Kelimeleri yontmak

Abone Ol

Yazı işi meşakkatlidir. Göründüğünün çok ötesinde iyi metinler üretebilmek ciddi bir zanaattır. Şair Arife Kalender şiir yazmak için doğum yapmaktan daha zor olduğunu söyler. Yazarken elinizde sinemanın sağladığı atmosfer imkânları yoktur. Yalnızca harflerden ve kelimelerden oluşan tek boyutlu bir metinle okuyucuyu bir hikâyenin içerisine dâhil olmaya davet edersiniz.

Bu sebeple, sinemadaki çok boyutlu duyuların aksine bir yazılı metinden etkilenmek daha zordur. Yazar, şiirde olsun ya da romanda okuyucuyu metne dâhil edebilmek için tel üstünde yürüyen cambaz kadar marifetli olmak durumundadır.

Kelimeleri yontmak kelimeleri eğip bükebilmeyi becerebilmektir. Türkçe lisânı bu noktada bize birçok imkân sunuyor. Türkçe’nin kelimeleri eğip bükebilmek hususunda dünya dillerine kıyasla çok iyi bir yerde olduğunu ifade etmemiz gerek. Türkçe dediğimizde Arapça ve Farsçanın müktesebatının ötesinde modern zamanlarda Fransızca, İngilizce ve hatta İtalyancanın da tesiriyle çok boyutlu düşünmeye imkân veren bir dilden bahsediyoruz. Elbette bir de kökünden tamamıyla Türkçe olan kelimeler var.

12 Eylül 1980 darbesinden sonra Türkçe’de kendilerine varlık imkânı bulmuş kelimeler de var bu öz Türkçe kelimeler arasında. Bu kelimelere ‘uydurukça’ diyebilir miyiz? Mümkün… Çünkü dünyanın neresinde olursa olsun bir dili var eden kelimeler linguistik olarak kökleriyle, eskiliğiyle ve geçmişiyle var olurlar. Kelimeler de tıpkı eski zeytin ağaçları ya da çınarlar gibi yüzyıllar boyunca toplumsal hafızaya kazınır ve amme efkârı şekillendirirler. İşte, ‘uydurukça’ diyebileceğimiz ihtilal sonrası ‘icât edilmiş’ kelimeler böylesi bir köklülükten mahrumdurlar. Fakat bugün geldiğimiz 21. yüzyılın ilk çeyreğinde bu ‘uydurukça’ kelimelerin benimsenmiş olduğunu ve yaygın bir şekilde kullanıldığını da ifade etmek gerekir.

Yazma işi ilham olduğu kadar zanaattır. Bu ustalık süreci hiç şüphesiz yazdıkça artar da artar. İyi yazmak genç yaşta mümkün olduğu kadar yıllar ardı sıra geçtikçe böylece tahkim edilir. Tecrübe her zaman geçer akçedir. Hem yazılanların kamuoyunda anlaşılması bakımından hem de yazılan metnin kalitesi ve niteliği bakımından yazarın/şairin yazdıklarının miktarı kıymetlidir.

Yazdıkça ve yazacak meseleleriniz arttıkça dilin kullanım imkânlarını da zorlarsınız. Kelimeleri yontmak anlâmına gelir bu. Kelimeleri eğip bükmek, eksiltmek ya da artırmak gerekir bazan. Noktalama işaretleri tam da bu noktada çok daha işlevsel hâle gelir. Artık noktalama işareti sadece bir duraksama ya da devam unsurlarını imlemez. Daha da ötesinde biçime katkı sunar ve anlâm helezonlarını çok katmanlı bir hâle getirir.

Kelimeleri eğip bükmek gerekir. Yeri gelir kelimeleri yontarsınız. Ağaç oyan ustalar gibi şekil alır harfler tek tek. Harfler yoksa kelime de yoktur. Kelimeler olmadan düşünemezsiniz. Kalem size yazdıklarınızın ne olduğunu unutturur ve kendi hikâyesini yazdıkça yazar.

Gazi Giray Günaydın

gazigiraygunaydin@gmail.com