banner1313

banner1346

banner1345

banner1334

DHA YURT BÜLTENİ - 2

YURT BÜLTENİ - 2 İZMİR'DEKİ İZBAN GREVİ ÜÇÜNCÜ GÜNÜNDE İZMİR'de, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadığı için başlayan İZBAN grevinde üçüncü güne girilirken, sabah saatlerinde trafikte yine yoğunluk...

GÜNDEM 12.12.2018, 09:20
DHA YURT BÜLTENİ - 2

YURT BÜLTENİ - 2

İZMİR'DEKİ İZBAN GREVİ ÜÇÜNCÜ GÜNÜNDE

İZMİR'de, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadığı için başlayan İZBAN grevinde üçüncü güne girilirken, sabah saatlerinde trafikte yine yoğunluk yaşandı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) ortaklığı ile işletilen ve raylı sistemle toplu ulaşım hizmeti verilen İZBAN'da, çalışanların, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde önerilen yüzde 22'lik ücret zamlarını kabul etmeyerek greve başlamasının üçüncü gününe girildi. Seferlerin, greve katılmayan az sayıda personelle, Çiğli-Adnan Menderes Havalimanı arasındaki güzergahta 24 dakikada bir sefer gerçekleşmesinden dolayı, vatandaşlar işlerine geç kalmamak için özel araçlarını, sefer sayıları arttırılan belediye otobüslerini, metro, tramvay ve vapurları tercih etti. Bu yüzden sabah saatlerinde hem trafikte, hem de tercih edilen bu ulaşım araçlarında normalin dışında yoğunluk yaşandı.

Görüntü Dökümü
--------------------------
 Trafikteki yoğunluktan görüntü
- İZBAN istasyonlarından görüntü
- Vatandaşlardan görüntü
- Genel ve detay görüntü

 Haber-Kamera: Halil İbrahim KARABIYIK / İZMİR, ()

==================

KAYINVALİDESİNİN EŞİNİ KENDİSİNE GÖSTERMEDİĞİNİ ÖNE SÜRÜP, İNTİHARA KALKIŞTI

Bursa'da kayınvalidesinin 5 aydır eşini kendisine göstermediğini öne sürerek çıktığı evin terasına çıkıp, intihara kalkışan İslam V. (23), polisin yaklaşık 3 saatlik çabasıyla ikna edilerek eylemine son verdi.
Olay, merkez Yıldırım İlçesi Yeşilyayla Mahallesi'nde meydana geldi. Bir süre önce Yeliz V., eşi İslam V.'yi terk edip annesinin yanına yerleşti. Kayıvalidesinin 5 aydır eşini kendisine göstermediğini öne süren İslam V., dün gece oturduğu 3 katlı evin terasına çıktı. Yanına aldığı bir bidon benzinle ateş yakan, bağırıp çağırarak kendisini de ateşe vereceğini söyleyen İslam V.'yi fark eden çevre sakinleri, polis ve itfaiyeye haber verdi. İhbar üzerine gelen polis ekipleri, İslam V.'yi eyleminden vazgeçirmek için ikna çalışması başlattı. İslam V., kayınvalidesinin tutuklanmasını istedi. Polis, İslam V.'nin eşi Yeliz V. ve kayınvalidesini olay yerine getirdi. İslam V., polis ekiplerinin yaklaşık 3 saatlik çabası sonucu ikna edilerek eylemini sonlandırdı. 
Polis merkezine götürülen İslam V.'nin ifadesinde, "Eşimin yüzünü 5 aydır göremiyorum. Çocuklarımı düşük yaptırdı, kayınvalidemin ceza almasını istiyorum" dediği belirtildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
------------------
-Olay yerinden görüntüler
-İslam V.'yi ikna çalışmaları
-İslam V. ve eşi Yeliz V.'nin ikna olarak polis otosuna binişi
-Detaylar

SÜRE: 2.39  - BOYUT: 297 MB

Haber-Kamera: Mehmet İNAN / BURSA,()

========================

ARI ÖLÜMLERİ KLİMALI KOVANLARLA AZALACAK

Uludağ Üniversitesi Arıcılık Geliştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi (AGAM), artan arı ölümlerini azaltmak ve bal üretimininde verimi arttırmak amacıyla klimalı kovan üretti. Kovan içerisinde ısı ve nemi kontrol etmeye yarayan sensör sayesinde açlıktan ve soğuktan meydana gelen arı ölümlerinin yüzde 50 azaltılması hedefleniyor. 
Artan arı ölümlerinin azaltılması için çeşitli çalışma yürüten Bursa Uludağ Üniversitesi Arıcılık Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi (AGAM), açlıktan ve soğuktan meydana gelen ölümlerin önüne geçebilmek amacıyla klimalı kovan üretti. Kovanın içerisine yerleştirilen sensörler sayesinde ısı ve nem kontrolü istenilen seviyeye çıkarılabiliyor. Kış aylarında bünyesi zayıflayan arıları dinç tutabilmek adına geliştirilen sistem için gerekli elektrik güneş enerjisi panellerinden de sağlanabiliyor. Farklı donanımlarla kurulabilen sistemin kovan başına maliyeti asgari 100 liraya kadar düşürülebiliyor.
"ARI ÖLÜMLERİ GİDEREK ARTIYOR"
20 yıldır arılar üzerinde çalıştığını söyleyen ve yapmış oldukları sistem hakkında bilgilendirmelerde bulunan Bursa Uludağ Üniversitesi Arıcılık Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. İbrahim Çakmak, "Projedeki amacımız ülkemizde, Avrupa ve Amerika'da da son yıllarda giderek artan arı ölümleri var. Ülkemizde de giderek artan arı ölümleri var ama resmi sayılara bakıldığı zaman Türkiye'de arı kovanları koloni sayıları sürekli artış durumunda ama sahaya indiğiniz zaman sürekli artan koloni ölümleri var. Bu durumda bal ve arı üretimi sürekli düşüyor. Bu yıl daha da düşmüş durumda. Bunun en önemli sebebi giderek artan arı ölümleri. Arı ölümlerini ülkemizde nasıl azaltırız, onun çarelerine bakmamız lazım. Arı ölümlerinin çok çeşitli nedenleri var. Arı hastalıkları, tarım ilaçları, dışarıdan gelen ve bölgeye uygun olmayan ana arıların, farklı ırkların kullanılması var. Uzun mesafeli gezginci arıcılık var. Dışarıdan basit gibi görünüyor ama çok ciddi sorunlarımız var. Bütün bu sıkıntıları düşündüğümüzde arı ölümlerini nasıl azaltabiliriz diye düşündük. Bizde kovanları ısıtarak, nemini ayarlayarak zayıf olan kolonilerin ölümlerini ne kadar azaltabiliriz. Birinci amacımız bu. İlk amacımız arı ölümlerini azaltmak, ikinci amacımız ise ülkemizde sürekli düşen verimi artırmak" dedi. 
"VERİM DE ARTACAK"
Klimalı kovan sistemiyle birlikte arı ölümlerini azaltırken verimi de artırmayı hedeflediklerini belirten Çakmak, "Arılar kış aylarında 10-15 derece arasında, minimum bir sıcaklıkta hayatta kalmaya çalışıyor. Yeterli popülasyonu varsa bunu sağlayabiliyor. Bir veya iki çerçeveyle bunu sağlaması zor. Bizde kovanlarımızı 10 derecenin altına düşmeyecek şekilde ayarlıyoruz. Kovan 10 derecenin altına düşmezse soğuktan kaynaklanan arı ölümlerini engellemiş oluyoruz. Ocak sonunda biz buradaki sıcaklığı yükselteceğiz. Isıyı biz vereceğimiz için hem bal tüketimini azaltacağız. Hem arı ölmeyecek hem de yumurta ve yavru atarak hızlı bir gelişme sağlayacak. Hızlı bir gelişme sağlandığında da İlkbaharda daha fazla bal üretme kapasitesine ulaşmış olacak. Kovanların içerisine nem sensoru koyduk. Nemlendirici de koyarak nem de üretiyoruz. Hem nemi hem de sıcaklığı ayarlayıp arılar için ideal bir ortam hazırlamaya çalışıyoruz. Arılara ne kadar yardımcı olursak ölümlerini o kadar azaltırız. Bu vesileyle verimi de artırmış oluruz" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü:
--------
-Kovanlardan detaylar
-Sistemden ve ayarlanmasından detaylar
-Arılardan ve peteklerden görüntüler
-İbrahim Çakmak ile röportaj

