Hilas Otel

Çelik İnşaat

DHA YURT BÜLTENİ -3

YURT BÜLTENİ -3 GELİBOLU VE BİGA'DA OKULLARA KAR TATİLİ ÇANAKKALE’nin Gelibolu ve Biga ilçelerinde etkili olan kar yağışı nedeniyle ilk ve orta dereceli okullar, bugün (çarşamba) bir gün süreyle tatil edildi. Gelibolu ve Biga ilçelerinde...

DHA YURT BÜLTENİ -3
banner1311

YURT BÜLTENİ -3

GELİBOLU VE BİGA'DA OKULLARA KAR TATİLİ

ÇANAKKALE’nin Gelibolu ve Biga ilçelerinde etkili olan kar yağışı nedeniyle ilk ve orta dereceli okullar, bugün (çarşamba) bir gün süreyle tatil edildi. Gelibolu ve Biga ilçelerinde gece yarısı başlayan, aralıksız devam eden kar yağışı, hayatı olumsuz etkiledi. Yağış nedeniyle ulaşımda aksaklıklar yaşanırken, her iki ilçe ve köylerinde okulların tatil edildiği açıklandı. İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri, ilk ve orta dereceli okulların bugün tatil edildiğini duyurdu.Çanakkale merkez ile Lapseki, Çan ve Yenice ilçelerinin yüksek kesimlerinde de kar yağışı etkili oluyor.

Görüntü Dökümü
--------
Biga'dan kar görüntüsü
Detaylar

Haber: Doğan ZELOVA/GELİBOLU (Çanakkale), ()- 

===================

VAN'DA 4 SIĞINAKTA PKK SİLAH VE MÜHİMMATI ELE GEÇİRİLDİ

Van'ın Başkale ilçesi kırsalında jandarma ekipleri tarafından, terör örgütü PKK'ya yönelik düzenlenen operasyonda, tespit edilen 4 sığınakta roketatar, keskin nişancı tüfeği, el bombaları, roketatar mühimmatı, silah ve yaşam malzemeleri ele geçirildi.
Van İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, PKK/KCK terör örgütüne yönelik Başkale ilçesine bağlı Tuluklu Mahallesi kırsalındaki karla kaplı dağlarda 'Şehit Jandarma Uzman Çavuş Kemal Zeren' operasyonu düzenledi. Operasyonda yapılan arazi arama-tarama faaliyetlerinde, PKK'lı teröristlerin kullandığı 4 sığınak tespit edildi. Sığınaklarda yapılan aramalarda,1 RPG-7 roketatar, 1 dragunov keskin nişancı tüfeği, 5 antitank roketatar mühimmatı, 5 antipersonel roketatar mühimmatı, 11 roketatar sevk fişeği, 7 el bombası, 600 PKS makinalı tüfek mühimmatı, 2 AK-47 piyade tüfeği dipçiği, 1 sis kutusu, 4 palaska, 13 AK-47 piyade tüfeği şarjör kılıfı, 1 silah dürbünü adaptörü, 3 el dürbünü, 1 7,65 mm. tabanca susturucusu, 3 tabanca kılıfı, 1 hücum yeleği, 1 dörtlü deri kütüklük, 1 dörtlü bez kütüklük, 1 tüp, 26 pil, 3 koli bandı, 2 takım terörist kıyafeti, 3 uyku tulumu, 1 panço, 1 met, 2 battaniye, 3 akü, 3 kilogram şeker, 1 kilogram çay, 1 kilogram tuz, 2 jelikan bidon, 1 hafıza kartı, 1 video dönüştürücüsü, 2 bağlantı kablosu, 1 şarj kablosu, 53 muhtelif konserve, çok sayıda muhtelif yaşam ve tıbbi yardım malzemesi ele geçirildi. Sığınaklar ise imha edilerek kullanılamaz hale getirildi. Bölgedeki operasyon sürüyor.

