banner1365

banner1497

banner1499

banner1334

AK Parti'den İlker Başbuğ'un 'FETÖ'nün siyasi ayağı' sözlerine yanıt

banner1357

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un katıldığı bir programda FETÖ'nün siyasi ayağı ile ilgili sözlerine yanıt veren Çelik, "Elinde belge olmaksızın devletin sahip olmadığı birtakım iddialar üzerinden şunu bunu suçlayarak bu mücadele desteklenemez" dedi.

Genel 04.02.2020, 20:50
AK Parti'den İlker Başbuğ'un 'FETÖ'nün siyasi ayağı' sözlerine yanıt
banner1353
banner1375

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı sonrası önemli açıklamalarda bulundu.

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un katıldığı bir programda "26 Haziran 2009'daki kanun teklifini getiren siyasiler araştırılsın. FETÖ'nün siyasi ayağı yok dersek gerçek inkar olur" sözlerine yanıt veren Çelik, "FETÖ, Türkiye'nin kabul ettiği terör örgütlerinden biridir. FETÖ'nün gerçekleştirmeye çalıştığı darbe girişimi milletimizin iradesiyle def edilmiştir. FETÖ ile ilgili olarak devletin bütün organlarından hayatın tüm kılcal damarlarından kesilmesi için mücadele devam edilmektedir. Elinde belge olmaksızın devletin sahip olmadığı birtakım iddialar üzerinden şunu bunu suçlayarak bu mücadele desteklenemez" ifadelerini kullandı.

"KANUNİ YOLLARA BAŞVURULACAK"
AK Parti Sözcüsü Çelik, toplantı sonrası bir basın mensubunun, "İlker Bağbuğ konusuyla ilgili 'Arkadaşlarımız gereğini yapacaktır' dediniz. İlker Başbuğ'a yönelik bir suç duyurusu mu yapılacak. Süreç nasıl işleyecek?" sorusuna şu şekilde yanıt verdi:

"İlker Başbuğ'un o ifadesinde 'Bu önergenin altında imzası olanlar FETÖ'cüdür' deniyor. Arkadaşlarımız yasama faaliyetinin bir terör örgütü ile özdeşleştirilmesi karşısında hem Meclis'in itibarını korumak hem de kendi kişisel haklarını korumak için kanuni yollara başvuracaklar"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

Türkiye son derece önemli bir operasyona imza attı. Hem kendi vatandaşlarımız hem de talep eden komşu ülkelerin vatandaşlarını getirdik. Yüksek bir koordinasyonlar vatandaşlarının can emniyetini sağlayacak bir operasyona imza attı.

Sağlık Bakanlığı gereken tedbirleri aldı.

REJİM SALDIRILARI
Rejim mutabakat uygun davranmamıştır. Türkiye, Astana mutabakatları çerçevesinde garantör ülke olarak üzerine düşeni yapmıştır. Rus tarafına iki defa bilgi verilmiştir. Rusya tarafının 'bize haber verilmedi' bilgisi doğru değildir. 54 rejim hedefi tamamen imha edilerek 70'den fazla rejim unsuru imha edildi. Karşılık verilmeye devam edilecek.TSK'nın gözlem sahalarının olduğu yerlere rejimin yaklaşması onu TSK'nın gözünde düşman konumuna düşürür. Burada beklentimiz Rusya'nın rejimin bu saldırganlığını kontrol altına almasıdır. Biz bundan sonrasında bu tip bir yaklaşım olursa aynı şekilde cevap verilecektir. Rusya ile önemli çalışmalar yapıldı. Bundan sonra da rejimi bu saldırganlıktan men etmesi için gereken gayreti göstermesini bekliyoruz.

AB DAĞILMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA
Türkiye'nin uyarıları dikkate alınmazsa bütün Avrupa'yı daha büyük şekilde etkisi altına alacak bir göç tehlikesinin olduğu konusunda herkese uyarılarımızı yapıyoruz."

Artık reform yapamayan, krizleri fırsata çeviremeyen AB'nin, birliğini koruması konusunda çok büyük güçlükler söz konusudur. Reform yapılamadığı için AB, cazibesini yitirmekte ve dağılma gibi bir tehlikeyle karşı karşıya kalmaktadır.

"YÜZYIL ANLAŞMASI"
Bu plan baştan aşağı işgal planıdır. Türkiye ilk tepki koyan ülke olmuştur. BM Genel Sekreteri açıkça bu karara karşı çıkmıştır. Bizim de söylediğimiz BM kararlarına uyumlu olmalıdır, iki devletli bir çözüm olmalıdır. Arkasından Avrupa Halk Partisi bu planı güçlü bir şekilde reddetmiştir. Arap Birliği'de sağduyulu bir karar alarak reddetmiştir.

Ortadoğu konusunda kafa yoran kim varsa bunun iyi bir şeye gitmediğini ifade eden paylaşımlarda bulunuyor. ABD tarafsızlığını kaybetti. Filistinlilerin iradesini hiçe saydılar.

Yıllar içerisinde Filistin topraklarının nasıl azaldığını görüyoruz. Şimdi yapılan ise bu durumdan daha ileriye giden bir durum oluşturmak. Aklın ve vicdanın asla kabul etmeyeceğini bir tavır sergiliyorlar.

İşgal altındaki yerler tamamen İsrail toprağı sayıyorlar. Filistin Devleti BM kararlarına uygun olarak yaklaşılmalıdır. Filistin topraklarını gasp eden bu durumu meşru görmeyeceğimizi açıkça ifade etmek istiyoruz.

Yorumlar (0)