Atatürk şöyle demişti: Geldikleri gibi giderler...

Ulu Önder Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk ve 18 silah arkadaşının Samsun'a çıkışının üzerinden tam 100 yıl geçti. 

Atatürk şöyle demişti: Geldikleri gibi giderler...
banner1314

Birinci Dünya Savaşı'nın bitmesinin ardından İtilaf Devletleri Osmanlı'nın herhangi bir bölgesini güvenlik gerekçesiyle işgal etme hakkını Mondros Ateşkes Antlaşması'yla ele almıştı. 13 Kasım 1918 günü, İtilaf güçlerine ait donanma, mütakere şartlarının kendilerine verdiği yetkiye dayanarak İstanbul önlerine demir atmış ve böylece, 465 yıllık başkente ilk kez düşman askeri girmişti. İstanbul o tarihte esaretle tanışmıştı. O gün, öğle saatlerinde Adana'dan İstanbul'a gelen ve Haydarpaşa Garı'nda bindiği 'Kartal' adlı botla Galata'ya giden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise, işgal donanmasının arasından geçerken yaveri Cevad Abbas'ın ağladığını görmesi üzerine o sözü söylemişti: GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER...

Atatürk'ün bu sözü, Kurtuluş Savaşı'nın da ilk fitilini ateşledi. Mondros'un imzalanmasının ardından ülkenin dört bir yanında işgaller başlamış ve Boğazlar İngilizlerin kontrolüne geçmişti. Ancak işgallerle birlikte direnişler de başladı. 1919 yılı başlarında Kuvayi Milliye adıyla silahlanan 50 ila 200 kişilik düzensiz gruplar, işgallere çatışarak karşılık verdi. Tüm bu gelişmeleri izleyen Mustafa Kemal Paşa ise o günlerde kurtuluşun Milli Mücadele'de olduğunu anlamıştı. Mustafa Kemal Paşa, ilk fırsatta Anadolu'ya gitmek ve buradan kurtuluş mücadelesini başlatmak istiyordu. 

Pontus Rum çeteleri saldırıyordu

Atatürk'ün Anadolu'ya çıkmak için fırsat kolladığı günlerde ise Karadeniz'de bulunan Pontus Rum çeteleri de Mondros'dan güç alarak bölgedeki Türklere karşı saldırılara başlamıştı. Osmanlı padişahı ise bölgedeki güvenliğin sağlanması için Çanakkale'de destan yazan Mustafa Kemal Paşa’yı 9. Ordu Müfettişliği’ne atadı. Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a gönderilmesinin sebebi bölgedeki olayları gözlemleyip önlem almasıydı. Fakat Mustafa Kemal Paşa ulusal egemenliğe dayanan, kayıtsız şartsız ve bağımsız yeni bir Türk devleti kurmanın gerekli olduğunu düşünüyordu. Bu düşüncelerinin padişah tarafından da öğrenilmesi neticesinde, Mustafa Kemal Paşa için Osmanlı padişahı idam fermanı çıkartacaktı.

Bandırma Vapuru 41 yaşındaydı

Bandırma Vapuru'yla Samsun'a çıkacak olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve 18 silah arkadaşı, 41 yıllık vapurla Marmara'dan Karadeniz'e gidecekti. Ancak vapur, sadece Marmara'da çalışıyordu. Ancak vapurun kaptanı İsmail Hakkı'nın tecrübeli bir kaptan olması işleri kolaylaştıracaktı. İsmail Hakkı, Mustafa Kemal ve 18 silah arkadaşını sağ salim Samsun'a ulaştıracaktı. Atatürk ve arkadaşlarının bulunduğu Bandırma Vapuru'nun hareket etmesinin ardından, İngiliz işgal güçleri bir destroyeri vapuru batırması için görevlendirdi. Bandırma Vapuru'nu batırmak ya da geri çevirmekle görevli olan destroyer ise vapurun kaptanı İsmail Hakkı'nın farklı bir rota izlemesi nedeniyle başarılı olamadı. 

Bir millet uyandı

Atatürk yola çıkış öyküsünü şöyle anlatıyor: “İstanbul’dan ayrılmak üzere, evimden otomobile bineceğim sırada Rauf Bey yanıma gelmişti. Bineceğim vapurun izleneceğini ve beni İstanbul’dayken tutuklamadıklarına göre, belki de Karadeniz’de batırılacağımı güvenilir bir yerden işitmiş, onu haber verdi. Ben, İstanbul’da kalıp tutuklanmaktansa, batıp boğulmayı tercih ettim ve yola çıktım. Kendisine de eninde sonunda İstanbul’dan çıkmak zorunda kalırsa benim yanıma gelmesini söyledim. Kaptana ‘Düşman devletlerinin herhangi bir vasıtasının gadrine uğramamak için sahile yakın bir rota tutunuz! şayet kesin tehlike görürseniz gemiyi karaya, en yakın sahile oturtunuz!’ direktifi verdim. Çok şükür buna gerek kalmadı, bir millet uyandı.”

Bandırma Vapuru Kaptanı İsmail Hakkı: Atatürk beni 15 Mayıs'ta çağırdı

Bandırma Vapuru'nun Kaptanı olan İsmail Hakkı, Atatürk ve 18 silah arkadaşıyla yolculuklarını ise şöyle anlattı:

“Atatürk, hareketimizden bir gün önce 15 Mayıs’ta beni Harbiye Dairesi’ne çağırttı. Sonra Ata’nın Şişli’deki evinde buluşup, önderin verdiği bilgiler doğrultusunda, rotamızı çizdim. Atatürk, 16 Mayıs’ta Samsun’a hareket edeceğimizi buyurdu. Atatürk gemiye Kız Kulesi açıklarında bindi. Zira, vapurumuz Sirkeci’de İngilizler tarafından sıkı kontrolden geçirildi. Boğazdan çıkarken müthiş bir fırtınayla karşılaştık. Buna rağmen yolumuza devam ettik. Mahiyetindekiler, deniz tuttuğu için birer birer kameralara girip yattılar. Atatürk kıç taraftaki köşkte köşeye dayanmış oturmakta idi. Metanet ve tefekkür içinde bulunuyordu. Son sürat olan 7 mil ile Karadeniz’in dalgaları arasında yolumuza devam ettik. Bin bir türlü müşkülat içinde 19 Mayıs şafak vakti Samsun’a vardık.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner1313

banner1300