banner1365

banner1496

banner1499

banner1334

29.04.2020, 08:50

Gecikmiş Bir Yazı; İşte Özbekistan…

Daha önceki bir yazımızda sizlere Özbekistan gezimizden notlar aktaracağımızı, az da olsa Özbekistan’ı tanıtacağımızı ve bu ülkeyi ziyaret etmek isteyenlere, bir yol haritası sunacağımızı belirtmiştik. Öyleyse başlayalım: Özbekistan niçin önemlidir ve bizim için ne ifade eder?

Maveraünnehr’in, Çağatay devletinin, Timur devletinin, Harezmşahların, Babürşahların, Buhara ve Hive hanlıklarının kalbi; 13-18. Yüzyıl Orta Asya coğrafyasının ve Türk-İslam medeniyetinin vitrini; Farabi’yi, İbn-i Rüşt’ü, İmam Maturidi’yi, İmam Buhari’yi, İbn-i Sina’yı, Şah-ı Nakşibendi’yi, Hüseyin Baykara’yı, Ali Şir Nevai’yi, Emir Timur’u ve Uluğ Bey’i yetiştiren ÖZBEKİSTAN.

Geçtiğimiz şubat ayında Kazakistan’ın Türkistan şehrinden yola çıkıp yine Kazakistan’ın güzeyinde bulunan ve üçüncü büyük şehri olan Çimkent’e uğradıktan sonra Özbekistan sınırını geçip Taşkent’e ulaştık. Türkistan-Taşkent arası yaklaşık 240 km. Özbek sınırını geçerken Özbek görevlilerin gösterdiği kolaylık, kardeşlik ve misafirperverlik görülmeye değerdi. Sınırlarını bize kapatan, yirmi beş yılı boşa harcatan Özbekistan gitmiş yerine bambaşka bir Özbekistan gelmişti sanki. Zaten olması gereken de buydu. Geçmiş yirmi beş yılda neler olmazdı ki. Ben yine de İslam Kerimov’un ülkesinin kalkınmasına ve buradaki maneviyat büyüklerinin makamlarına yaptığı hizmetten dolayı takdir edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Siyaseten katılmasam da.

Özbekistan’ın başkenti olan Taşkent yalnızca ülkenin değil, uluğ Türkistan’ın, merkezi Asya’nın da en büyük ve modern şehri. Eskiden, Sovyetler Birliği içerisinde dördüncü büyük/kalabalık şehir konumundaydı. Bugün ise nüfusu gayr-i resmi rakamlara göre on milyona yaklaşmış durumda. Bu şehirde çok kalamadık. Çünkü Semerkant’ı ve Buhara’yı daha çok merak ediyorduk. Ancak bu şehirde pek çok görülmeye değer yerler var. Özellikle tarihi tren istasyonu, tren müzesi, Taşkent metrosu, Abdül-Kasım Medresesi, Barak Han Medresesi, Şehir Müzesi, Uygulamalı Sanatlar Müzesi, hayvanat bahçesi, Çarşı Pazarı, Taşkent televizyon kulesi, Cuma Mescidi,Emir Timur Müzesi, EmirTimur Meydanı ve Emir Timur heykeli en fazla ziyaretçi çeken mekanlardır.

Taşkent’ten yaklaşık dört saatlik tren yolculuğundan sonra Semerkant’a vardık. Özbekistan’ın üçüncü büyük şehri olan Semerkant, Timur Devleti’nin başkenti olup, orta asırda ilim, irfan ve medeniyet merkezi olarak da bilinirdi. Dünyanın belki de en güzel ve anlamlı meydanı olan Registan Meydanı buradadır. Peygamberimize sireten ve sureten en fazla benzeyen amcasının oğlu Gusam ibn-i Abbas’ın, itikadi mezhebimizin kurucusu İmam Maturidi’nin, hadis ilminin deryası İmam Buhari’nin, Timur Devleti’nin kurucusu Emir Timur’un ve arslan yürekli lakabıyla anılan Cafer-i Sadık’ın oğlu Muhammed’in kabri bu şehirdedir. Şükürler olsun hepsini gördük ve birer Fatiha verdik.

