İMO Samsun Şubesi Yönetim Kurulu tarafından 17 Ağustos Marmara Depremi'nin 27. yıl dönümü dolayısıyla yapılan açıklamada, depremde hayatını kaybedenler anıldı.
“DEPREMİN DEĞİL, YAPI STOKUNUN YIKICI SONUÇLARIYLA KARŞILAŞIYORUZ”
17 Ağustos 1999 depreminin Türkiye'nin afet politikaları açısından dönüm noktası olduğu belirtilen açıklamada, “Marmara Depremi, depremin kendisinin değil, gerekli önlemler alınmadığında yıkıcı sonuçlara yol açan yapı üretimi ve kentleşme anlayışının asıl sorun olduğunu açıkça ortaya koydu” ifadelerine yer verildi.
“6 MİLYON BAĞIMSIZ BÖLÜM RİSK ALTINDA”
Türkiye'deki yapı stokuna ilişkin verilere de yer verilen açıklamada, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre ülke genelinde yaklaşık 36 milyon bağımsız bölüm bulunduğu, bunların yaklaşık 6 milyonunun risk altında olduğu ve 2 milyon bağımsız bölümün acil olarak dönüştürülmesi gerektiği belirtildi.
2012-2025 yılları arasında 319 bin 551 binada riskli yapı tespiti yapıldığı aktarılan açıklamada, bu yapılarda bulunan 1 milyon 272 bin 863 bağımsız bölümün riskli olarak belirlendiği kaydedildi. Aynı dönemde 291 bin 144 binanın yıkıldığı ve bu binalarda 1 milyon 88 bin 165 bağımsız bölümün bulunduğu ifade edildi.
İMO Samsun Şubesi, “Halihazırda 6 milyon bağımsız bölümün riskli olduğu tahmin ediliyorken aradan geçen 13 yılda yalnızca 1 milyon civarı bağımsız bölümün yıkılmış olması, kat edilen mesafenin çok düşük olduğunu göstermektedir” değerlendirmesinde bulundu.
“RİSKLİ YAPILARI BİLİYORUZ AMA HANGİLERİ OLDUĞUNU BİLMİYORUZ”
Türkiye genelindeki yapı stokunun bilimsel ve güncel bir envanterinin çıkarılması gerektiğine işaret edilen açıklamada, “Bugün artık soru depremin nerede, ne büyüklükte ve ne zaman olacağı değildir. Asıl yanıtlanması gereken soru şudur: Ülkemizde yapıların birçoğunun riskli olduğunu, büyük bir depremde yapı stokumuzun ağır darbe alacağını biliyoruz ama bu yapıların hangileri olduğunu biliyor muyuz? Ne yazık ki 27 yılın sonunda bu soruya hâlâ yeterli bir yanıt veremiyoruz” denildi.
SAMSUN İÇİN KUZEY ANADOLU FAY HATTI UYARISI
Açıklamanın Samsun'a ilişkin bölümünde ise kentin deprem ve zemin yapısına dikkat çekildi. Samsun'un güney sınırından geçen Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Vezirköprü, Havza, Ladik ve Asarcık ilçelerini doğrudan tehdit ettiği belirtilerek, 1943 Ladik Depremi hatırlatıldı.
Açıklamada, “Tarihimize geçen 1943 Ladik Depremi bu toprakların üretebileceği yıkıcı gücün somut bir göstergesidir” ifadeleri kullanıldı.
BAFRA, ÇARŞAMBA, ATAKUM VE CANİK'E DİKKAT ÇEKİLDİ
İMO Samsun Şubesi, deprem tehlikesinin yalnızca fay hattına yakın ilçelerle sınırlı olmadığına işaret etti. Çarşamba ve Bafra ovaları ile Atakum ve Canik kıyı bandındaki alüvyal zeminlerin ve sahil dolgu alanlarının yüksek yeraltı su seviyesi nedeniyle sarsıntıyı büyütme ve sıvılaşma riski taşıdığı belirtildi.
İlkadım ve Canik'in dik yamaçlarındaki heyelan tehlikesine de değinilen açıklamada, kent merkezinde 1999 öncesinde inşa edilen ve mühendislik hizmeti almamış yapı stokuyla birlikte değerlendirildiğinde riskin daha da arttığı ifade edildi.
“SAMSUN İÇİN MEVCUT TEMPO YETERLİ DEĞİL”
İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) kapsamında yürütülen çalışmalar, kentsel dönüşüm projeleri, mikro-bölgeleme çalışmaları ve kamu binalarındaki güçlendirme süreçlerinin olumlu olduğu belirtilirken, bunların yeterli olmadığı savunuldu.
Açıklamada, “Mevcut tempoyla Samsun'u olası bir büyük depreme tam anlamıyla hazır hale getirmek mümkün değildir” denildi.
SAMSUN İÇİN 5 ACİL ADIM SIRALANDI
İMO Samsun Şubesi, daha dirençli bir kent oluşturulması amacıyla yapılması gerekenleri de sıraladı. Kent genelindeki binaların hızlı tarama yöntemleriyle incelenerek yapı stoku envanterinin tamamlanması, riskli yapıların haritalandırılması ve alüvyal veya sıvılaşma riski bulunan zeminlerde yapılaşma şartlarının sıkılaştırılması gerektiği belirtildi.
Yapı üretiminin tüm aşamalarında nitelikli mühendislik hizmetinin zorunlu olması gerektiği vurgulanırken, Samsun'da başlayan kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması istendi. İlkadım ve Atakum gibi nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu ilçelerde ise altyapısı hazır toplanma ve geçici barınma alanlarının oluşturulması gerektiği kaydedildi.
“27 YIL SONRA DAHA FAZLA BEKLEMEK İSTEMİYORUZ”
Açıklamada, Türkiye'nin bütün yapı stokunu kapsayan güncel, bilimsel, şeffaf ve kamuya açık bir envanter hazırlanması ve “Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi” kurulması çağrısında bulunuldu.
Riskli yapıların güçlendirilmesi veya yenilenmesinde özellikle dar gelirli vatandaşlara erişilebilir kamu kaynaklarının sağlanması gerektiği ifade edilerek, kentsel dönüşümün parsel bazlı uygulamalar yerine risk odaklı, kent ve bölge ölçeğinde yürütülmesi istendi.
İMO Samsun Şubesi Yönetim Kurulu açıklamasını, “17 Ağustos 1999'da yaşamını yitiren yurttaşlarımızı anmanın en anlamlı yolu, aynı acıların yeniden yaşanmasını önlemek için vakit kaybetmeden harekete geçmektir” ifadeleriyle tamamladı.
Yeni tramvay Samsun’a ulaştı! Ulaşım filosu büyüyor
Samsun’da 3 milyarlık dev yatırım! 14 mahalleyi ilgilendiriyor