banner1518

banner1567

banner1526

banner1345

banner1334

banner1324

02.12.2020, 08:15 31

“Hakkımızı helal etmiyoruz”…

Beklenen oldu ve kısıtlamalar genişledi.
O kadar uyarıya, sağlıkçıların çığlıklarına karşın, vicdansız ve duyarsızların tutumlarından ötürü, soğuk günlerin başlamasıyla birlikte günlük vaka sayısı 30 bini aştı, vefat sayısı 200’e yaklaştı. Sağlık Bakanlığı’nın önceden gizlediği gerçek rakamların duyurulması vahametin büyüklüğünü daha net ortaya koyuyor.
Kamu ve özel hastanelerin yoğun bakımlarında doluluk oranı yüzde 100’e ulaştı. Koronalı hastanın tedavi göreceği yatak sayıları da hızla bitme aşamasına geldi. Devlet hastanelerinde yer bulmak olanaksızken, özel hastanelerde var olan yataklar için gecelik 10 bin lira ücret isteniyor. Kimin gücü yeter buna? Nereden baksanız, vatandaş çaresizlikle karşı karşıya.  
Bu tehlikeli aşamaya gelmemizde birinci derecede sorumlu olanlar, kurallara uymayan vahşi duyguları içinde barındıranlar... Hastalık ve vefat sayısının tepe yaptığı dönemde bile maskesini takmayan, yiğitlik gösterisi yaptığını sanarak sigarasını tüttüren, kalabalıktan kaçınmayan, güneşi gördü mü toplu halde yürüyüşe çıkan o kadar çok insan var ki... Ha cinayet işlemişsin ha önlemlere uymayarak virüse davetiye çıkarmışsın. İnanın ikisinin arasında bir fark yok. Cinayet işleyen, insan öldüren ağır hapisle cezalandırılırken, virüsü yayan para cezası ile kurtuluyor.
Bu tablo karşısında, kısıtlamaların yaygınlaşacağı belliydi. Nitekim Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin önceki gün yaptığı toplantıda alınan kararlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklandı. Buna göre başa dönülerek hafta sonları, cumartesi ve pazar günleri eve kapanacak Türkiye. Yani hafta sonlarında ülke genelinde sokağa çıkma yasağı uygulanacak. Yine hafta içi saat 21 ile ertesi sabah saat 5’e dek sokak kısıtlaması olacak. 
Aslında ürperten hasta ve vefat sayıları karşısında bilim insanlarının şiddetle dile getirdiği gibi en az 14 gün eve kapanmalıydı ülke. Bu kararlar az bile oldu. Virüsün hiç yabana atılacak, şakaya alınacak yanı yok zira. Duyduğumuz, okuduğumuz haberler her evde bir hastanın olduğunu gösteriyor. En yakınınızdan, tanıdığınızdan birinin hasta ve yaşamını yitirdiğini işitince kahroluyoruz. Buna rağmen, yukarıda vurguladığım gibi  sorumsuzlar yanlış tutumlarından kaçınmıyor.
Onların yaptığı, tükenme aşamasına gelen, marttan bu yana salgına karşı yürütülen mücadelenin en önünde özveriyle emek harcayan sağlık çalışanlarına saygısızlık aynı zamanda. Her türlü riski göze alarak hastanelerde şifa dağıtan, hastaları bir an önce evine göndermek isteyen, ama kendileri günlerce sevdiklerinden yoksun kalan sağlık ordusu, bu şımarık ve sorumsuzlar yüzünden iyiden iyiye moralini, motivasyonunu yitirmeye başladı.
Vatandaşların gevşemesine, umarsız davranışlarına isyan ediyor artık sağlık çalışanları. Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Süleyman Türedi, sağlık emekçilerinin zor koşullar altında salgınla mücadele ettiğini vurgulayarak, “Çoluğunu çocuğunu, eşini dostunu, annesini babasını düşünen varsa; azıcık insaf ve vicdanı olan varsa evinde kalır. Biz insanımıza yoğun bakım yeri bulmak için kafa patlatırken, tüm eforumuzu harcarken sahil kenarında yürüyüş yapan, sağlığına çok düşkün insanları gördükçe, hakkımızı hiçbirine helal etmiyoruz”...
Sözün bittiği yer bu olsa gerek. Başhekimin sözleri üzerine başka ne söylenebilinir ki...
 

Yorumlar (0)