banner1518

banner1365

banner1526

banner1499

banner1496

banner1534

25.10.2020, 08:10 235

Hayatın hamalları...

Her ailede
yol gösteren,
dert dinleyen,
sorunlara
çözüm üreten
dahası 
sıkıntıları
omuzlayan
biri vardır...
Onlar, asla
yorulmaz
ve bu yüzden de o yükü
sırtından
indirmez!..
İyi günde de kötü günde de 
görev onundur...
Onlar hep verendir!..
Değerleri ise
öldükten sonra
anlaşılır...
"Keşke"
ifadeleri başlar ama
iş işten çoktan geçer!..
Bu insanlar,
her ailede hatta
şirketlerde de
vardır...
Ne işe olsa koşar, 
eksiklikleri toparlarlar...
Çoğu zaman da
diğer çalışanlar
tarafından
"patroncu" olarak
algılanırlar ama
bu yanlıştır...
O, emeğin alınterinin
yıllar içinde
şirket aidiyetine
dönüşüdür...
Onları kaybettikten sonra da
şirket içinde "keşkeler" başlar
ama iş işten geçer!..
Bu saygı abidelerinin
yaşarken kıymetini
bilmenin adı vefadır!..
Onca yükü taşıyıp da
bir gün olsun,
"yeter yoruldum" demeyenlere
Allah güç-kuvvet versin!..
Çünkü, hayatın yükünü taşıyan
bu güzel insanlardır,
toplumu ayakta tutan...

Yazarı bilinmeyen bugünkü öykü, 
hayatın hamallarına gitsin!..

*                        *                           *  

Hamal için
iki şey önemli: Yük ve yol...
Ancak sırtına aldığın yükle bu mesafeyi aşabilirsen, ücret mevzubahis oluyor. Aksi olursa, cereme çekiyorsun!
Bunu düşünüyordum. Yanımdaki hamalla yola çıktık. İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği... Diyordum ki içimden, "Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!.."

Nitekim, çok geçmeden dedi ki;
"Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!.."
"Ne molası", dedim ona hayretle. "Ben daha terlemedim!.." Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü. Salarken yükünün ipini, "Sen de dinlen hadi" dedi.

Benim canım sıkılmıştı bu işe. Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum. O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken; ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum.

Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, sonra uzanarak dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında... "Yükünü indirip sen de dinlen" demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım... Sonra yine durdu. Bana da dinlenmemi söyledi yine ama onu dinlemedim, dinlenmedim.

Yarım sat sonra "Dinlenelim mi?" diye sordu, aksi aksi başımı salladım... Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü. Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı. Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım. Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek; "Haydi kalk", dedi "Bana yaslan. Ağır ağır gider ve bir süre sonra yine dinleniriz." Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana. 
 
"Ben yılların hamalıyım", dedi. "Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda. Yolda gördüğümüz, saçılmış kuru kemiklerin çoğu, anlattığım bu insanlara ait. Halbuki bir yükü taşımak bizim işimiz, altında ezilmek değil!.. Unutma ki bu yük taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun! Belki günün birinde hamallığın şekli değişir. Belki o günleri ben göremem. Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük taşıma!.. Akşamları bırak ve hafifle. Sabah dinlenmiş olarak yeniden taşırsın yükünü. Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil!
Çünkü yarınlarda, bizi ve taşıdıklarımızı bekleyenler var..."

*                               *                                *

Bugününüz dünden daha iyi olsun. Mutlu ve huzurlu günler dileğiyle...
 

Yorumlar (0)