Karadeniz müziğine kendine özgü tarzıyla damga vuran Kazım Koyuncu, 25 Haziran 2005'te akciğer kanseri nedeniyle henüz 33 yaşındayken hayatını kaybetti. “Hayde”, “İşte Gidiyorum”, “Didou Nana” ve “Gelevera Deresi” gibi eserleriyle hafızalarda yer edinen sanatçı, müzik kariyerinin yanı sıra birlikte çalıştığı isimlerle kurduğu bağlarla da anılıyor.
Koyuncu'nun yaşamının son döneminde, birlikte sahne aldığı müzisyen Selim Bölükbaşı'nın geleceğini de düşündüğü belirtildi. Kemençe ve tulum çalan Bölükbaşı için Volkan Konak'tan destek istediği aktarıldı.
“BU ÇOCUĞA SAHİP ÇIK, ONU YANINA AL”
Radyocu Altekin Erginel'in daha önce bir programda anlattığına göre Kazım Koyuncu, hayatını kaybetmeden önce Volkan Konak'la görüşerek Selim Bölükbaşı'na sahip çıkmasını istedi. Koyuncu'nun bu isteğini, “Bu çocuğa sahip çık, onu yanına al” sözleriyle dile getirdiği ifade edildi.
Koyuncu'nun Selim Bölükbaşı'na da kendisinden sonra Volkan Konak'la çalışmasının uygun olacağını söylediği aktarıldı. Sanatçının, “Selim, benden sonra sana yakışan ve çalışman gereken tek kişi Volkan Konak olmalı” dediği belirtildi.
KAZIM KOYUNCU'NUN İSTEĞİ GERÇEK OLDU
Kazım Koyuncu'nun 2005 yılında hayatını kaybetmesinin ardından Volkan Konak, Selim Bölükbaşı'nı ekibine davet etti. Bölükbaşı'nın daha önce yaptığı açıklamalarda Konak'ın kendisine birlikte çalışma teklifinde bulunduğunu anlattığı belirtildi.
Böylece Koyuncu'nun dile getirdiği istek hayata geçti. Selim Bölükbaşı, uzun yıllar Volkan Konak'la aynı sahneyi paylaştı. Bu birliktelik, Karadeniz müziğinin iki önemli ismi arasındaki bağın sonraki yıllarda da devam etmesini sağladı.
İKİ SANATÇIYI DA KAYBETTİ
Volkan Konak'la uzun süre çalışan Selim Bölükbaşı, yıllar içinde hayatında önemli yeri olan iki sanatçıyı da kaybetti. Katıldığı bir etkinlikte her iki isimle çalışma fırsatı bulduğu için kendisini şanslı hissettiğini dile getiren Bölükbaşı'nın, iki sanatçıyı da erken yaşta kaybetmenin üzüntüsünü yaşadığı aktarıldı.
Kazım Koyuncu'nun Volkan Konak'a emanet ettiği Selim Bölükbaşı'nın yıllar süren müzik yolculuğu, iki sanatçı arasında kurulan güvenin ve vefanın hatırlanan hikâyelerinden biri oldu.




