Farkındalık ve Sorumluluk Çağrısı

Abone Ol

Kıymetli okuyucularım,
Bugün toplumumuzda görünmeyen nice dramlar yaşanıyor.
Kapalı kapıların ardında, yıllarca kimseye duyurulamayan sessiz çığlıklar var.
Ve biz, aynı apartmanda yaşadığımız insanın derdini bilmeden, aynı sokakta yan yana geçip gidiyoruz.

Komşuluk ilişkilerinin giderek sanallaştığı bu çağda, birbirimizi fark etmek neredeyse bir erdem hâline geldi. Oysa bu, insan olmanın en temel sorumluluğu olmalıydı. Bir insanın görülmeye, duyulmaya ve fark edilmeye ihtiyacı var. Hem de her zamankinden daha fazla.

Yakın zamanda kamuoyuna yansıyan bazı olaylar bize şunu bir kez daha gösterdi:
Bir mahallede, bir sokakta, yıllarca süren acılar yaşanabiliyor. Kimsenin haberi olmadan… Ya da herkesin “bir şeyler var ama bana ne” diyerek sustuğu bir sessizlik içinde.

İşte tam bu noktada mahalle kültürünün en önemli yapı taşlarından biri devreye giriyor: Muhtarlık.

Muhtar, yalnızca seçim zamanı kapımızı çalan biri değildir.
Muhtar; mahallenin gözü, kulağı, vicdanıdır.

Bir sokakta yaşanan tedirginlikler, ihbar edilemeyen sorunlar, korkudan ya da çekinceden dile getirilemeyen durumlar ancak muhtarın duyarlılığı ve ilgili birimlerle kuracağı iş birliği sayesinde çözüme kavuşabilir.

Elbette her muhtarı aynı kefeye koymak haksızlık olur. Görevini hakkıyla yapan, mahallesini ailesi gibi sahiplenen çok değerli muhtarlar vardır. Ancak bu makam, sadece bir unvan ya da maaş kapısı değildir. Bu görev; sorumluluk, cesaret ve insan sevgisi ister.

Unutmamak gerekir ki her birey, nefes aldığı kadar sorumluluk taşır.
Bu sorumluluk önce ailesine, sonra komşusuna, sokağına ve mahallesine uzanır.
Komşuluk sadece selam vermek değildir; gerektiğinde bir hayatı kurtaracak duyarlılığı gösterebilmektir.

Bugün gördüklerimiz, sadece görünenlerdir.
Kim bilir daha kaç hayat, sessizce ve fark edilmeden tükenmektedir.

Bu nedenle bu yazı bir sitem değil, bir çağrıdır:

Komşular; gördükleri şüpheli, ihmal edilmiş ya da acı verici durumlar karşısında sessiz kalmamalıdır.
Muhtarlar; toplumun sesi ve vicdanı olduklarını unutmadan, sorunları görmezden gelmemelidir.
Herkes; yaşadığı çevrede nefesdaşlık bilinciyle hareket etmeli, sevgiyi, sorumluluğu ve dayanışmayı hissettirmelidir.

Çünkü unutmayalım:
Bir nefes, bir hayat;
bir duyarlılık, bir toplumun geleceğidir.

Bu yazı, uyuyan vicdanları uyandırmak içindir.
Ve toplumun nefesi olmak isteyen herkes içindir.

Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir. (Kazım İlhan)
Sevginin özü, kendi sevgini göstermekle başlar.
İnsanın ilmi ve edebi, en büyük varlığıdır; eskimez, çürümez, kaybolmaz. (Mevlânâ)
Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek değerin ana kapısıdır. (Kazım İlhan)

Birlikte; “siz, biz” demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin hâkim olduğu sağlıklı, neşeli yarınlar diliyorum.

Kazım İlhan
Sosyolog ve Aile Danışmanı