Görüntü Dökümü
---------------------------
-Kara bata çıka sırtlarındaki yükle yürüyen askerler
-Askerlerle birlikte bölgeye giden arama köpeği
-Karlı dağlarda yürüyen askerlerden detaylar
-Arama köpeğinin sığınakları tespit etmesi
-Ele geçirilen mühimmatlar
-Sığınakların imha edilmesi

Haber-Kamera: Behçet DALMAZ/VAN,()

===================

SAMSUN'DA AİLE BOYU HIRSIZLIK KAMERADA

Samsun'da, kuyumcu dükkanına, yanlarındaki 2 çocukla müşteri gibi davranarak gelen karı koca, iş yeri sahibini oyalarken, çocuklar da alyans çaldı. Kadının işaretlerle çocukları yönlendirdiği hırsızlık anları, iş yerinin güvenlik kameralarınca anbean kaydedildi. 
Olay, önceki gün Samsun'un İlkadım ilçesi Kale Mahallesi'nde bir kuyumcu dükkanında meydana geldi. Kuyumcu dükkanına, yanlarındaki küçük yaştaki 2 çocukla müşteri gibi davranarak gelen karı koca, iş yeri sahibini oyalarken, çocuklar da alyans çaldı. Kadının işaretlerle çocukları yönlendirdiği hırsızlık anları, iş yerinin güvenlik kameralarınca anbean kaydedildi. Polis ekipleri, hırsızlık yapan aileyi arıyor.
Samsun Kuyumcular Odası Başkanı Salih Özman, hırsızlık yaptırılan çocukların velilerinin yanında kalmasının sakıncalı olduğunu kaydederek kamu vicdanını sızlatan bir hırsızlık olayına şahit olduklarını söyledi. Özman, "Çocukların alet edilmesi ve araç olarak kullanılması hem bizim hem de kamu vicdanını yaralıyor. Belki çocukları da polise teslim ederek bu ebeveynlerin çocukların bakımını da üstlenmesi ile ilgili olarak kamu otoritesinin bir karar vermesini istemek gerekir. Çünkü, çocuklar bu ailelerin yanına maalesef birer hırsızlık mesleğine sahip yetişkinler olacak ve hırsızlığı meslek olarak yapacaklar. Bu da, ileriki zamanlarda çocukların önce travma geçirmesine ve toplumda olumsuzlukların yaşanmasına neden olacaktır.  Bu ortamda yetişen çocuk vatanı, milletine ve ailesine ne kadar hizmet edebilir? Ne kadar sağlık toplum yetişmesine katkıda bulunabilir? Bu çocuğun da bir ailesi olacaktır.. Bu Türkiye'de zincirleme gelen sosyal bir problemdirö dedi.
'NE YAPTIKLARININ FARKINDA BİLE DEĞİLLER'
Son derece üzücü bir olay yaşandığını ifade eden Özman, "Bu masumane çocuklar muhakkak ki, yaptıklarının farkında bile değil, çünkü o kadar küçük yaştaki çocuklarla karşılaşıyoruz ki. Sadece ebeveynlerin söylediklerini yapıyor ve onların direktiflerine uyuyor. Ama maalesef küçük yaşta çekirdekten hırsız yetişiyorlar. Bu da bizleri son derece üzüyor. "Şimdi bu çocukları polise de teslim etseniz; ne kadar faydalı olacak? Maalesef çoğunun sabıkası olmadığı için emniyetteki sorgusunun ardından serbest bırakılıyor, siciline de kayıt geçmiyor. Sicile kayıt geçmeyince, ebeveynler bu çocukları yetiştirmeye devam ediyor gibi toplumsal problemler peşi peşine geliyor. Biz artık kamu vicdanının sızlattığının ötesine geçemiyoruz. Bir de kendi ürünümüzü çaldırmamaya gayret ediyoruz. Tabiri caizse, gözümüz açıldı. Kimseye çocuk, kadın ve aile diye bakmıyoruz; kendi ürünümüzü korumak yönünde dikkatli oluyoruzö diye konuştu. 
Özman, meslektaşlarından hırsızlık vakalarına karşı dikkatli ve teyakkuz halinde olmalarını istedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
----------
Hırsızlık anı güvenlik kamerası
Kuyumcular Odası Başkanı Salih Özman açıklaması