Süre: 5.10 Boyut: 578 MB

Haber: Enver Fatih TIKIR - Kamera: Muammer İRTEM/BURSA, ()

=================

GÖRME YETİSİNİ KÜÇÜKKEN YİTİRDİ, ÖRGÜ ÖREREK HAYATA BAĞLANDI

MANİSA'da yaşayan görme engelli 54 yaşındaki Sevim Kuran, 5 yaşında görme yetisini yitirmesine rağmen annesinden örgü örmeyi öğrenerek hayata bağlandı. İki yıldır bir okulda santral görevlisi olarak çalışan Kuran, engellilere sosyalleşmeleri tavsiyesinde bulundu.
Anadolu Engelliler Birliği Derneği Manisa Şube Başkanı Sevim Kuran, tarladayken uzun süre güneşe bakması nedeniyle 5 yaşındayken görme yetisini yitirdi. Şehzadeler ilçesinde bulunan İstiklal İlkokulu'nda 2 yıldır santral görevlisi olarak görev yapan Kuran, hiç hayata küsmedi. 10 yaşında annesinden el işi örgü yapmasını öğrenen Kuran, 44 yıldır örgü örüyor. El becerisiyle yelek, kazak, patik ve çorap ören Kuran, bu uğraş sayesinde hayata bakış açısının olumlu yönde geliştiğini ifade etti.
"HAYATA KÜSMESİNLER"
El emeği ürünlerini dernek binasındaki bir odada sergileyip satan Kuran, "5 yaşından beri görmüyorum. 10 yaşından beri el işi yapıyorum. İlk örgümü kendime yaparak yelek ördüm. Kimse inanamadı gözüm görüyor zannetti. 1991 yılında ilk sergimi açtım. Evliyim. Şu anda çalışıyorum, santral görevlisiyim. Örgü işini önce annemden sonra kendi kendime öğrendim. Annemin örgülerini kontrol ederek kendimi geliştirdim. Modellerini kendi kafamda kuruyorum. Önce tasarlıyorum sonra kendim örmeye başlıyorum. Ördüklerimi satıyorum. Gözlerim görmediği için beynim yönlendiriyor ellerimi. Bu şekilde yapıyorum ürünlerimi. Görme engeli olan arkadaşlara tavsiyem; kurslara katılsınlar. Derneklere gelsinler. Hayata küsmesinler, dışarıya çıksınlar. Dışarıya çıkmadığı sürece kendisi ikinci engellini oluşturmuş oluyor. O zaman psikolojisi bozuluyor insanın. Dışarıya çıkmadığın zaman hayata küsüyorsun. Ben dışarıya çıkarım, her işimi yaparım. Pes etmedim, hayata küsmedim" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
----------
- Sevim Kural'ın yaptığı el örgülerinden görüntü
- Sevim Kural röp.
- Sevim Kural'ın sokakta yürümesinden görüntü
- Genel ve Detay görüntü

Haber- Kamera: Cemil SEVAL/MANİSA,()

