Gençlik Ve Kültür Eğitimi

Kültür; hayata bakışımızın, hayat tarzımızın, tefekkür dünyamızın doğal sonucu olarak oluşan, zamana ve mekâna göre evirilebilen, tüm maddi ve manevi varlığımızı içine alan değerler bütünüdür. Kültür mirastır, bellektir ve yaşam içeriğidir. Ayrıca kültür, inanılan değerler etrafında oluşan hayat biçimidir. Kültür statik değil dinamiktir. Kültürü milli hayat olarak tanımlayan Tanpınar'a göre kültür devamlılık gösterir; devam ederek değişir, değişerek devam eder. Aynı uygarlığa bağlı kültürler aynı dünya görüşünde birleşirler ve çeşitli medeniyetleri meydana getirirler.

Milli kültür ise, yerellikten çıkmış ve bütün millet tarafından yüzyıllarca benimsenmiş ortak değerleri, yaşama biçimlerini ve bunlara bağlı unsurları ihtiva eder. Hayatın maddi ve manevi bütün tezahürlerinde görülebilen çeşitli farklılıklar milli kültürün üslubunu oluşturur. Milli kimlik yahut sadece kimlik denilince, milli kültürün ferdi ve sosyal planda ortaya çıkan üslubu akla gelir. Bu üslup kişiyi ve toplumu farklılaştıran, en yakınlarından başlayarak diğer benzerlerinden ayrı kılan özelliklerdir.

Türkiye'nin kültür ve medeniyet problemlerinin yoğun olarak son iki yüzyıllık döneme ait olduğu çeşitli uzmanlarca beyan edilmektedir. Osmanlının kendi orijinal yorumuna dayalı bir sanayi toplumu modelini gerçekleştiremeyişi, askeriyeden başlayarak bir batılılaşma serüveni içerisine girmesi, bir medeniyet krizine neden olmuş ve buna bağlı problemlere de geniş bir alan sağlamıştır.

Günümüzde küreselleşme denilen süreç, dünyayı hızla tek tipleştirirken, yerellik, mahallilik, millilik, çeşitlilik ve özgünlük gibi kültürün temel niteliklerini de ortadan kaldırmaktadır. Kentleşme, sanayileşme ve teknolojik gelişmeler de bu sürece katkı sunmaktadır. Bu konuda Türkiye'nin son yarım asırlık kentleşme ve sanayileşme süreci iyi tetkik edildiğinde pek çok kültürel değerin kırsaldan kente taşınamadığı ya da kültürel değişim nedeniyle sürdürülemediği, dolayısıyla kimi değerlerin kaybolduğu görülebilecektir.

Ancak bunu yaparken de kültürümüzü revize etmeye, onu günün şartlarıyla yeniden üretmeye ihtiyacımız vardır. Örnek olarak, Ahilik kurumunu yeniden keşfetmek, anlamak, yorumlamak ve Ahilik öğretisini asrın idrakine yeniden sunmak zorundayız. Bunu kavratırken de Ahiliğin bir Ahlak, Hilm ve İrfan geleneğinin parçası olduğunu gençlere kavratmamız gerekir. “El-hayaü mine’l-iman / Hayâ imandardır” derken; bugün de bütün işlerimizde Helal, Ahlaki, Yasal ve Âdil olanı tercih etmemiz gerektiği şeklindeki yaklaşımımız, Hayâ kelimesine yüklenen anlamı daha akılda kalıcı kılacaktır. Yine Hacı Bektaş Veli’nin “Eline, Diline, Beline sahip çık” öğretisinden bahsederken de bunun şifresinin Edeb olduğunu kavratmak durumundayız günümüz gençliğine.

Kent ortamında büyüyen çocuklarımıza doğdu görmeye gitmeyi ve "gözün aydın" demeyi, yas almaya gitmeyi ve "mekânı cennet olsun" demeyi öğretmeliyiz. Yalnızca, hediye dağıtan ve evlere kapı yerine bacadan giren Noel Baba'yı değil; bolluk ve bereket timsali “Bozatlı Hızır”ı da tanıtmalıyız. Zenginden alıp fakire veren Robin Hood'dan bahsederken “Köroğlu”yu da hatırlatmalıyız.

Bunu yapmak için de Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı Gençlik Merkezleri mutlaka daha işlevsel hale getirmeliyiz. Buralarda hat, tezhip, gravür, sedef, ebru gibi geleneksel sanatlarımızın; okçuluk, binicilik, yüzme, güreş gibi geleneksel sporlarımızın ve ud, tambur, ney, kanun kemençe gibi geleneksel müzik aletlerimizin gençler tarafından icra edilmesi ve bu arada değerler eğitiminin verilmesi oldukça önemlidir. Gençler mutlaka birtakım yararlı etkinliklerle tanıştırılmalıdır. Unutmayalım ki hayırlı, güzel işlerle meşgul olmayan gençler bir müddet sonra kötü bir çevre ile muhatap olacak ve olumsuz davranışlar kazanıp geliştirecektir.

Bu nedenle elbette önce ahlak ve maneviyat diyoruz. Çünkü maneviyatsız bir ilerlemenin ileride telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağına inanıyoruz. Bu bağlamda gençlerimizi milletin milli ve manevi değerleriyle barışık olarak ve bu değerlerden beslenerek hayata hazırlamanın ailelerin ve eğitimcilerin omuzlarına yüklenmiş bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Gençlere milli kültürün bir miras olduğu ve milli kültür donanımı olmadan evrensel kültürde yer alınamayacağı ve söz sahibi olunamayacağı bilinci mutlak surette kazandırılmalıdır.     

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet BOZKURT
Mehmet BOZKURT - 6 ay Önce

Ağzına sağlık hocam

banner650

banner826