eder ve şöyle der: Kültür millidir, medeniyet ise milletlerarasıdır. Kültür bir milletin din, ahlâk, hukuk, akıl, estetik, ekonomi ve teknikle ilgili yaşayışlarının bir bütünüdür. Medeniyet ise gelişmişlik düzeyi aynı olan milletlerin toplumsal hayatlarının ortak bir bütünüdür.  


Umay Türkeş Günay’a göre “kültür değişmesi”, bir toplumun mevcut düzeninin maddi ve manevi medeniyetinin bir tipten başka bir tipe geçmesidir. Kültür değişmesi, bir toplumun siyasi yapısında, idari kurumlarında, toprağa yerleşme tarzında, iman ve kanaatlerinde, bilgi sisteminde, terbiye anlayışında, kanunlarında, maddi âlet ve vasıtalarında, bunların kullanılmasında, toplumsal ekonomisinin dayandığı tüketim maddelerinin sarfında az çok meydana gelen değişimleri ihtiva eder. Kültür değişimi söz konusu olduğunda ise bundan öncelikle etkilenen kurumların başında aile gelmektedir 


Mümtaz Turhan’a göre ise; bir toplum veya grup içerisinde kültür değişmelerinin meydana gelebilmesi için ya çevresinde coğrafi veya sosyal bir değişikliğin olması, bu şartlarda mevcut sistemin yeni şartlara intibak edememesi yahut başka kültürlerle temasa geçilmesi ya da bütün bunların hep birden olması gerekmektedir. Birbiriyle temasa geçen cemiyet veya sosyal grupların bir diğerine karşı takınacakları tavırlar, bu toplulukların birbirinin kültürlerini ve bunlara ait unsurları anlayabilmeleri, bunların kültürleri arasındaki benzerlik veya farklılıklar, nihayet maddi kültürle manevi kültür arasındaki münasebetler, kültür değişmelerine etki etmektedir.


Kültür denilen olgu statik değil, dinamiktir yani değişkendir. Tarihi süreç içerisinde kültürler gelişerek değişir ya da değişerek gelişir. İnsanlık tarihi içerisinde kültürel değişme uzun süre yavaş seyretmiştir. Kültürel değişmeler daha çok toplumsal değişmelere bağlı olarak seyrettiğinden; sanayileşme, teknolojik gelişmeler, köyden kente göç, kentleşme, ekonomik gelişmeler, eğitim düzeyinin artması, ideolojik gelişmeler, yeni keşif ve icatlar ile kitle iletişim araçları ile görsel medyanın yaygınlaşması kültürel değişimi olumlu ya da olumsuz yönde zorunlu kılmıştır. Bu durum kültürün zorunlu olarak değişmesi kavramını ortaya çıkarmıştır. 


Bütün toplumlarda kentleşme ile birlikte geleneksel kültür ile kent kültürü (modern kültür) karşı karşıya gelmektedir. Her alanda olduğu gibi, egemen olan kent kültürü geleneksel kültürü kendi lehine evirmektedir. Bu evirilme, geleneksel kültürün tam olarak ortadan kalkması şeklinde değil, farklı biçimlerde kendini devam ettirmesi şeklinde görülebilmektedir.


Mustafa Erkal’a göre, kentleşme ve kente göç olgusuyla birlikte göç edenlerin kentteki gelirleri, çalıştıkları işler, yerleşim şekilleri ve evlerindeki değişmeler yani maddi kültür ortamındaki değişmeler daha hızlı seyretmektedir. Ancak bu değişmeler aynı hızla olmamakla beraber manevi kültür alanına da yansımaktadır. Çünkü insanların yaşam alanlarının değişmesi, yaşam biçimlerini de değiştirmektedir.  

 
Kentlileşme sürecinde kişinin yetişmiş olduğu geleneksel kültür ile kent kültürünün bazı alanlarda çatıştığı görülür. Kişi bir yandan kent kültürüne uyum sağlamaya çalışırken bir yandan da kırsaldan getirmiş olduğu kültürü yaşatmak ister. Bu iki durum arasında çatışma yaşayan birey sonunda baskın olan, içerisinde yaşamını devam ettirmeye çalıştığı kent kültürüne zorunlu olarak uyum sağlamaya çalışır. Bireyin kültürel anlamda kentlileşme süreci, işte bu çatışmanın sonucunda oluşmaya başlar ve bazen bu süreç birkaç nesil devam edebilir.


Netice olarak; kültürel değişim kaçınılmaz bir süreçtir. Bu süreç yaşanırken kültürün ana kaynakları mutlak korunmalı ve geleceğe aktarılmalıdır. Eğer bu değişim süreci planlı bir biçimde işletilemezse bireyler hızlı değişimle birlikte geçmiş kültürlerini de kaybederler ve bunun neticesinde yeni karşılaştıkları kültürler karşısında bocalarlar ve kültürel bir şok yaşarlar. Bu ise kültürel çatışmaların ve infiallerin fitilini ateşler. İşte burada sosyal bilimcilere önemli görevler düşmektedir.

Yorumlar (5)
Mehmet BOZKURT 7 ay önce
Hocam, muazzam bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık.
Cemali DEMİR 7 ay önce
Kültür aslında bir milletin kimliğidir. Değişimi kimliğimizi kaybetmeden yaşamalıyız.
Kültürün önemini bir kez daha hatırlattığınız için teşekkürler.
Cemali Demir 7 ay önce
Kültürel değişim üzerine güzel bir yazı.
GÖZDE AYKAN 7 ay önce
Hocam emeğinize ve düşüncenize sağlık,sizlerin sayesinde hepimiz yeni bilgiler öğreniyor ve yeniden doğuyoruz..
GÖZDE AYKAN 7 ay önce
Hocam emeğinize ve düşüncenize sağlık, sizlerin sayesinde hepimiz yeni bilgiler ediniyoruz ve yeniden doğuyoruz teşekkürler..
banner1381
16°
kapalı
Namaz Vakti 14 Kasım 2019
İmsak 05:47
Güneş 07:15
Öğle 12:24
İkindi 14:59
Akşam 17:23
Yatsı 18:46