banner1313

banner1300

banner1334

banner1337

10.08.2019, 09:21

İşini iyi günde ve kötü günde sevmeyi bilmek...

İşim gereği sürekli küçük, orta ve büyük ölçekli esnaflarla beraberim. Benim işim gözlem yapmak,sürekli bir röntgen vaziyeti neredeyse. Röntgen deyince gözler kaymasın. Bir medya planlamacısının işi,tanıdığı ya da tanımadığı herkesi gözlemlemektir. Yanlışlar vardır tespit ettiği, doğrular vardır kendine pay çıkardığı, biz medya planlamacılarının.
Esnaf bıkkın, dükkanı açarken sanki cezaevinin kapılarını açıyormuş gibi. Önce bir kilit açma sesi, sonra gıcırdayan kapıyı sonuna kadar açıp “alışveriş serbest!” modu. İyi de babacım o işler öyle olmuyor ki. Ne yapalım yani! Eğer bu deveyi güdeceksek güçlü olmamız, gereğini yapmamız gerek.
Soruyorum size; siz ister misiniz girdiğinizde cenaze evine benzeyen havası olan bir yerden alışveriş yapmayı? Tabi ki hayır. E o zaman başkası neden istesin ki... Alışverişi insanların % 50'si ihtiyaçları için, geri kalan kısmı da mutlu olmak için  yapar. İhtiyaçların haricinde keyfi için alışveriş yapanların tercihi emin ol siz olmayacaksınız.
Saat 10'da hatta 11'de açan esnaflar var. Cevap hazır tabi; bu saatte müşteri olmuyor ki... Eskiler sabah namazından sonra dükkan açarlardı. Müşterileri olduğu için değil, sabahın hayrı bereketi olduğuna inanıldığı için. 11'de geldin, e malum kahvaltı yapmadığın için afyonun patlamadı. Güzel bir kahvaltı yaptın, e yarım saat de çay keyfi yap. Ohh miisss!
Sıra geldi mesaiye. Nasıl ama hiç çalışasın yok değil mi! Öyledir bu işler. İstemeye istemeye yapılan şeyler değil mi insanı hep zarara uğratan?..
Aşk ile yapmalı, aşk ile yapılacak bir iş bulmalı, eğer iş işten geçtiyse ve bir şeyler hayatın yerine oturduysa, değişime imkanın yoksa o zaman içinde bulunulan durumdan bir aşk çıkarmalı.
Aşk deyince inşallah herkes benimle aynı çerçeveden bakıyordur. Yani cancağızım, yapmak zorundaysan mutlu olacak bir şeyler de bulmak boynunun borcu. Bu belki bir hedef, belki para belki yeni umutlar... Ama bir şeyler ille de bir şeyler...
Öyle iş yürümüyor demekle, hem de hiçbir adım atmadan işi yapıyormuş gibi görünmekle olmaz. Kalk bir silkelen, ilk günkü heyecanını hatırla. Ne umutların ne projelerin ya da fikirlerin vardı. Ama nasıl da güzel pozitif enerji dağıtırdın her gelen müşterine. Eminim bu yazımı okuyan her bir okur için daha ne güzel günler var yaşanacak, ama sana bağlı...
Yazımı, bayramınızı içtenlikle kutlayarak bir Çin atasözü ile bitirmek istiyorum. Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle..
"Bir saatliğine mutlu olmak olacaksanız şekerleme yapın
Bir günlüğüne mutlu olacaksanız balık avlamaya çıkın
Bir aylığına mutlu olacaksanız evlenin
Bir yıllığına mutlu olacaksanız bir servete konun
Tüm yaşam boyu mutlu olacaksanız işinizi sevin..."

Yorumlar (1)
Yusuf Küçükarslan 1 hafta önce
Katılıyorum Sayın Mustafa Bey'e, evini sevmezsen huzurlu yuvan olmaz, evladını sevmezse hayırlı evlat olmaz, işini sevmezsen bereketi de olmaz. Yani Önce sevmeyi bileceğiz azizim. Hem ne demiş Ömer Asım "Allah isterse bir kulun işini, mermere geçirir dişini; istemezse işini, muhallebi yerken kırar dişini." Önce sev ve azim göster sonra ya nasip de! Ağzınıza sağlık Mustafa Bey.