banner1223

Kenevir ve fındık

3 Mart günü Samsun'a mitinge gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan;

“Vezirköprü hazır ol. Kenevir işin pilot ili Samsun olacak. Samsun’un endüstri bölgesi olması için çalışmaları başlattık. Türkiye’ye değil, tüm dünyaya ihraç edeceğiz. Samsun’u yerli ve uluslararası yatırımcılar için önemli bir kent haline getireceğiz” diye konuştu. Aslında söylenmesi gereken her şeyi söyledi, tespitler tam reçete niteliğinde, ama acaba biz ve bizi yönetenler ne kadarını anladı bir bakmak gerek. Malum elimizde bir fındık faciası var.

Biliyorsunuz, Türkiye, fındıkta dünya üretiminin yüzde 75’ine sahip. Halk arasındaki söyleme göre de fındığın borsası Almanya’da. Her ne kadar zamanın milli savunma bakanı Nurettin Canikli, “Hamburg’da fındık borsası yok” dese de halkın asıl kastettiği fındığın fiyatını belirleyenlerin Avrupa menşeili markalar olduğudur.

Burada, Nutella gibi Avrupalı alıcıların Cüneyd Zapsu gibi alivreciler ile önceden pazarlık yaparak, peşinat vererek, piyasayı nasıl belirlediklerine girmemize gerek yok. Neticede Cüneyd Zapsu bu işi yapmasa başka birisi yapacak, maalesef piyasa öyle şekillenmiş.

Ne güzel belirtilmiş, keneviri tüm dünyaya ihraç etmek istiyoruz ve Samsun’u bu konuda endüstri merkezi haline getirmek istiyoruz. Formül güzel.

Peki kenevir piyasasının da fındık piyasası gibi şekillenmemesi için ne yapılması gerekiyor.

Formülün işleyebilmesi için dünya markasına değil, dünya markalarına ihtiyacımız var. Her ne kadar Nutella diye biz işi fındıkta sembolize etmiş olsak da birçok Avrupa üreticisi bizim fındığımızı ölü fiyata alarak, katma değer katarak, kat kat paralar kazanıyorlar. Maalesef ülke olarak dünya markası çıkarma konusunda çok iyi değiliz. Şuan en çok bilinen markalar arasında THY ve Galatasaray var ki bunlar ürün üretmiyorlar.

Dolaysıyla Samsun, dünyanın ve Türkiye’nin en iyi marka stratejistleri ile iş birliği içinde olmalı ve bir yol haritası oluşturmalı. Kenevir ile üretemeyeceğiniz hiç bir şey yok, detaylı listeyi sayın Necdet Uzun’un “Samsun çok şey kazanacak!..” başlıklı yazısında okuyabilirsiniz. Ama bu ürünleri marka haline getiremezsek kenevir karın doyurmaz, dünya markalarının arka bahçesi olarak kalır, onlara kölelik ederiz. Fındıktaki senaryoyu tekrar yaşamamıza gerek yok.

Elbette Samsun kenevirin endüstri bölgesi haline gelecektir. Yepyeni yatırımlardan bahsediyoruz. Ancak bunları da yeni endüstriyel devrimin gereksinimlerine göre oluşturmaz isek ölü doğmuş bir yatırım olacaktır. Siz yine torna tesviye ve kaynakçı ustaları ile üretim yapacaksınız bu yatırıma hiç kalkışmayın, sonra da ekonomi kötü gidiyor diye Reis’i suçlamayın. Zira İtalyan dev Ferrero 2014 yılında Türkiye’nin en büyük fındık ihracatçısı Oltan Gıda’yı satın alarak 8 milyon fındık üreticimizin kaderini belirleyen isim nasıl oldu ise, aynı şekilde kenevir konusunda bizim yapacağımız yatırımlar da bu şekilde heba olacaktır.

Şunu net şekilde söylemeliyim ki; robotlarla üretim yapılan, nitelikli ürünlerin üretildiği, marka değeri olan, dijital pazarlamaların yapıldığı bir oluşum gerçekleştirmeliyiz. Ancak bu şekilde dünyaca tanınan bir şehir olabiliriz. Yok, mevcut usul ile devam edersek , piyasada var olan ve hatta ona şekil veren değil, hep söylediğim gibi köle oluruz. Hem organize sanayilerimiz dolmaz, hem de Mediclust gibi ölü doğan birçok marka ve oluşumumuz olur.

Zira yabancılar, daha kaliteli üretiyorlar (robotlarla), markayı iyi yönetebiliyorlar (sosyal medya gücü), işin sistematiğini çözmüş lobileri var (yabancı olduğun pazarda yerli görün). Yabancı yatırımcı oldukları halde, Türkiye menşeyli isimleri kullanarak , bizim gazımızı alıp yok fiyata kenevir yetiştirmemizi sağlayacaklardır.

Vezirköprü hazır ol. Samsun hazır ol. Hakkını kimseye yedirtme. Bizim çocuklarımız her şeyin üstesinden gelebilecek niteliklere sahipler, yeter ki başlarında iyi yöneticiler olsun.

YORUM EKLE

banner1226

banner1127

banner1148