Kentler, imgeler ve simgeler

İmge, duyularla alınan ve bir uyarıcı söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne, hayal, imaj ve olaylar olarak tanımlanır. İmge bir form taşıdığında, bu forma simge/sembol denir. Simge imgeyi taşır, ancak simge değişse bile imge kalıcıdır ve imge formsuz da varlığını devam ettirebilir. Simge, imgeyi yansıtır ve çağrıştırır bir tarzda olmalıdır. Simge bir kabuktur, imgeye giydirilmiş bir kılıftır aslında. Bu durumu biraz daha anlaşılabilir kılmak için şöyle bir örnek vermek yerinde olacaktır. Samsun, bağımsızlığa giden yolda önemli şehirlerin başında gelir. Samsun denilince milli mücadelede ilk adım akla gelir; Samsun için ilk adım bir imgedir. Bandırma Vapuru ve Kurtuluş Yolu ise bunun birer simgesi yani sembolüdür.

genellikle simgeleriyle anılırlar. Bir kenti tanıtmanın en etkili yolu kullanılan simgelerdir. Ayrıca kent bu simgeler sayesinde akılda kalıcı bir nitelik kazanmış olur. Paris'in Eyfel Kulesi, Londra'nın Big-ben'i, Newyork'un Hürriyet Anıtı, Roma'nın Kolezyumu, Sidney'in Opera Binası, Çin'in Seddi, Mısır'ın Piramitleri, Pisa Şehri'nin Pizza Kulesi, İstanbul'un Ayasofya'sı, Moskova'nın Kremlin Sarayı, Köln'ün Katedrali kültür ve tarih turizmi bağlamında dünya çapında ünlenmiş olan simgelerdir.

Ayrıca ülkemiz içerisinde yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdikleri kimi tarihi ve kültürel şehirler/mekanlar da simgeleriyle anılırlar. İstanbul'un Sultanahmet Camii, Kız Kulesi ve Galata Kulesi, Ankara'nın TBMM Meclisi, Anıtkabir'i ve Ata Kulesi, Trabzon'un Sümela Manastırı, İzmir'in Saat Kulesi, Çanakkale'nin Şehitliği ile Truva ve Assos Antik Kentleri, Diyarbakır'ın Surları, Konya'nın Mevlana Türbesi, Şanlıurfa'nın Balıklı Gölü, Bursa'nın Uludağ'ı ve Ulu Camii, Erzurum'un Çifte Minareli Medresesi ve Oltu Taşı, Van'ın Gölü, Denizli'nin Pamukkale Travertenleri, Edirne'nin Selimiye Camii, Rize'nin Ayder Yaylası, Nevşehir'in Peribacaları, Kayseri'nin Erciyes Dağı, Gaziantep'in Zeugma Antik Kenti, Eskişehir'in Lüle Taşı ve Zonguldak'ın Taşkömürü Türkiye'deki şehir imge ve simgelerine verebileceğimiz en önemli örneklerdendir.

Ayrıca yöresel mutfağın bir imge olarak değer taşıdığı şehirlerimiz de mevcuttur. Afyon'un kaymağı, Antalya'nın portakalı, Kayseri'nin pastırması, Çorum'un leblebisi, Kahramanmaraş'ın dondurması, Gaziantep'in baklavası, Şanlıurfa'nın isot biberi, Adana'nn kebabı, Diyarbakır'ın kadayıfı, Erzincan'ın tulum peyniri, Kars'ın kaşar peyniri, Rize'nin çayı, Trabzon'un hamsisi ve kuymağı, Balıkesir'in höşmerimi ve zeytinyağı; Samsun’un ise pidesi ve simidi kentsel imgeler olarak kullanılan ürünlerin/gıdaların başında gelmektedir.

Yerel imgelerin büyük bölümünün yöresel gıdalara ait olduğu görülürken (Beypazarı kurusu, Malatya kaysısı, Çorum leblebisi, Kayseri mantısı, Afyon kaymağı, Kars kaşar peyniri, Ankara balı, Amasya elması vs.); ikinci olarak el sanatlarının (Oltu taşı, Sürmene bıçağı, Bayburt ihramı, Devrek bastonu, Eskişehir lületaşı, Erzincan bakırı, Buldan dokuması vs.), daha sonra geleneksel mimarinin (Safranbolu evleri, Beypazarı evleri, Amasya evleri, Şanlıurfa Harran evleri vs.) ve zirve şahsiyetlerin (Konya'da Mevlana, Nevşehir'de Hacı Bektaş-ı Veli, Eskişehir'de Yunus Emre, Bolu'da Köroğlu, Amasya'da Şehzadeler vs.) kentsel imgeleri oluşturdukları görülür.

Türkiye'de kültür endüstrisi alanında yapılamayanların başında imge oluşturma veya oluşmuş hazır imgeleri kullanamama veya küresele taşıyamama sorunu gelmektedir. Folklorun oluşturduğu ortak bellek ve paylaşılan deneyim sonuna kadar kullanarak "Fransız mutfağı", "Çin mutfağı", "Japon mutfağı" gibi güçlü kültür imgeleri oluşturulmuştur. Bu imgeler mutfak sanayi olarak dünyanın dört bir yanına dağılmakta ve bu imgeyi oluşturan ortak belleğin insanları, dünyanın her tarafına kültürel ürün ve imge satmakta ve çok önemli gelir ve istihdam alanları oluşturmaktadırlar.

İşte tam da burada kültür bilimcilerin, yerel idarecilerin, bilim adamları ve bürokratların bir araya gelip, hangi kültürel değerlerin bu şehri temsil yeteneğine sahip olduğuna; yine bu değerlerin birer imge olarak, kent kimliğinin oluşmasına ve bir istihdam alanı olarak görülen kültür endüstrisinin canlanmasına ne denli katkı sağlayabileceğine karar vermeleri gerekmektedir. Bu yazımızın temel amaçlarından biri de muhtemel bu türden ortak çalışmalara kapı aralamaktır.

YORUM EKLE

banner849

banner826