banner1518

banner1365

banner1519

banner1345

banner1496

banner1534

26.10.2020, 09:11 89

HZ. PEYGAMBER (SAV) VE ÇOCUK


Yüce Mevla’ya şükürler olsun ki, Bu yıl da Mevlidi Nebi haftasını ifa etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığımız, haftanın temasını “Peygamberimiz ve Çocuk” olarak belirlemiştir. Bu vesileyle; Çocukları merkeze alarak, Dinimizin onlara verdiği değeri, anne-babanın çocuklara karşı sorumlulukları, son Elçi olarak gönderilen Hz. Peygamberimiz (s.a.v.)in, çocuklarla olan diyalogları biz ümmetine model olması açısından çok değerlidir. Tüm görevlilerimizle birlikte sevgili Peygamberimizin bu örnek yaşantısını çeşitli etkinliklerle cemaatimize aktarmaya çalışacağız inşallah. Bu Kutlu Haftamızın; Bize, Ailemize,  İlimize, Ülkemize ve Tüm İslam âlemine hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimizden temenni ediyorum.

Yüce Allah (c.c.); Dünyayı başıboş yaşantılarıyla karanlıklara mahkûm eden insanlara ve Âlemlere rahmet olarak Hz. Peygamber (s.a.v.) efendimizi Resul olarak gönderdi. Kuran ayetlerini sindire sindire hayatına tatbik etmişti. Kadınlara ve çocuklara değer verilmeyen, Kız çocukları utanç vesilesi sayılan. “Birinin kız çocuğu dünyaya gelince öfkesinden yüzü simsiyah olurdu. Bunu insanlara duyurmanın mahcubiyetini yaşayan, nur topu gibi kızını toprağa gömmenin planlarını yapan,” (Nahl, 58, 59) belirli yaşa geldiklerinde, yıllarca sırtlarında yük gördüğü ve utancıyla yaşadığı kızlarını diri diri toprağa gömen bir toplumda, Hz. Peygamberimizin her davranışı dikkat çekiyor ve farkındalık oluşturuyordu. Kasım, Abdullah, İbrahim adında üç erkek, Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma adında dört kız evladı dünyaya gelmişti. Fatıma’nın dışında tüm evlatları kendinden önce vefat etmişti. Bir baba olarak hüzünlendi. Gözleri yaşardı. Acılarını yaşadı. Hz Fatıma’dan torunları oldu. Dede olarak onlarla ilgilendi. Sırtına alıp taşıdı. Oturup onlarla oynadı. Büyük bir adammış gibi onlarla sohbet etti. Sorunlarını paylaştı. Bir gün ziyaretine gelen Akra b. Hâbis adındaki sahabenin yanında torununu kucağına alıp sevdiğini görünce, hayret etmiş, Ey Allah’ın Elçisi! Bir peygamber çocuğu kucağına alıp sever mi? Benim on evladım var. Hiçbirini kucağıma alıp öpmedim diyerek bu davranışı O’na yakıştıramamıştı. Hz. Peygamber (s.a.v.); Allah (c.c) senin kalbindeki sevgiyi almışsa sana ben ne yapabilirim? “Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz” (Buhari, Edeb) cevabıyla algılarındaki yanlış düşünceleri söz ve davranışlarıyla düzeltmiştir. Camide namaz kıldırırken secdede boynuna çıkan çocuğu üzmemek için O’nun kalkmasını beklemiş, secdeyi cemaatle birlikte uzatmayı tercih etmiştir. Cuma günü hutbe okurken ona doğru gelen çocuğu kucağına alıp, hitabına devam etmiştir. Yolda yürürken çocuklara selam verir, hatırlarını sorardı. Sorunları varsa ilgilenir, takibini yapardı. Zeyd’in çok sevdiği ve devamlı ilgilendiği bir kuşu varmış. Hz. Peygamber (s.a.v.) O’nu her gördüğünde kuşuyla ilgili konuşurlardı. Bir müddet sonra Zeyd’in kuşunun öldüğünü duyunca, O’na taziyeye giderek acısına ortak olmuştur. 10 yıl beraber yaşadığı evlatlığı Enes b. Malik’i bir kez bile azarlamamış. (Müslim, Fedail, 13)  Kalbini kıracak eylem ve söylemlerde bulunmamıştır. Yolda arkadaşlarıyla ezanla alay edercesine şakalaşan Ebu Mahzure ve arkadaşlarını yanına çağırıp onlarla ilgilenmiş, ezan okumasını istemiş, eksiklerini tamamlamış kabiliyetini görünce müezzin olarak camide görevlendirmiştir. 
Yüce Mevla (c.c.): “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrim, 6.)  hitabıyla, anne-babalara çocuklarını imtihan vesilesi kılmıştır. Çocukların da korunmaya en çok çocukluk döneminde ihtiyacı vardır. Her istediklerini onlara temin etmek onları korumak anlamına gelmiyor. Cahiliye döneminde adam yerine konmayan çocuklar, günümüzde tam tersi prens-prenses olarak yetiştirilmeye çalışılıyor. Bu ise onların doyumsuzluk ve mutsuzluğuna yol açmaktadır. Her dönemin kendine özgü özellikleri vardır. Biz Müslümanlar kıyamete kadar, Yüce Allah (c.c.)ın emirleri, Hz Peygamberin sünneti üzere yaşayarak hayatımıza yön vermek zorundayız. Çocuklarımıza aşırı baskı yapmak ne kadar yanlışsa, aşırı imkan sunmak da o kadar yanlıştır. Peygamberimiz de olması gerekeni yaptı. Onlara ne yapacaklarını öğretti. Noksanlarını düzetti. Büyüğüne saygıyı, küçüğüne sevgiyi benimsetti. (Tirmizi, Birr, 15) Paylaşmayı, diğerkamlığı, tüm işlerinde Allah rızasını gözetmeyi benimsetti. Bize düşen görev, O’nun ümmeti olarak yolundan gitmek, O’nun yaşadığı gibi yaşamaktır. Çocuklarımızı O’nun gösterdiği istikamet özere yetiştirmek, amel defterimizi hiç kapatmayacak Rabbinin rızasından hiç ayrılmayan güzel nesiller ardımızda bırakmaktır. Yüce Allah (c.c.) Bizleri ve evlatlarımızı razı olduğu kullarından eylesin. (Amin)
Selam ve dua ile…


Seyfullah Çakir/ İl Müftüsü 

Yorumlar (0)