================

TARLALARIN ARASINDAKİ TARİH

İzmir'in Çeşme ilçesi Ildır Mahallesi'nde bulunan ve 12 İyon kentinden biri olan Erythrai'deki antik tiyatro, tarlaların gölgesinde kaldı. Ekinoks İzmir Kültür ve Çevre Derneği Başkanı Başak Yasemin Kumaş ile Ildır Mahalle Mahalle Muhtarı Erdem Yavuz, çevresinde bulunan arazilerin büyük kısmı özel mülk olan ve enginar tarlalarının içerisinden geçilerek gidilen antik tiyatro ile bölgedeki tarihin korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasını istedi.
Çeşme'nin Ildır Mahallesi'nde bulunan Erythrai Antik Tiyatrosu, tarihi dokusu ile dikkat çekiyor. Yapılan araştırmalarda elde edilen bulgulara göre, 12 İyon kentinden biri olan Erythrai'de ilk Tunç çağından bu yana yerleşim mevcut. Yine arkeologların yaptığı araştırmaya göre başlangıçta krallık ile yönetilen kent, sonraları yine kral soyundan olan ancak halkın seçtiği 'vasileuslar' tarafından yönetildi. Şimdilerde özelliğini büyük ölçüde yitiren antik kent, Millattan Önce 133'te ise özgür bir kent statüsü kazandı. Bu dönemde şarabı, keçileri, değirmen taşları ve kadın kahinleri Sibyl ile Herophile ile ün kazandı. Zaman içerisinde önemini yitiren kent, 1366'da Türk egemenliğine girdikten sonra da Erythre, Rhtyrai, Lythri gibi değişik adlar aldı ve 16. yüzyıldan sonra İlderen ve Ildır adlarıyla anılmaya başladı. Bölgede 1963-1966 yılları arasında, arkeologlar tarafından kazı çalışmaları yapıldı. İlk önce M.Ö. 3. yüzyıl sonralarında yapıldığı sanılan Akropol'ün kuzey yamaçlarındaki antik tiyatro, toprak altından çıkarıldı. Akropolün en yüksek düzlüğünde yapılan araştırmalarda da Athena tapınağına ait kalıntılar bulundu. Şehrin etrafının 5 kilometre uzunluğunda surla çevrili olduğu anlaşıldı. Tiyatro kısmen açığa çıkarıldı.
TARİH İÇİN DESTEK ÇAĞRISI
Ildır Mahalle Muhtarı Erdem Yavuz, bölgede uzun süre çalışma yapıldığını, ancak tarihin tam olarak gün yüzüne çıkarılması için ciddi kaynağa ihtiyaç duyulduğunu, bunun da ancak sponsorlar vasıtası ile çözülebileceğini söyledi. Yavuz, "Burası amfitiyatro. Ama bayağı bir erozyona uğradı. Restorasyon isteyen, turizme kazandırılmayı bekleyen bir yer. Biz buranın mevcut halinin restorasyonunun yapılmasını ve turizme kazandırılmasını istiyoruz. Burası için ciddi maddi kaynak gerekiyor. O nedenle bölgede çalışmalar ancak sponsorlar aracılığı ile yapılabilir" dedi.
'TAM BİR ÖREN YERİ HALİNE GETİRİLEMEDİ'
Ekinoks İzmir Kültür ve Çevre Derneği Başkanı Başak Yasemin Kumaş da tarihi kalıntıların enginar tarlalarının içinde kalarak önemini kaybettiğini söyledi. Bölgedeki zengin tarihi dokunun tam olarak ortaya çıkarılabilmesi için çevresindeki arazilerin büyük çoğunluğunun kamulaştırılarak çalışma yapılması gerektiğini vurgulayan Kumaş, yine Bizans Döneminde yapılan Matrone Kilisesi ile Athena Tapınağı'nın da, tam bir ören yerine dönüştürülemediğini savundu. Kumaş, "Burada eski dönemlerin üst üste şehirleştiğini görüyoruz. Tam tarihi bilinemiyor. Çok büyük bir kazı alanındayız. Burası yaklaşık 5 kilometre sur duvarları ile örülü bir kent. 2 bin 3 bin yılları dönemlerinde sürekli yapılaşmalar oldu, depremler gördü. O depremlerde çıkan taşlar yeni yerleşimlerde kullanılmış. Ve bu şekilde hayat günümüze kadar devam etmiş. Sit nedeniyle korundu ama yeterince finans desteği olmadığı ve ilgi görmediği için tam bir ören yeri haline dönüştürülemedi, yaşatılamadı. Virane halinde bir Bizans dönemi kilisesi yapısı var. Bundan 20 yıl öncesine kadar çatısı duruyordu. Ama uzun süre restorasyon görmediği için zamana yenik düşen bir yapı" diye konuştu.
Bölgedeki tarihi alanlara, turistlerin ilgisinin arttırılması gerektiğini ifade eden Kumaş, şunları söyledi:
"Buralar insanların gezip, tarihi görebilecekleri bir ören yeri haline getirilebilir mi? Neden olmasın, neden yaşatılmasın, turizme kazandırılmasın? Ama daha fazla ilgi, akademisyenlere daha fazla yetki gerekiyor belki de. Ayrıca finans desteği gerekiyor. Bu olayın Çeşme turizmine ve dünya tarihine kazandırılması gerekiyor."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
----------
-Erythrai Antik Tiyatrosu ile Matrone Kilisesi ile Athena Tapınağı kalıntılarından görüntü
-Enginar tarlasından görüntü
-Tarihi bölgedeki yapılardan görüntü
-Ekinoks İzmir Kültür ve Çevre Derneği Başkanı Başak Yasemin Kumaş ve Ildır Mahalle Mahalle Muhtarı Erdem Yavuz ile röp.
-Genel ve detay görüntü

Haber-kamera: Umut KARAKOYUN/ İZMİR, ()

===============

ANNESİNİN HEM KULAĞI HEM DİLİ OLUYOR

Manisa'nın Salihli ilçesinde yaşayan ortaokul öğrencisi İsmail Tuncer (13), kendi aralarında geliştirdikleri işaret dili ile işitme engelli annesinin (54) duyan kulağı, dili olurken, okul arkadaşları ve çevresindekiler tarafından da takdir ediliyor.
Salihli'de yaşayan ve emekli deri işçisi İdris Tuncer (59) ile evli olan Münevver Tuncer, 8 yaşındayken başına aldığı bir darbe sonucu beyinciğin altındaki sinirlerin zedelenmesi nedeniyle duyma yetisini kaybetti. Duyamayan ancak çok sağlıklı olmasa da konuşabilen Tuncer'in Milli Egemenlik Ortaokulu 8. sınıf öğrencisi olan tek çocuğu İsmail Tuncer, kendi aralarında geliştirdikleri işaret dili ile annesinin en büyük destekçisi oluyor. Annesine daha önce uluslararası işaret dilini öğretmek istediğini belirten Tuncer, "Küçüklüğümden itibaren annemle hep kendime has bir işaret dili ile anlaştım. Bu işaret diliyle de annemle gayet rahat bir şekilde anlaşıyoruz. Annem, daha önce öğretmek istediğim uluslarası işaret dili yerine, benim geliştirdiğim işaret dili ile daha rahat anlaştığını söyledi. Bunun üzerine de hep bu işaret dilini kullandık. Gerek kalabalık ortamlarda, gerekse çarşıda veya çeşitli kurum ya da kuruluşlarda bir işimiz olduğu zaman annemle beraber gidiyorum. Bilindiği üzere okullardaki veli toplantılarına sadece anne ve babalar katılır. Ancak annem işitme engelli olduğu için veli toplantısına o geldiği zaman birlikte katılıyoruz" dedi.
Annesine yardımcı olmayı sürdüreceğini belirten Tuncer, "Çünkü beni bu yaşıma kadar annem büyük bir özveri ile büyüttü. Annem de benim için elinden geleni yapıyor. Eğitim sürecimde birçok fedakarlık gösterdi, hala da gösteriyor. Hakkı ödenmez. Onun kulağı, dili, eli, ayağı olmaya çalışıyorum" diye konuştu.
'ANNE OĞULDAN ÇOK ARKADAŞ GİBİYİZ'
Münevver Tuncer ise oğlu ile her konuda birbirlerine destek olduklarını belirtip, "Bazen, uyuşamadığmız konular da oluyor. Ama genellikle birbirimize yapıcı davranıyoruz. Hiç unutmuyorum bir gün ana sınıfında iken öğretmeni oğlumdan İstiklal Marşı'nı ezberlemesini istemiş. Ben de oğlumun ezberleyip ezberlemediğini öğrenmek için dudak okuma yöntemi ile onu izledim. 10 kıtanın tamamını ezberlemişti, o gün çok mutlu oldum. Anne oğuldan çok iki arkadaş gibiyiz. Birbirimizin eksiklerini tamamlıyoruz" dedi.
'ÇOK DEĞERLİ BİR YAKLAŞIM'
Milli Egemenlik Ortaokulu Rehber Öğretmeni Ayben Demirkaya "Liseye Geçiş Sınavı (LGS) ile ilgili olarak Milli Eğitim Bakanlığımız'ın kamuoyu ile paylaştığı son güncel bilgileri velilerimize konuşmak için toplandık. Öğrencimiz İsmail ve annesi de toplantımıza katıldı. Toplantı boyunca anlattıklarımı öğrencimiz, el ve kol işaretleri ile annesine aktardı. İsmail'in bu durumu kabullenmesi, annesinin duyma yetisini kaybetmiş olmasını bir engel olarak görmemesi, onu yeniden hayata kazandırmaya çalışması çok değerli bir yaklaşım. Tabii ki annenin de birçok fedakar tutumuna şahit oluyoruz. Duyma yetisini kaybetmesine rağmen her anlamda çoğunun yanında olmaya çalışan bir annemiz var" dedi.
HER EVDE BİR HİKAYE SAKLI
Milli Egemenlik Ortaokulu Müdürü Muhammet Mustafa Demir de öğrencileri İsmail Tuncer'in örnek davranışlarının kendilerinin de dikkatini çektiğini belirtip, şunları söyledi:
"Her evde bir hikaye saklıdır. İsmail ve annesi arasındaki dayanışma da bu güzel hikayelerden bir tanesi. İsmail ve annesi arasında çok güzel bir iletişim mevcut. İsmail'in ailesine destek olması yine annemizin de güzel bir şefkat bağı kurması bizim için toplumda güzel örnekler gösterilmesi anlamında iyi bir örnek."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
--------------
-Annesi ile kendi geliştirdiği işaret dili ile iletişim kuran İsmail Tuncer ile röp.
-Milli Egemenlik Ortaokulu Rehber Öğretmeni Ayben Demirkaya ile röp.
-Milli Egemenlik Ortaokulu Müdürü Muhammet Mustafa Demir ile röp.
-Veli toplantısında Rehber Öğretmen Ayben Demirkaya'nın anlattıklarını İsmail Tuncer'in işitme engelli annesi Münevver Tuncer'e kendi geliştirdiği işaret diliyle aktarmasından görüntü
-Genel ve detay görüntüler

