Kıymetli Okuyucularım,
Dedem derdi ki:
“Benzemek istemediğin kişilerle karışma.”
İlk duyduğumuzda basit bir öğüt gibi gelir. Ama biraz düşündüğümüzde, insanın hayatına yön verecek kadar derin bir anlam taşıdığını fark ederiz. Çünkü insan, birlikte vakit geçirdiği kişilerden etkilenir. Onların alışkanlıkları bize sızar, düşünce biçimleri zihnimize yerleşir, davranışları ise zamanla “normal” kabul edilmeye başlanır.
- Sürekli şikâyet edenlerin arasında kalırsanız, bir süre sonra siz de hayatı şikâyetle anlatmaya başlarsınız.
- Sürekli çatışma yaşayanların arasında kalırsanız, bir gün fark edersiniz ki siz de aynı gerginliğin içinde nefes alıyorsunuz.
- Disiplinsiz bir ortamda yaşarsanız, hedefleriniz bulanıklaşır, odak gücünüz zayıflar.
Bu kibir değildir; bu insanın kendine karşı dürüst olmasıdır. Herkesin kendine sorması gereken basit ama önemli bir soru vardır:
“Ben bu grubun ortalamasına dönüşmek istiyor muyum?”
Çünkü çoğu zaman insan, içinde bulunduğu çevrenin ortalamasına dönüşür. Tahammül ettiğimiz konuşmalar, haklı gördüğümüz davranışlar, alkışladığımız alışkanlıklar… Hepsi zamanla karakterimizin bir parçası hâline gelir.
Çevre Seçiminin Gücü
Çevre seçimi, bir düşünce ve yaşam anlayışı meselesidir. Bazı insanlar şöyle düşünür:
- “Yalnız kalırsam değerim azalır.”
- “Uyum sağlamazsam dışlanırım.”
- “İyi insan herkesle iyi geçinmelidir.”
Bu düşünceler yüzünden insanlar, kendilerini aşağı çeken ortamlarda kalmaya devam eder. Oysa gerçek şudur: Çevre sadece bugünü etkilemez; kim olmayı normal gördüğümüzü de belirler. Bazıları gelişir ve büyür, bazıları ise yıllarca aynı yerde dönüp durur. Çünkü karakter sadece yalnızlıkta değil, insanların arasında şekillenir.
“Ben” mi, “Biz” mi? Bir düşünce sadece bireysel çıkarı mı büyütüyor, yoksa topluma katkı mı sunuyor?
- “Ben” diyen fikirler çoğu zaman yalnız kalır.
- Ama “Biz” diyebilen düşünceler toplum olur, millet olur, geleceğe dönüşür.
Fikirler paylaşıldıkça çoğalır. Usta ile çırak arasındaki bağ da bunun bir örneğidir. Usta öğretir, çırak öğrenir; öğrendiğini geliştirir ve yarınlara taşır. Eğitim de aynı zincirin önemli bir halkasıdır. Öğretmen öğretir, öğrenci öğrenir, toplum gelişir.
Eğitimde Acı Bir Kaybımız
İstanbul Çekmeköy’de bir meslek lisesinde yaşanan bıçaklı saldırı, eğitim camiasını ve kamuoyunu derinden yaraladı. Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde görev yapan 44 yaşındaki Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik, 11. sınıf öğrencisi tarafından gerçekleştirilen saldırıda yaşamını yitirdi.
Hocamızı Rabbim rahmetiyle kuşatsın, mekânını cennet etsin. Ailesine ve sevdiklerine sabırlar versin.
Bir öğretmen kolay yetişmez. Bir neslin karakterinde, düşüncesinde ve geleceğinde öğretmenin emeği vardır. Bu kayıp, bize bir kez daha aile ve eğitim sorumluluğunu hatırlatmaktadır.
Ailenin ve Eğitimin Rolü
Aile olmak, sadece çocuğu dünyaya getirmek değildir. Aile olmak; çocuğa saygıyı, sorumluluğu, disiplini ve insan olmanın değerini öğretmektir.
Unutmamalıyız ki:
Bir toplumun geleceği, evde başlayan eğitimle, okulda büyüyen saygıyla şekillenir.
Hatırlatıcı Sözler;
- “Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir.” — Kazım İlhan
- “Sevginin özü, kendi sevgini göstermekle başlar.” — Kazım İlhan
- “İnsanın ilim ve edebi, en büyük varlığıdır. Eskimez, çürümez, kaybolmaz.” — Mevlana
- “Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır.” — Kazım İlhan
Birlikte “siz” ve “biz” demeden, sevginin nefesiyle büyüyen, sağlıklı ve neşeli yarınlara yürüyelim.
Hoşça kalın.
Kazım İlhan
Sosyolog ve Aile Danışmanı