Haber-Kamera: Tolga BİRGÜCÜ  SAMSUN-

==============

‘YENİDEN DİRİLİŞ’E İNANILAN DARA ANTİK KENTİ’NDE ORTALAMA ÖMÜR 45 YILMIŞ 

MARDİN’e 30 kilometre uzaklıktaki Dara Köyü’nde bulunan Dara Antik Kenti’nde ‘Yeniden Diriliş’ inancıyla saklanan yaklaşık 3 bin kişiye ait kemiklerin antropolojik incelemeleri sonucunda, 1400 yıl öncesinde ortalama ömrün 45 yaş olduğu belirlendi.
Bilimsel araştırmalara göre Dara, Roma İmparatoru I. Anastasius'un (491-518) girişimleriyle 507 yılında, Doğu Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırını Sasaniler’e karşı korumak amacıyla bir garnizon kenti olarak kuruldu. Kentin çok yakınında konumlanan (hemen batısında) taş ocaklarından çıkarılan bloklar sayesinde kentin çevresi 4 kilometrelik bir surla çevrelenebilmiş ve kent, bir “iç kaleö olarak yapıldığı belirlendi. Bugüne kadar kent içi ve dışında yapılan kazılarda sur ve sura ait burçlar, kilise, saray, agora (çarşı), sarnıçlar, konutlar, su kanalları, maksem (ana su deposu), mezar yapıları ve su bendi (baraj) gibi kalıntılar bulundu.
“GARNİZON KENTö
Mardin Müzesi Müdürü Nihat Erdoğan, tarihte “Anastasiopolisö olarak bilinen Dara Antik Kenti’nin 6’ncı Yüzyıl başlarında  Romalılar’ın Sasaniler’e karşı kurduğu bir garnizon kent olduğunu, burada yaklaşık 4 kilometrelik sur sistemi olan içinde devasa sarnıç ve sur sistemlerinin bulunduğunu söyledi. Erdoğan, antik kentin hemen dışında ‘Nekropol’ adı verilen mezarlık alanında büyük bir galerinin yer aldığını ifade ederken, Dara Antik Kenti ve Mardin Müzesi Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerce yürütülen kazı çalışmaları hakkında muharibine şu bilgileri aktardı:
“HIRİSTİYAN VE YAHUDİLER İÇİN ÖNEMLİ BİR MERKEZö
“Dara kazıları 1986’dan bu yana devam ediyor. Bir süre Prof. Dr. Metin Ahunbay kazı çalışmaları yapmış, 2009 yılından bu yana da Nekropol alanında Mardin Müze Müdürlüğü olarak çalışmaları biz yürütüyoruz. 2 yıllık bir kazı sonucunda Nekropol alanı açığa çıkarıldı ve mezar tipolojileri belirlendi. Bu alandaki önemli mezar tipolojilerinin bir kısmı ziyaretçiye açıldı. Dara’daki ‘Galeri Mezar’ olarak adlandırılan ünik mezarın, dünyada bir başka örneği yok. 573 yılındaki savaşta ölen Romalı savaşçılara ithafen, 591 yılında sürgünden dönen Romalı askerler tarafından yapılan bu galeri mezar, savaş alanındaki kemiklerin toplanıp getirildiği ve biriktirildiği bir kemik toplama alanıdır. ‘Yeniden Diriliş’ törenlerinin yapıldığı eski ahitteki duaların okunduğu bir ünik mezar ve o günden bu güne kadar o kemikler muhafaza edilmiş şekilde burada açığa çıkarıldı. Buradaki Süryani kiliselerinde cumartesi günleri hâlâ bu ritüeller yapılmaktadır. “Kutsal Cumartesiö olarak adlandırılan bu günlerde, ‘Yeniden Diriliş’ mucizesini gösteren Hezekiel peygamberin mucizesinin tekrar gerçekleşmesine olan inançla bu ritüeller devam ediyor. Aslında somut olmayan kültürel miras olarak o günden bugüne yaşayan bir hafıza. Hıristiyanlar, hem de Yahudiler için aslında bir peygamber mucizesi inancının hem mimari-plastik hem de burada toplu biçimde yatan insanların (Yeniden Diriliş( gününü bekleyişleri ile ilgili ziyaret edilip görülmesi gereken ve özellikle inanç turizmi açısından da önemli bir merkez.ö
“3 BİN KİŞİYE AİT KEMİKLERö
Dara’daki Nekropol alanında, kaya ve toprağa gömülü lahit mezarlardan sanduka mezarlara kadar değişen mezar tiplerinin görüldüğünü, alışılmışın dışında en üstteki mezarların en yeni, en aşağıdakilerin ise günümüze en yakın mezarlar olduğunu belirten Nihat Erdoğan, güneş enerjisi ile aydınlatılan, restorasyonu tamamlanan Nekropol alanında, ‘Yeniden Diriliş’ inancı ile yaklaşık 3 bin kişiye ait kemiklerin antropolojik açıdan incelendiğini bildirirken, “İnsanların o tarihte yaş ortalaması 45. Üst katta mezarların dolması nedeniyle yeniden diriliş inancıyla kemikler toplanıp buraya getiriliyor. Tek; yekpare bir kaya kitlesinin içerisinde inanılmaz bir Roma mühendisliği var. Kayayı oyarak mekanları oluşturmuşlar, revakları, odaları, birimleri ve 3 katlı bu yapının hepsi bu şekilde oluşturulmuş. Ana kayanın oyulması ile mekan meydana getirilmişö diye konuştu.
“SU, SİLAH OLARAK KULLANILMIŞö
Uzmanla tarafından yapılan araştırmalarda, Dara Antik Kenti’nde, suyun silah olarak çok yaygın kullanıldığı belirlendi. Sasaniler’in suyun yatağını değiştirdiğini, Romalılar’ın sur içindeki 40 bin kişiye yetecek su miktarını hesap ederek 10’un üzerinde dev sarnıçlar oluşturdukları ortaya çıkarılırken, şimdiye kadar üç tanesinde kazıların tamamlandığı ifade edildi. Mardin Müzesi Müdürü Erdoğan, sarnıçlardaki taşlarda su yalıtımına yönelik bir sıvı kullanıldığını, bu şekilde bir baraj sistemi oluşturulduğunu, buradaki kapakların ani olarak açılması ile de düşman askerlerin püskürtüldüğünü ve bu açıdan ender bir teknik olduğunu söyledi. Dara Antik Kenti’nde sur sistemini açığa çıkarmaya yönelik kazı çalışmalarına devam edilirken surun en az 300 metrelik bölümünün tarihi dönemine uygun hale getirilmesi hedeflenmektedir. 12 ay boyunca devam edecek çalışmalarla, önümüzdeki Mart ayından itibaren bu kazı alanının turizm güzergahı içerisinde gezilebilir hale getirileceği kaydedildi.
Dara Antik Kenti’nde arkeolojik kazı çalışmaları yapılan ve restore edilen su sarnıcı ve galeri mezar ise, 2017 yılında ziyarete açılmıştı.

