banner1313

banner1300

banner1334

26.06.2019, 08:58

Her şey çok güzel "olsun"

Dün yayınlanan köşe yazımı okuyan ve İstanbul’da yaşayan bir arkadaşım, beni aradı. Ekrem İmamoğlu’nun “sandıktan sadece oy pusulası değil, hesap pusulası da çıktı” sözüne binaen yaptığım eleştiriye katılmadığını, söylenen ve anlaşılanın farklı olduğunu söyledi. Aslında sen işine geldiği gibi anlamışsın demeye getirdi ama çok zarif biri olduğu için bunu direkt söylemedi. 

Bana Ekrem İmamoğlu’nun başkanlık konuşmasını yaptıktan sonra İstanbullulara ilk hitap ettiği konuşmasının görüntülerinin olduğu linki attı ve rica etti, “Lütfen bu görüntüleri izle. Eğer hala aynı görüştüysen ben seninle tartışmaya hazırım” dedi.
Söz verdim. Gündüz yoğun iş temposundan bakamadım ama akşam evde verdiği linki tıkladım ve izledim. Ekrem Bey, seçim sonuçlarının hemen peşinden kameralara benim de takıldığım konuşmasını yaptıktan sonra, seçim otobüsüyle kendisini bekleyen seçmenlerinin yanına geçmiş.

Konuşmasını baştan sona izledim. Böylesi gergin bir seçim ortamından çıktıktan sonra kendine oy veren insanların bütün coşkusuna rağmen, olabilecek en itidalli konuşmayı yaptığına kanaat getirdim. 


Özetle, “yıkın bütün önyargıları, herkes için buradayız” diyordu. Bütün inançlara ve düşüncelere saygıdan, sevgiden, adaletten hep birlikte olmaktan bahsediyordu. 


Ben bu konuşmaya televizyonda rastlamadım. Belki verildi ben görmedim. Devamında oldukça fazla sayıda video izledim. Mesela “her şey çok güzel olacak” sloganının nasıl ortaya çıktığını gördüm. 


Sonra beni arayan arkadaşımı aradım. Ben senin ne demek istediğini anladım. Ülke olarak ihtiyacımız olan anlayışın bu olduğu konusunda ikimiz de hemfikir olduk. Peki, sen beni anladın mı diye sordum. 


“Ben seni tanıdığım için ne demek istediğini, hangi kaygıları yaşadığını biliyorum ama bizim artık birine inanmamız gerekiyor” dedi. “Sen nasıl Recep Tayyip Erdoğan’a inandıysan, biz de artık inandığımız bir adam var diyebiliyoruz” diye ekledi. 
Konunun “siz” ve “biz” olarak kategorileşmesine itiraz ettim. Eğer gerçekten bir liderlik meselesinden bahsedecek isek, ülkenin ve milletin doğrularını şartlar ne olursa olsun yerine getiren birini konuşmalıydık. 


“Bu adam başaracak, başarmak zorunda, bu kadar insana umut oldu, aksini yapamaz” diyerek ortaya ümidini koydu. Ekrem İmamoğlu ilk çıktığı günden bu yana, acaba ülke yeni bir isim mi kazanıyor diye soranlardan biri olarak, ben de ona kaygılarımı anlattım. 


Ekrem İmamoğlu, İstanbul’u kazanırken AK Partili seçmenden de, MHP’li seçmenden de, Kürt seçmenden de oy almıştır. 31 Mart sonuçlarıyla, 23 Haziran sonuçlarını karşılaştırdığınızda bunu çok net görüyorsunuz. 


İmamoğlu, Türk siyasi hayatına çok sağlam bir giriş yapmıştır. Şimdi gelişme ve sonuç bölümlerine bakacağız. Önümüzde sadece Türkiye için değil, dünya siyasal tarihinin en önemli seçimlerinden biri olmaya aday, Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Ve bu seçimin startı, 23 Haziran itibariyle verilmiştir. 


Arkadaşım telefonu kapatırken, “Göreceksin, her şey çok güzel olacak” dedi. Ben de gelecek zaman 23 Haziran’da bitti. Şimdi herkes, her şey çok güzel OLSUN diye bekliyor dedim. 


Not: Arkadaşıma, Ekrem İmamoğlu konuşurken, yanında elleri arkasında, garip bir şekilde ve enteresan bir vücut diliyle vatandaşlara bakan Canan Kaftancıoğlu’na dikkat ettin mi dedim. Cevabını burada yayınlayamıyorum ama o da bayağı bir dikkat etmiş…

Yorumlar (0)