Burada bulunan tarihi Registan Meydanı yerli ve yabancı turistlerin belki de en fazla ziyaret ettikleri yerdir. Meydanın çevresinde adını Timur’un torunu Uluğ Bey’den almış olan ve onun yaptırdığı söylenen Uluğ Bey Medresesi; ayrıca Tillakâri ve Şirdar (Arslan) medreseleri bulunmaktadır. Tilla-kâri Medresesi adını içerisinde bulunan ‘Altın Kaplamalı Mescid’den alır. Şirdâr Medresesi’ndeki Şîrdâr kelimesi ise Farsça, arslan yurdu anlamına gelmektedir ve içerisinde arslan yürekli Muhammed bin Cafer’in kabri bulunmaktadır. Şehir her şeyiyle büyüleyiciydi. Hele de burada ikram edilen Özbek pilavının tadını unutmak mümkün değil.

Âlimler yurdu Semerkant’ta bir gece konakladıktan sonra, ârifler yurdu Buhara’ya hareket ettik. Buhara 2020 yılı için İslam dünyası kültür başkenti seçilmiş bir şehir aynı zamanda. Nihayet Anadolu irfanı ve irşadında çok önemli bir yere sahip olan, gönüller sultanı Şah-ı Nakşibendi Hazretlerinin Buhara’da bulunan dergahında ve manevi makamındayız. Burayı ziyaretten sonra Nakşibendiliğin, Muhammed Bahâeddin Nakşibendi’ye ulaşıncaya kadarki silsilesini oluşturan yedi pîrlerden, başta ilk halkaAbdülhalik Gijduvani Hazretleri olmak üzere beş pîri ziyaret edip fâtifa verdik. Her tarafta manevi bir tütsü var. Burası Tarihi İpek Yolu’nun kalbi. Buram buram tarih kokuyor. Tarihi Ark Kalesi, İsmail Samani’nin kabri, Uluğ Bey Medresesi, Mîr-i Arab Medresesi, Buhara Emiri Âlim Han’ın kabri (14. asır), Cengiz Han’ın bile yıktırmaya kıyamadığı Minare-i Kalon (Büyük minare) hep bu şehirde.

Zaman probleminden dolayı Buhara’da da bir gece konakladıktan sonra hızlı trenle Taşkent’e, oradan da tekrar Türkistan’a geri dönmek zorundaydık. Ancak uzak olduğu için gidemediğimiz Hive içimizde ukte bıraktı. 2020 yılı Türk dünyası başkenti seçilen ve Özbekistan’ın güney-batısındaki Fergana vadisinde bulunan Hive, Harzemşah Devleti döneminde kurulmuş olup yaklaşık 2000 yıllık bir tarihe sahiptir. Toprak rengi ve kızılın hakim olduğu şehirde yaşayan insanlar binlerce yıllık geleneklerini hâla korumaktadır. Ayaz Kale, Toprak Kale ve Kızılkum Çölü görmeye değer yerleridir. Şimdilik bu kadar…

Yorumlar (7)
Nasratullah Morad 1 ay önce
Özbekistan hakkında çok güzel bilgi vermişsiniz. Çok teşekkür ederiz hocam.
Ertekin Taşgın 4 hafta önce
Ağzınıza sağlık hocam çok güzel yazı olmuş
Kuvvet sönmez 4 hafta önce
İnşAllah bizede o güzel beldeleri ziyaret nasip olur
Cemali Demir 4 hafta önce
Gitmiş kadar olduk sayın Bekir Şişman hocam. Nasip olursa gitmeyi düşünüyorum nasip olursa. Özellikle Taşkent ve Buhara' ya.
Ahmet bölükbaşı 4 hafta önce
Harika bir yazı. Kalemine sağlık. Devamını bekleriz Hocam.
Mehmet BOZKURT 4 hafta önce
Özbekistan'ın maddi, manevi ve kültürel havasını bu güzel gezi dizisiyle bizlere sundugunuz için hocam, size teşekkür ederim
Bahattin 4 hafta önce
2010 yilinda gezdigim bu yerlere beni yeniden goturup, tekrar Turk Hacisi olarak hissettirdiginiz icin tesekkur ediyorum