Görüntü Dökümü:
------------------------
Dara Antik Kenti'nden görüntüler
Mardin Müze Müdürü Nihat Erdoğan, Dara Antik Kenti'ni ve mezarlık alanını anlatırken
Dara Antik Kenti'ndeki üç katlı mezar ve kemiklerden görüntüler
Bölgenin tanıtılması gerektiğini ifade eden iki ziyaretçi
Dara Antik Kenti'ndeki zindan ve su sarnıçlarından biri
Bölgedeki kazı çalışmaları ve Müze Müdürü bilgi verirken

(Haber-Kamera:İhsan DÖRTKARDEŞ-MARDİN-)

===============================

İZNİK’TEKİ DİKİLİTAŞ, 2 BİN YILDIR AYAKTA

İznik’te Roma dönemine ait mezar anıtı olan dikilitaş (obelisk), 2 bin yıldır ayakta. İznik’i tarihini araştırmak için gelen Almanya Kültür Bakanlığı'nda görevli arkeolog Karen Sperlıng, buranın acilen koruma altına alınması gerektiğini söyledi. 
İznik’e 5 kilometre uzaklıkta şeftali bahçelerinin tam ortasında yer alan Roma dönemi mezar anıtı obelisk, ihtişamı ile görenleri şaşırtıyor. Üç yüzeyli, yukarıya doğru yükselen ve birbiri üzerine demir kamalarla oturtulmuş beş beyaz mermer bloktan oluşan anıta, bundan dolayı ‘dikilitaş’ ismi verilmiş. Anıtın geniş olan birinci taşı üzerindeki Grekçe kitabede ; "C.Cassius Philiscus, C.CassiusAsklepiodotus'un oğlu, 83 yıl yaşadıö yazılı.
ALMAN ARKEOLOG İNCELEDİ
İznik’in tarihi üzerinde araştırma yapmak için gelen Almanya Kültür Bakanlığı’nda görevli arkeolog Karen Sperlıng yaptığı açıklamada, "İznik, tarihi olarak çok ünlü bir yer. Yurt dışında da biliniyor. Özellikle dikilitaşı görmek için geldim. Öğrencilik yıllarımdan beri burayı merak ediyordum. Gördüğüm manzaradan ise hoşlanmadım. Böylesine bir eser hiç iyi korunmamış ve tanıtımı da yeterince yapılmıyor. Buraya daha fazla turist gelmeli. Burası güvenli korunmuyor. Bu eser ve bu bölge daha çok tanıtılırsa dünyanın da ilgisini buraya çekeceğine eminim. Dünya üzerinde böyle üst üste dizilmiş taş eserlere çok az rastlanır" diye konuştu.
‘KADERİNE TERK EDİLMİŞ’
Turizm rehberi Şerif Karataş ise "Bursa’ya gelen her yabancı turist İznik dikilitaşı çok merak ediyor. Bunun altında mezar odası da var. Tam bir şaheser ama kaderine terk edilmiş durumda. Burası bir açık hava müzesi olmalı" dedi.
‘AVCILAR BU TAŞA ATEŞ EDİYORDU’
Roma ve Bizans tarihiyle ilgilenen nakkaş Yalçın Öztürk ise "Milattan sonra 1'inci yüzyılın en önemli eseri ile karşı karşıyayız. Üç yüzlü bir dikilitaş dünyada başka bir örneği olmayan bir taş. Piramitlerden esinlenerek yapılmıştır. Bu bir anıt mezardır. Bunun altında oda mezarı vardır. 2008’de kaymakam Hüseyin Avcı tarafından burası kamulaştırıldı ve eser tamamıyla ortaya çıkarıldı. Buraya halk arasında Dikilitaş, Beştaş  ve Nişantaşı da denir. Nişantaşı denmesinin sebebi arazide ava çıkan avcılar bu taşa ateş etmişlerdir. Anıtın üzerinde bu saçma izleri de görülebilir. Burada bir altıncı taş daha olduğu ve üzerinde Zeus kartalı olduğu tahmin ediliyor. Bu anıt depremlere ve doğa şartlarına direnerek ayakta kalmaya çalışıyor" dedi.

