Yeryüzündeki tüm varlıkları çift yaratan Rabbimiz, eşref-i mahlûkat olan insanı da çift yaratmıştır. Dünya, Hz. Adem ve Havva validemize mesken kılınmış, yeryüzünde ailenin temelleri de böylece atılmıştır. Ailenin tarihçesi, insanlık tarihi ile yaşıttır. Aile; anne, baba ve çocuklardan oluşan, birbirine kan bağı ve gönül bağı ile bağlanmış toplumun en küçük birimidir.
Vücut için hücre ne ise, toplum için de aile odur. Vücutta hücreler sağlıklıysa beden sağlıklı olduğu gibi, toplumda da aileler sağlıklı olursa o toplumun sağlam ve sağlıklı olacağını söyleyebiliriz.
Aile, nikâh bağı ile kurulur. Rabbimizin Kur’an’da “ağır bir sözleşme” olarak nitelendirdiği (Nisâ Suresi, 21) nikâh, taraflara haklar ve sorumluluklar yükleyen kutsal bir sözleşmedir. Bu sözleşme sebebiyle eşler, birbirleriyle olan ilişkilerinde hem birbirlerine hem de Rablerine karşı sorumludurlar.
Sevgi, saygı, güven ve sadakat temelinde kurulan bir aile, sağlam temellere oturmuş demektir. Aile; insanın huzur ve sükûn bulduğu, sevgiyi ve merhameti hissettiği ve hissettirdiği bir yuvadır. Nitekim Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum Suresi, 21) buyurarak bu gerçeğe dikkat çeker.
Aile kelimesi Arapçada “usre” kelimesi ile ifade edilir. “Usre” köken olarak “zırh” demektir. Aile, insanı maddi ve manevi olumsuzluklardan koruyan bir zırh gibidir adeta.
Allah’ın emri, Peygamberin kavli ile kurulan bu kutsal birliktelik, nikâh bağı ile düğümlenir. Allah’ın huzurunda ve O’nun şahitliğinde gerçekleşir. Nikâh bir söz veriştir hem Rabbe hem de eşlerin birbirine verdiği bir söz. İki gönül bir araya gelir, aile kurulur. Bu aileyi sevgi, saygı, merhamet ve vefa ayakta tutar. Bu değerlere bağlılık ailenin temelini sağlamlaştırır, eşlerin muhabbetini pekiştirir. Hayatın zorluklarına ve virajlarına beraberce göğüs geren eşler, bu imtihanları birlikte daha kolay atlatır, yıkılmadan yarınlara daha umutla bakarlar.
Ailede huzuru tehdit eden durumlar da vardır elbette. Bencillik, öfke ve şiddet; aile huzurunu bozan hem erkeği hem kadını hem de çocukları huzursuz eden, kini, öfkeyi ve kavgayı besleyen kötü durumlardır. Bu negatif duygular; sevgi, merhamet ve sükûnetin hâkim olması gereken aileyi çatışmanın odağı hâline getirir. Bu durumdan ise aile bireyleri ve özellikle çocuklar kötü etkilenir. İşte ailede bu huzursuzlukların meydana gelmemesi için Peygamberimiz, eşlerin birbirlerinin kusurlarını büyütmemelerini istemiş, “Mümin bir kimse, mümin eşine nefret beslemesin. Çünkü onun bir huyunu beğenmezse de hoşlanacağı başka bir huyu mutlaka vardır.” buyurmuştur.
Aile; çocukların güzel ahlak kazandığı, kendilerini güvende hissettiği bir yerdir. Bununla ilgili olarak Peygamberimiz, “Bir baba, çocuğuna güzel ahlaktan daha değerli bir bağışta bulunamaz.” buyurmuştur. Aile, çocuğun edep kazandığı ilk mekteptir. Huzurlu aile ortamında büyüyen, güzel ahlaka uygun olarak yetişen her çocuk, yarının değerli bir şahsiyeti olmaya adaydır.
Toplumun omurgası konumunda olan aileyi, huzur ve mutluluğun hâkim olduğu ortamlar hâline getirmek için herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli, yardımlaşma ve dayanışma içerisinde olmalıdır. Anne babalar çocuklarına şefkat göstermeli, güzel duygularını, takdir ve taltif cümlelerini gizlememelidir. Anne baba çocuğuna bir emanet bilinci ile muamele etmeli, affedici olmalı, kusurlarını örtmelidir. Evlatlar da anne babaya saygıda kusur etmemeli, onları incitmekten kaçınmalıdır. Eşler aile mahremiyetine dikkat etmeli, aile sırlarını ifşa etmemelidir. Lüks ve israftan kaçınmalı, maddi olarak güç yetirilemeyecek beklentilere girilmemeli, birbirlerine karşı affedici ve hoşgörülü olmalıdır.
Ailemizi dünyadaki cennetimiz kılmak istiyorsak hem kadın hem erkek olarak Rabbimizin bize yüklediği sorumlulukların farkında olalım ve bunun gereğini yerine getirelim. Bir de Kur’an’ın diliyle şöyle dua etmeyi unutmayalım: “Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.” (Furkan Suresi, 74)
Yasemin GENÇ /Samsun İl Müftülüğü ADRB Vaizi