K İ Z E L A

Ankara’da lüks oteller vardır beş yıldızlı. Kocaman salonları vardır, “ KİNG ROOM” yazar mesela kapılarında. O salonlarda siyasetçiler toplanır, yenisiyle eskisiyle. Milletin vekilidir sıfatları, gıcır libaslar içindedirler. Misk-i Amber kokan salonlar, ardında şeytani hesaplar olan kafaların yüzlerindeki sahte gülüşlere tanıklık eder dururlar.

            Ankara’da bir meclis vardır milletin, Türk Milleti’nin. Biri gelir “Mekan” der, öbürü “Dükkan”. Biri, Abdülhamit’e sarılarak Atatürk’ten intikam almak sevdasındadır, öbürü Yunan sevdalısı bir feslinin meftunudur. Çoktur paraları, Euro-Dolar çoktur. Garibanlar gelir o meclise, beş paralık menfaatler için figüranlık yapar tribünde bağırırlar; “Reiz bizi Afrin’e götür” diye. Çoğu bilmez ki salondaki vekillerinin yakınları bedelli ya da “çürük” raporu ile yırtmışlardır(!) askerlikten.

             Öbür tarafta AFRİN vardır, dağlarında yiğitler olan, ovalarında “Dostum Esad’ın” babasının yiğitleri kırmak için diktirdiği zeytin ağaçları. Ankara’daki çok önemliler gitmez oralara. Gidenler de çok yüksek korumalarla ve güvenilir yerlerde poz verirler. Televizyon ve gazetelerimiz bu kıytırık ziyaretleri “Son Dakika” olarak ballandırırlar. Yiğitlerin toprağa düşmesinden daha çok, falanca “Camii”nin vurulmasıdır haber! Asker, şehit olmuş ne gam! Camii vurulmuş ya candan öte!

              Otellerinde ziyafeti, meclisinde şamatasıyla Ankara, uzaktır ay yıldız zaferin duasındaki serhat kalesi Hatay’a. Halkının arasına karışan vekillerini göremezsiniz. Tan yerinin ağırmasıyla Afrin’e yukarıdan bakan Çakallı’ya girecek olan Komando Tabur Komutanı, harekat emrini vermektedir;

  • Kim
  • Nİçin
  • Ne Zaman
  • NerEde
  • Nasıl
  • Ne YapAcak sorularını, en yalın haliyle cevaplandırmıştır.

Fırtınaların, Çok Namlulu Obüs Bataryalarının Afrin çevresindeki “Çok Uluslu” ateş destek mevzilerini vurmaya başladığı dakikalarda, harekat emrini almış Komando Timleri sızmaya başlamıştır Çakallı’ya. Temas mesafesi 100 metredir kimi yerde ya da 10 metre. Yağmakta olan mermi ve bomba sağanağı sınırdaki Halepçe Karakolundan Karacaoğlan veya Dadaloğlu’ndan bir sevda türküsü gibi dinlenir. Hacı Bektaş otağından saçılmış bir ışık aydınlatır uslarını yiğitlerin; Eline(Vatanına), Beline(Soyuna) ve Diline(Törene) sahip çık.

                Akşam olmadan Çakallı düşürülmüştür. Bir şehit uğurlanırken yurduna, ant içilir; “ Bire yüz leş kellesi gödermezsek uçmağınıza Gök Girsin Kızıl Çıksın!”. Gaziler seyyar hastaneye sevk edilirler kahpe kurşun yaraları derman bulsun diye.

                Hatay’ın 16 Şubat tarihli Asi Gazetesindeki köşesinde Celalettin Yavuz; “ Televizyon kanallarımızda savunma ve strateji uzmanı(!) sıfatlarıyla genç akademisyenlerden, her telden yazan köşe yazarlarına kadar bölgeyi bilmeyenler Afrin konusunda sapla samanı birbirine karıştırıyorlar.” “PKK-PYD’nin Afrin’e militan kaydırmasıyla “Afrin’e girilmemeli” sözlerinin sebebi sorulması gerekli bir sorudur. Harekatın siyasi hedefinde Afrin’in teröristlerden temizlenmesi varken Afrin nasıl bırakılabilir. Böyle stratejimi olur?” Yakınmalarında bulunurken, Afrin’deki Komando Tabur Komutanları, Harbiye’de “Kızılelma’dan hatırlayınız” diye öğütlenen yeni KİZELA’lara cevap aramaktaydılar.

YORUM EKLE

banner849

banner826