Görüntü Dökümü
------------------------
-Dikilitaş'ın drone görüntüleri
-Röpler
-Detaylar

796 mb Süresi: 07.06sn

Haber - Kamera :Mehmet BULDU/İZNİK (Bursa), () 

================

KAHVEDE ÇAY DEĞİL ORGANİK SÜT İÇİYORLAR

GÜMÜŞHANE'nin Köse ilçesinde, alışılmışın dışında, çay ocağı ve kahvelerde, çay yerine organik süt içiliyor. 
Köse ilçesinde, kahvelere sıra dışı bir içecek satılıyor. İlçede alışılmışın dışında, çay ocağı ve kahvelerde, çay yerine organik süt içiliyor. Hava sıcaklığının eksi 20 derecelerde ölçüldüğü ilçede satılan sıcak organik süt, Köselilerin ilk tercihi oluyor. Kahvehane işletmecisi Yaşar Taşkın da evinde beslediği büyükbaş hayvanlarından sağdığı sütleri kaynatarak müşterilerine satıyor. 
Kahveci Yaşar Taşkın, müşterilerinin isteklerinden yola çıkarak süt satmaya başladığını belirterek "Kendimin büyükbaş hayvanları var. Onlardan sağıyoruz, getirip kahvede kaynatıp müşterilerime veriyorum. Halkımız süte rağbet gösteriyor ve çokta memnun kalıyorlar. Günlük 20 kilo süt satıyoruzö dedi.
Kahvehanede süt içen Hacı Ahmet Şen de "Kahvehanede süt içmek güzel. Oldukça besleyici. Kış aylarında süt içerek hasta olmuyoruz  Organik süt. Sabah kahveye geldiğimizde sıcak süt içiyoruz. Süt içmek başka, çay başka. Sütün yeri ayrıö diye konuştu. 

Görüntü Dökümü
---------------------------
Kahvehane detayları
Bardaklara süt doldurulması
Süt içenlerden detay
Kahveci ve müşterilerle röp.
BOYUT: 297 MB
Haber-Kamera: Sinan UÇAR GÜMÜŞHANE -

===================

TURİSTLERİN VAZGEÇİLMEZİ, OSMANLI SARAY MUTFAĞI YEMEĞİ 'MUTANCANA' 

