Tarih ve Kültür Bağlamında Muş Uluslararası Sempozyumu sona erdi

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesindeki Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı ve Muş Alparslan Üniversitesi iş birliğiyle 10-12 Mayıs 2018 tarihlerinde gerçekleştirilen Tarih ve Kültür Bağlamında Muş Uluslararası Sempozyumu, değerlendirme ve kapanış oturumu ile sona erdi.

Tarih ve Kültür Bağlamında Muş Uluslararası Sempozyumu sona erdi

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesindeki Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı ve Muş Alparslan Üniversitesi iş birliğiyle 10-12 Mayıs 2018 tarihlerinde gerçekleştirilen Tarih ve Kültür Bağlamında Muş Uluslararası Sempozyumu, değerlendirme ve kapanış oturumu ile sona erdi.

Muş Alparslan Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki kapanış oturumunda Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan, Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat ve Atatürk Araştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Nihat Büyükbaş değerlendirmelerde bulundu.

Değerlendirmede bulunan Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Beyhan, sempozyum ilanına çıkıldıktan sonra 190 adet özetin başvuru için gönderildiğini, bunlardan 84’ünün kabul edildiğini ve hakemlerin ön incelemelerinden geçen 84 bildiri özetinden de 78 adedinin sempozyumda 4 ayrı salonda sunulduğunu ifade etti. Problemlere yönelik çözüm üreten tebliğlerin önemli olduğunu vurgulayan Beyhan, bir şehri tarih ve kültür bağlamında ele alırken kültürün sadece edebiyat ve sanat olmadığını bunun içerisine tarım faaliyetlerinin de girdiğini ifade etti. Beyhan sözlerine şöyle devam etti: “Tarih ve kültür aslında siyasete kaynaklık yapar. Siyaset adamları bu birikimlerden yararlanarak politika üretirler. Problemlere çözüm üretirler ki bu da bizim yani üniversitelerin işidir. Çünkü üniversitenin temel görevi bilgi üretmek ve onu yaygınlaştırmaktır.”

Beyhan, Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı olarak bir tebliğin sunulmaya değer olup olmadığını ölçmek için 3 unsura dikkat ettiklerini belirtti; bunlardan ilki tebliğin yeni bir bilgi sunması, ikincisi bilinen bir bilgi konusunda tebliğin bir eksikliği gidermesi ya da yanlışları düzeltiyor olması. Sonuncusu ise tebliğ konusunun zaman içerisinde bilimsel bir tartışmaya zemin hazırlayacak vasıfta olması. “Sempozyumlar bilgi üretme platformlarıdır” diyen Beyhan, bu üç unsuru kabul ettirmenin kolay olmadığını ama bunu yerleştirmek için çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.

Kapanış oturumundaki değerlendirmesinde Rektör Prof. Dr. Polat, Doğu Anadolu bölgesinin hem geçmişi hem de bugünkü konumu itibariyle serhat vilayetlerinden biri olan Muş’ta bu sempozyumu gerçekleştirerek Doğu Anadolu bölgesine sahip çıktıklarını söyledi. “Gidemediğimiz yer bizim değildir” diyerek bu etkinliğin düzenlenmesi için yola çıktıklarını ifade eden Polat, bu ilmî etkinlik planlanırken şehre ve bölgeye katkı sunabilecek bir bilimsel alt yapı oluşturmaya önem verdiklerinin altını çizdi. Muş’la ilgili çok sayıda tebliğin gelmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Polat, yoğun katılımlı ve verimli bir sempozyum gerçekleştiğini; sunulan tebliğler sayesinde şehirle ilgili ilginç bilgiler edindiğini sözlerine ekledi. Polat, Muş’un tarımsal varlığı başta olmak üzere diğer zenginliklerinin ne yazık ki literatüre giremediğini; yapılan bu sempozyumla Muş’un değerlerini tarihe not düşerek literatüre girememiş olmaktan kaynaklı gelen eleştirileri de önlediklerini söyledi.

Oturumdaki son değerlendirmeyi yapan Atatürk Araştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Büyükbaş, araştırma kültürünün eğitimli insan gücüyle mümkün olmasının bilinciyle bu tür çalışmaları teşvik etme ettiklerini söyledi. Bir dönem, Anadolu’da bilime, eğitime, kültüre ve araştırmaya çok fazla önem vermediğimize değinen Büyükbaş, 2. Abdülhamid’in okullaşma oranını yükselterek yurdun çeşitli bölgelerinde okullar açtığını belirtti. Okul açılmış olmasına rağmen 2. Abdülhamid’in bir öz eleştiri ile önemli bir gerçeğe değindiğini; bunun da faaliyete geçen eğitim kurumlarına uygun program üretecek eğitimcinin bulunamamasından dolayı yabancı yöntem ve müfredatlarla okulların faaliyetlerini sürdürmek zorunda kaldıklarını dile getirdi. Bugün geldiğimiz noktada Muş ilinde dahi bu kapasitede bir kampüsün oluşunun “yerli bilgi üretme” için aslında her şeye sahip olduğumuzu kanıtladığını vurgulayan Büyükbaş, bilgiyi gelenekleştirmemiz gerektiğini dile getirerek, devletin Muş’ta bu yatırımı yapmasının devlet ve millet olarak aslında eğitime önem verildiğini, çocukları okutmak için hevesli olunduğunu gösterdiğini söyledi. Bilimsel geleneği yerleştirmek için çok çalışmak gerektiğinin altını çizen Büyükbaş, Başbakanlık’a bağlı bir kurum olarak önceliklerinin her zaman Anadolu’ya bilimsel destekte bulunmak olduğunu önemle vurguladı. Büyükbaş, “Yerli bilgi üretme” kültürünü geliştirmeyi çok önemsemelerinden dolayı Atatürk Araştırma Merkezi’nin, devletin sahip olduğu imkanları Anadolu’ya ve insanına yaymaya gayret gösterdiğini belirtti. Bilginin evrensel olduğunu ancak kendi bilgimizi evrenselleştirebilmemiz için dünyanın karşısına yerli bilgimizle çıkabilmemiz gerektiğini belirtirken bunun için de her alanda bilgi üretme alışkanlığını kazanmamız gerektiğini sözlerine ekledi.

İki gün süren sempozyumda sunulan 78 bildiri, Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı tarafından kitaplaştırılarak kamuoyunun istifadesine sunulacak.
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner650