banner1518

banner1365

banner1334

banner1499

banner1496

banner1534

28.11.2020, 08:10 29

“İSTİĞFAR” VE “TÖVBE”DE ESAS OLAN NEDİR?

“İstiğfar” ve “Tövbe”de esas olan bir daha yapmayacağı bilinci ve kararlılığı olmalıdır. Eğer bunu yapamıyorsa veya “istiğfar ve “tövbe” ettikten sonra, yine günah işleme alışkanlığını sürdürüyorsa,
-“Biraz daha günah işleyeyim, sonra  “istiğfar” ve “Tövbe” ederim anlayışı, şeytanın öğüdü ve kandırmasıdır”.
-“Ne kadar günaha alışmış ve saplanmış olursak olalım, mutlaka şeytanın yolundan ayrılmak ve şeytanın tuzağından kurtulmak için “istiğfar” ve “tövbe” etmeyi deneyelim. 
Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerim’de “tövbe” konusunda şunları buyuruyor:
“…Ey inançlılar ! Hepiniz Allah’a tövbe ediniz, rahata eresiniz.”  
Yüce Allah tarafından geçmiş ve gelecek günahları affedilmiş olan Hz. Muhammed’in, “istiğfar” ve “tövbe” konusunda çok sıkça yapılması gerektiğini ifade eden şu hadisini uygulayalım:
“Allah’a yemin ederim ki, ben Allah’a günde yetmişten fazla “istiğfar” ve “tövbe” ediyorum.” 
“Ey insanlar ! Allah’a “istiğfar” ve “tövbe” ediniz. Ben günde yüz kere “”tövbe” ediyorum.” 
Yüce Allah’ın “istiğfar” ve “tövbe” eden Müminlerin bu davranışından hoşlandığını ve sevindiğini Hz. Muhammed şöyle vurgulamaktadır:
Kulunun “tövbe”sinden dolayı Allah- ü Teala’nın sevinci, sizden birinizin ıssız çölde devesini kaybedip de tekrar bulduğundaki sevincinden daha fazladır.” 
“İstiğfar” ve “tövbe”nin zamanı veya büyüklüğü, çokluğu affedilmezlik boyutuna ulaşmış zannedilmesi Müslümanların kendi endişe ve kuşkularıdır. Çünkü günah, ne kadar büyük olursa olsun; o günahı yok edecek yüce Allah’a sorunu götürüyoruz. Onun çözemeyeceği şey yoktur. Ondan güçlü ve büyük hiçbir şey asla yoktur. Böyle kuşkular, yüce Allah korusun inancımızı tehlikeye yani küfre götürür.  “İşlediğim günahlarım çok”, “benim tövbe etme zamanım geçti” gibi ifadeler, inançlı Müslümanın kafasında ve kalbinde kuşku olarak dahi olmamalıdır. Çok günah işleyenler için zaman geçmediğini Hz. Muhammed bakın nasıl açıklıyor ve onlara ışık tutuyor:
“Bir kimse güneş batıdan doğmazdan evvel ”istiğfar”/ “tövbe”  ederse, yüce Allah, onun “istiğfar”ını/“tövbe”sini kabul eder.”  
“Bir kul can çekişmeye başlamadıkça Allah- ü Teala onun “istiğfar”ını/”tövbe”sini kabul eder.” 
“Tövbe” etmenin dört süreci vardır:
Birincisi, o günahtan vaz geçmek.
İkincisi, o günahı işlediğine pişman olmak.
Üçüncüsü, o günahı bir daha işlememeye kararlı olmaktır.
Dördüncüsü, o günah başkasının hakkıyla ilgili olup hak geçmişse o hakkın manevi veya maddi olarak verilmesi veya o kişinin mutlaka razı edilmesi gerekir.
Üzerimizdeki işlediğimiz günahlardan bazılarına “istiğfar”/”tövbe” edersek; şık olmamakla birlikte dört mezhebin görüşüne göre câizdir.
“İstiğfar”dan sonra aynı oturuşta “tövbe”yi şöyle edebiliriz:
“Ya Rabb! Bütün günahlarıma “tövbe” ettim, pişman oldum, bir daha işlememeye kesin olarak bütün benliğimle beynimle vücudumla karar verdim. Sen yardımcı ol ey Rabbim!” diyerek yürekten yüce Allah’a durumu sözlerle de arz etmektir. Bir kez söylenmesi yeterlidir. Önemli olan ciddi ve yürekten karar verilmiş olmasıdır. Zaten önce “istiğfar” edildiği için günahları silinmiş olan Müslüman “tövbe” ile de geleceğinde günah işlemeyeceğini güvence altına almaktadır.
“Tövbe” bir anlamda gelecekte günah işlememenin teminatıdır. Yoksa “istiğfar” günahlarımızı silip süpürmüş ve sıfırlamıştır. Çünkü yüce Rabbimize yakardık. Yüce Rabbimizin mutlaka affettiğine inanıyor ve güveniyoruz. Ondan başka inanacağımız ve güveneceğimiz hiçbir şey yoktur.
 Yüce Allah’a iyi bir inançlı kul, Türkiye Cumhuriyeti’ne iyi bir yurttaş, insanlığa iyi bir insan olalım. Her türlü günah ve çirkinliklerden uzak duralım. İsteyelim yüce Rabbimizden: bağışlamasını, günahlarımızı silmesini/sıfırlamasını. O, bizi hiç günah işlememişler grubuna sokacak yüce Allah’a yakaralım, yalvaralım.
***
MASKEYİ TAM TAKIN
BURNUNUZ AÇIK OLMASIN. 
MÜSLÜMANSANIZ BUNU YAPINIZ. 
KENDİNİZE VE BAŞKASINA ZARAR VERMEYİNİZ!
MASKE TAKMAK YETMEZ. SOSYAL MESAFEYİ DE KORUYACAĞIZ. TEMİZLİK (HİJYEN) İMANIN YARISIDIR buyuruyor peygamberimiz Hz. MUHAMMED sav. 
Yüce Allah’ın buyurduğu
وَلَا تُلْقُوا بِاَيْد۪يكُمْ اِلَى التَّهْلُكَةِۚۛ
“kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayınız” ayetini unutmayınız. (Kur’ân: Bakara 2/195)
Sıkıntılarımızı giderecek bizi MİLLETÇE Covid-19’dan ve başka sıkıntılardan kurtaracak ve de kucaklaştıracak
Odur O(Hu Allah Hu).

Yorumlar (0)