Fatih Sultan Mehmet'in fethettiği, Kanuni Sultan Süleyman'ın doğduğu, Yavuz Sultan Selim'in ise yönettiği Trabzon'a gelen yerli- yabancı turistler, padişahların sofralarında yer alan yemekleri tadıyor. Kentte bazı işletmeciler, artan ilgi üzerine ziyaretçilere, saray mutfağı yemeklerini sunuyor. Turistler, en çok 15'inci ve 16'ncı yüzyıl Osmanlı saray mutfağında görülen, saray ziyafetlerinde sunulan ve Fatih Sultan Mehmet'in sevmesiyle bilinen et, bal, tarçın gibi değişik ürünlerin karışımından yapılan 'mutancana'yı tercih ediyor. 
Türkiye'nin tarihi ve doğal güzellikleri ile önemli turizm merkezleri arasında yer alan Trabzon, 2.5 milyonu aşan yerli-yabancı ziyaretçilerini ağırlıyor. Fatih Sultan Mehmet'in fethettiği, Kanuni Sultan Süleyman'ın doğduğu, Yavuz Sultan Selim'in ise yönettiği Trabzon'a gelen yerli- yabancı turistler, padişahların sofralarında yer alan yemekleri tadıyor. Kentte bazı işletmeciler, artan ilgi üzerine ziyaretçilere, saray mutfağı yemeklerini sunuyor. Turistler, en çok 15'inci ve 16'ncı yüzyıl Osmanlı saray mutfağında görülen, saray ziyafetlerinde sunulan ve Fatih Sultan Mehmet'in sevmesiyle bilinen et, bal, tarçın gibi değişik ürünlerin karışımından yapılan 'mutancana'yı tercih ediyor. 'Mutancana' özellikle Arap turistler tarafından tercih ediliyor. 
AYVAZOĞLU: PADİŞAH SOFRALARINI SÜSLEYEN LEZZETLER MERAK EDİLİYOR
Trabzon Kültür ve Turizm Müdürü Ali Ayvazoğlu, Osmanlı döneminde padişahlara ev sahipliği yapan imparatorluk şehri Trabzon'un doğal güzelliklerinin yanı sıra padişahların sofralarını süsleyen lezzetlerinin de merak edildiğini söyledi. Ayvazoğlu, "Trabzon bir medeniyet bir kültür şehri. Dolayısı ile bütün bileşenleri ile şehrimiz turizm aktivitesisin yoğun olarak yaşandığı bir yer. Doğal güzelliklerimiz, tarihimiz var. Bunun yanında gastronomimiz ve kendimize has yemek kültürümüzde zengin. Osmanlı mutfağın da pişirilen yemeklere Trabzon ev sahipliği yapıyor. Osmanlı'nın geçmişte sahip olduğu bu kültürünü bugün de yaşatıp geleceğe aktarmaya çalışıyoruz. Trabzon turizmini bu şekilde hem çeşitlendiriyoruz hem de turizme katkı sağlıyoruz. Turizm şehrin en önemli geçim kaynağı. Doğal güzellikler, tarih ve gastronomi anlamında büyük bir zenginliğe sahibiz. İnsanlar artık doğal güzelliklerin yanı sıra Osmanlı mutfağında padişahların yediği yemekleri tatmak için de şehri ziyaret ediyorlar. İlerleyen zamanlarda bir gastronomi festivali ile adımızı daha da duyurmak istiyoruzö dedi.
RESTORAN İŞLETMECİ: DİZİLER PADİŞAH YEMEKLERİNE YÖNLENDİRDİ
Osmanlı dönemine ait dizilerin son dönemde ekranlara gelmesiyle turistlerinde padişah yemeklerine ilgi duymaya başladığını anlatan restoran işletmecisi Eşref Keskin de "Trabzon tarihi ve doğası olarak çok zengin ve güzel bir şehir. Padişahlar şehri. Özellikle yabancı ülkelerde Osmanlı dönemine ait dizilerin yayınlanması üzerine şehre gelen turistler bizden padişah yemeklerini talep etmeye başladılar. Bizde padişahların yediği ve misafirlerine yaptırdığı lezzetleri mutfağımıza taşıdık. Genellikle padişah sofralarından eksik olmayan et, bal, badem, tarçın gibi değişik ürünlerin karışımından yapılan 'mutancana' adı verilen yemeği istiyorlar. Sadece bir yemek tercihleri olmuyor. Osmanlı mutfağında olan bütün yemeklerden tadımlık masalarına yaptırıyorlarö diye konuştu. 
MUTANCANA NASIL YAPILIR?
Kuzunun kaval kemiğinden et suyu alınır. 1 adet kuzu kaval kemiği, 2 litre su, bir baş soğan, 1 adet havuç, 2 adet defne yaprağı, 1 tutam tane kara biber yaklaşık 2 saat kaynatılır. Hazırlanan et suyu süzülür ve kenara ayrılır. Kuşbaşı doğranan kuzu budu derin bir tencereye alınır. Orta ateşe suyunu salıp tekrar çekinceye kadar pişirilir. Tereyağı, arpacık soğanları ve sarımsakları ekleyerek kavurmaya devam edilir. 2 dakika sonra hazırlanıp süzülen et suyu ilave edilir. Un hariç sırası ile badem, incir, kayısı, kırmızı üzüm, kırmızı erik ve balı ilave edin. Son olarak unu ekleyin ve kısık ateşte 5 dakika daha pişirin. Yemek ateşten alınıp 10 dakika kadar demlenmeye bıraktıkıldıktan sonra servis yapılır.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
---------------
Trabzon Drone detayları
Arap turist detayları
Mutancana yapılışı
Mutancana detayları
Restoran işletmecisi Eşref Keskin'le röp.
Ali Ayvazoğlu açıklaması

