banner1571

banner1365

banner1334

banner1499

banner1496

banner1324

27.11.2020, 08:31 26

İki arada bir derede…

İnsanlar ne yapacağını şaşırdı, iki arada bir derede kaldı.
Virüs testi yaptırmak isteyenler bir yanda kamu hastanelerindeki uzun kuyruktan, diğer yanda özel sağlık kuruluşlarındaki tarife dışı fahiş fiyatlardan yakınıyor. Parası olan PCR testini pahalı ücrete rağmen özel sağlık kuruluşlarından yaptırabilirken, maddi gücü elvermeyenler zorunlu olarak devlet hastanelerinin önünde saatlerce bekliyor.
Sağlık Bakanlığı, kamuoyunda büyük rahatsızlık yaratan test vurgunculuğunu yayınladığı genelgelerle önlemeye çalışıyor. Ne var ki, hala bazı özel sağlık kuruluşları bildiğini okumaya devam ediyor. Bakan Fahrettin Koca, önceki gün Bilim Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada virüs testlerinin kamu hastanelerinde ücretsiz, özellerde ise 250 liraya yapılacağını bir kez daha vurguladı. Bakan, 250 liranın üzerinde test ücretinin yurttaştan alınamayacağını, buna uymayan kurumların test ruhsatlarının iptal edileceğini bildirdi.
İyi güzel Sağlık Bakanı doğru söylüyor da,  özel sağlık kuruluşlarında “Bize genelge ulaşmadı” denilerek zor durumdaki vatandaştan test için hala 300, 400, 500 lira gibi tarife dışı ücret talep ediliyor. Hatta, fiyatların hastanelerin yıldızına göre değiştiği bile belirtiliyor. “Hasta mıyım?” diye kaygılanan, korkan insanlar bu yetmezmiş gibi istenilen ücret karşısında şoke oluyor.  Parası yetmediğinden zorunlu olarak devlet hastanelerinin yolunu tutuyor. Yani, vatandaş iki arada bir derede kalmış durumda. Test vurguncularına valilikler, il sağlık müdürlükleri, belediyeler bakanlığın genelgesi doğrultusunda göz açtırmamalı. Çünkü ortada resmen haksız kazanç var. Bu tablo karşısında devlet hastanelerinde test sayılarının artırılması şart. Orada çalışan sağlık emekçileri elinden geleni yapmaya çalışıyor. Ama yoğun başvuru karşısında yetersiz kalıyorlar.   
Aslında, bu durum vaka ve hasta sayısının çok yüksek rakamlara ulaştığını gösteriyor. Bakan Koca da bundan böyle belirti gösteren, göstermeyen hasta, yani vaka sayılarının  tümünün açıklanacağını ifade ederken, bir anlamda hastalığın pik yaptığını kabullenmiş oldu. Oysa, önceden belirti gösteren hastalar turkuvaz tabloda yer alıyor, belirti göstermeyen pozitif vakalar bulunmuyordu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sadece İstanbul’da bir günde salgından vefat edenlerin, bakanlığın açıkladığı sayıdan fazla olduğuna ilişkin sözleri, “hasta ve vefat sayıları gizleniyor mu?” tartışmasına yol açmıştı.  AKP ve MHP tarafından eleştiri yağmuruna tutulan İmamoğlu, aslında gerçek bilgiyi açıklayarak durumun korkunçluğunu ortaya koydu. Gerçek bilgileri saklayarak salgın önlenecek mi sanki? 
Virüs her yerde, saldıracak insan arıyor. Sağlık emekçileri özveriyle canla başla hastalığa karşı mücadele ediyor. Onların insanlardan tek isteği kurallara uyulması, maske takılması, kalabalık ortamdan uzak durulması, kişisel temizliğe özen gösterilmesi, gerekli olmadıkça sokağa çıkılmaması. Hastalığı ciddiye almayan, önlemleri göz ardı edenlerden ötürü salgın yayılıyor. Tükenme aşamasına gelen sağlıkçıların emeğini, özverisini, canınızın değerini bilin. Hastanelerde yatacak yer kalmadı, hastalar tabureye oturarak yatak sırası bekliyor. Durum bu denli ciddi ve ürpertici. Aşı gelene dek dikkat, hem de çok dikkat.
 

Yorumlar (0)