(Toplam 307 MB görüntü - 5 dakika 52 saniye

Haber-Kamera: Emre SAÇLI / SALİHLİ (Manisa), ()

=============

ANTALYA'DA 2 KİŞİNİN YARALANDIĞI 'SİLAHLI KAVGA' KAMERADA (YENİDEN)

Antalya'da, iddiaya göre iki grup arasında borç-alacak meselesi yüzünden çıkan silahlı kavgada 2 kişi yaralandı. Olay, çevredekiler tarafından cep telefonu ile görüntülenirken, bir iş yerinin de güvenlik kamerasına yansıdı.
Olay, saat 16.30 sıralarında Muratpaşa ilçesi Kışla Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, aynı mahalledeki dernekte kağıt oyunu oynayan iki grup arasında borç-alacak meselesi yüzünden tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Sopa, bıçak, tabanca ile pompalı tüfeklerin kullanıldığı ve yaklaşık 10 kişinin karıştığı kavgada bir kişi tabancayla bir kişi ise bıçakla bacağından yaralandı. Yaralılar kendi imkanlarıyla Atatürk Devlet Hastanesi'ne gitti. Silah sesleri üzerine bölgeye çok sayıda polis sevk edildi. Polisin geldiğini fark eden diğer şüpheliler ise olay yerinden araçlarıyla kaçtı. Pompalı tüfekten çıkan saçmalar bir evin de penceresine isabet etti. Polis olayla ilgili inceleme başlattı.
KAVGA KAMERADA
Öte yandan, iki grup arasında çıkan kavga, çevredekiler tarafından cep telefonuyla kaydedilirken, çevredeki iş yerinin güvenlik kamerasına da yansıdı. Görüntülerde, şüphelilerin sopayla birbirlerine saldırmaları, bir kişinin pompalı tüfekle ateş etmesi görülüyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
- Tarafların kavga etmesi
- Birbirlerine saldırmaları
- Sopa kullanılması
- Araç içindeki kavaga
- Tüfek kullanılması
- Sokaktaki kavga

Haber: Yılmaz KILIÇKAYA- Kamera: ANTALYA, ()- 
 

Yorumlar (0)
17°
az bulutlu
Namaz Vakti 17 Eylül 2019
İmsak 04:43
Güneş 06:09
Öğle 12:34
İkindi 16:04
Akşam 18:50
Yatsı 20:11