BOYUT: 534 MB

Haber-Kamera: Aleyna KESKİN TRABZON-

==================

SAMSUN'UN TEK MOTOSİKLETLİ KADIN POLİSİ GÖREVE BAŞLADI 

Samsun Emniyet Müdürlüğü'nde görev yapan polis memuru Ayşenur Günay (21), aldığı eğitimin ardından motosikletli Yunus ekibine katıldı. Kentin tek kadın Yunus polisi olan Günay, asayiş ve güvenlik için devriyeye başladı. Yunus polisi olarak göreve başlamaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Günay, "Kaskımı çıkardığımda beni görenler şaşırıyor. Teyzeler de genelde 'çok güzelsin' deyip oğluna istiyor" dedi.
Samsun Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görev yapan 1.5 yıllık polis memuru Ayşenur Günay, Asayiş Şube Müdürlüğü Motorize Polis ekibine katıldı. Motosiklet özellikleri ve parçaları hakkında çeşitli sunumlarla teorik eğitimlerin yanı sıra engelden kaçma, dubalar arası geçme, düşük hızda kullanma ile çeşitli istasyonlarda uygulamalı eğitim alan Günay, kentin tek kadın Yunus polisi oldu. Özel imal edilmiş kıyafet, yüksek konfor ve güven sağlayan motosiklet ve kask ile diğer teçhizatlarını kuşanan Günay, asayiş ve güvenlik için devriyeye başladı. Günay, ekip arkadaşlarıyla birlikte suç işleme oranlarının düşürülmesi, işlenen suçların faillerinin süratle yakalanabilmesi amacıyla şehrin yoğun trafiğinde hızlı hareket edebilme kabiliyetine sahip motosikletiyle cadde ve sokaklarda görev yapıyor.  
'ÇOCUKLUK HAYALİMDİ'
Mesleğini çok sevdiğini anlatan Ayşenur Günay, "Çocukluk hayalim olan polislik mesleğini başarılı ve ülkemize en faydalı şekilde devam ettirmek istiyorum. Özellikle uyuşturucu satan şüphelileri yakaladığında ayrı bir gurur yaşıyorum. Bu gibi durumlar olduğunda erkek kardeşim aklıma geliyor. Gençliğimizi zehirlemek isteyenlere mani olmak, kötü insanlara karşı koymak benim karakterimde var. Ekip arkadaşlarımın da yardımıyla artık tuttuğumu koparıyorum" dedi.
'BENİ GÖREN ŞAŞIRIYOR'
Yunus polisliğindeki yaşadığı anısını anlatan Ayşenur Günay, "İlk görevimimde döner bıçaklı bir kavganın yapıldığı yere gittim. Olay yerine geldiğimde kaskı kafamdan çıkarmamla beraber herkes şaşıp kaldı. Onlar öyle kalınca da olaya müdahale ederek herhangi bir yaralanma olmadan durdurmayı başardık. Beni görenler şaşırıyor" diye konuştu. 
'SENİ OĞLUMA ALAYIM' DİYORLAR
Yunus polisi olmanın özel bir duygu olduğunu ifade eden Ayşenur Günay, "İnsanlar beni görünce şaşırıyorlar, iyi dileklerde bulunuyorlar. Özellikle teyzeler 'çok güzelsin' diyerek 'seni oğluma alayım' diyorlar. Ama ben yalnızca görevimi en iyi şekilde yerine getirmeyi hedefliyorum. Sağolsunlar bana karşı hep nazik ve iyi niyetliler. Kaba kuvvet gerektiren şüpheliler, bana gelince daha nazik davranıyorlar. Ses yükselten olursa da elbette haddini bildiriyorum. Aslında nabza göre şerbet veriyoruz diyebilirim. Ortam gerginse ben de geriliyorum" ifadelerini kullandı. 

Görüntü Dökümü:
-----------------------
- Ayşenur Günay'dan röportaj
- Eğitim programından detay
- Rutin asayiş uygulamasından detay

(SÜRE: 5.00 DK) (BOYUT: 560 MB)

Haber-Kamera:Tayfur KARA, Hüseyin KALAY/SAMSUN, () 
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner1313

banner1300