Samsun Haber

Eski Başkan Şefik Yazgı'dan başkanlara uyarı! "Makam sokaklardır"

Eski Canik Belediye Başkanı Av. Şefik Yazgı, belediye başkanlarının makamının sokaklar olduğunu belirterek, "Eğer sokakta olamazlarsa eksiklikleri göremezler" dedi

Abone Ol

Şefik Yazgı kimdir?

Samsun Çarşamba Dikbıyık nüfusuna kayıtlıyım. Trabzon Of Cumapazarı Mahallesi'nde doğdum ve hayatımın çok büyük bir bölümünü Samsun'da geçirdim. Samsun'da bulunduğumuz süreç içerisinde çeşitli hizmetlerde bulunduk. Avukatlık yaptım. Milliyetçi Çalışma Partisi ve MHP il başkanlığı yaptım. Sonrasında da halkın teveccühüyle Milliyetçi Hareket Partisi'nden Canik Belediye Başkanlığı'na seçildim. 1994 ve 2004 yılları arasında iki dönem Canik Belediye Başkanı olarak görev yaptım. 2009 yılından itibaren sakin bir hayatı tercih ederek Trabzon Of'taki köyüme göçtüm. O tarihten bu yana Cumapazarı Mahallesi'nde yaşıyorum. Of'ta avukatlık bürom var. Avukatlığı bıraktım ama mevcut olan birkaç dosyam var, onları sonuçlandırmaya çalışıyorum. Köyde yaşıyorum. Bağ, bahçe, meyve gibi birçok tarım işleriyle uğraşıyorum. Zamanımın bir bölümünü ahşapla uğraşarak geçiriyorum. Kaşık, sehpa, masa yapıyorum. Çok sayıda antikam var. Onların temizliğiyle uğraşıyorum. Kitap okuyorum. Belli konularda daha fazla derinleşme noktasında bu yaşta faaliyetlerimi sürdürüyorum. Ama en önemlisi de bu süreçte ruhumu ve gönlümü temizlemek açısından sürekli bir şekilde her yıl yaylalarda, yüksek rakımlı dağlarda, Kaçkarlar'da, Soğanlı Dağı'nda, Toroslar'da kamp yaparak geçiriyorum.

Belediye başkanlığı yaptığınız dönemde şartlar nasıldı? Sizin döneminizle şimdiki dönemi kıyaslar mısınız?

Bizim dönemdeki imkanlarımızın şu zamanla kıyaslanması dahi mümkün değil. Bizim dönemimizde Canik Belediyesi'ne verilen araç ve gereçler tamir ve bakıma muhtaç araç ve gereçlerdi. Sonradan bizim tarafımızdan alınan bir takım araçlarla makine parkını geliştirdik. Kendi maaşını dahi ödeyebilecek konumda olmayan bir gelirimiz söz konusuydu. Ama başardık. Bu başarıda Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Muzaffer Önder'in çok büyük bir payı var. Zorda kaldığım her anda, maaş ödeyemediğim her anda o müstesna insan bize elini uzatmıştır. Kepçeye, greyder’e, dozer’e ihtiyacım olduğu zaman yardımıma koşmuştur. Büyükşehir Belediyesi'nin bütün kademeleriyle çok güzel ilişkimiz vardı. Talep ettiğimizde hiçbir birimden ret cevabı almadığımızı söyleyebilirim. Bu bir kardeşlik ilişkisiydi. Ve biz birinci dönemimizden başlayarak ikinci dönemimizin sonuna kadar Canik'te hedeflediğimiz 5 binlik ve binlik planların oluşturulması, parselasyon planlarının oluşturulması hedeflerini 2800 hektarda tamamlamış olduk. Bu hedeflerden sonra yol açım çalışmaları, park bahçe çalışmaları, sosyal donatı ihtiyaçlarının karşılanması gibi çalışmalarda personelimizle büyük bir özveriyle çalıştık. Ben 24 saat onlarla beraberdim. Gece gündüz birlikte çalışıyorduk. Gece gündüz dozerlerin başında, kepçelerin başında birlikte çalışıyorduk. Bu da birbirimize olan dostluğumuzu ve arkadaşlığımızı artırdı. Böylece Canik'te ileriye dönük, Canik'in modern bir şehir olabilmesi, en az 500 bin nüfusu karşılayabilecek bir altyapısının olabilmesi için verdiğimiz mücadelede kendimizi başarılı görüyoruz. Bugün Canik'in içinde bulunduğu durum zaten bunun ispatıdır. Bizden sonra gelen arkadaşlarımızın hepsi bizim yaptıklarımızı aşama aşama ileri taşıdılar. Daha da ileri gitmesini temenni ediyorum. Belediye başkanlığı bir ideal olmalıdır. Halka hizmet ideal olmalıdır. Bir belediye başkanı kendisini ileriye taşıyacak yatırımlardan ziyade, halkını ve bölgeyi ileriye taşıyacak yatırımları tercih etmelidir. Bu bazen zor olabilir, sıkıntılı olabilir, acıtıcı olabilir. Karşımızdaki insanların sayısını artırabilir. Ama bu sizin görevinizdir. Bunu yapacaksınız. İçtiğimiz ilaçların hepsi acıdır. Ama bunları içiyoruz. Eğer biz, bizi seçmezler diye yapmamız gereken doğru olan hamleleri yapmasak şehirlerimizi ileriye taşıyamayız.

Belediye başkanlığınız döneminde yapmayı çok isteyip de yapamadığınız ya da keşke yapmasaydım dediğiniz bir hizmetiniz, projeniz var mı?

Keşke yapmasaydım dediğim bir hizmetim yok. Çünkü hepsi ihtiyaç olan hizmetlerdi. Meşe Tesisleri'ni yaptığımda hedefimiz, Canik halkının Yavuzselim Mahallesi'nden Toptepe Mahallesi'ne kadar her kesiminin burada sosyalleşmesini sağlamaktı. Onun için hem menülerimizi ucuz tuttuk hem de en kalitelisini yapmaya gayret ettik ve herkesin oraya gelebileceği bir mekan oluşturduk. Bu bir sosyalleştirme mekanıydı. Bir para kazanma mekanı falan değil. Bunun gibi yaptığımız bütün hizmetlerde bu altyapı ya da bu duygu, düşüncelerle hizmetler yapılmıştır. Yollar açılmıştır. 125 kilometre yol teslim almıştım, 275 kilometre yol teslim ettim. Ve tümünün altyapısı yapılarak bu hizmetler yapıldı.
Mesela Yılanlıdere Vadisi'nin bir gün mevcut çöp istasyonunun altındaki menfezlerin tıkanıp üzerindeki çöpü Samsun'un gırtlağına tıkayacağını iddia ederek bir avan proje hazırladım. Devlet Su İşleri tarafından görüşümüz kabul edildi ve orada bir proje yapıldı. Çok mutluyum. Çünkü çok büyük bir tehlikeydi. Bunun şakası yok. Yağmur her yağdığında bir ekibimi oraya gönderir, ben de Yılanlı Dere'nin olduğu yerde o köprünün oraya iş makinesinin ağzını takar, Yılanlıdere'nin suyu çöpün hizasına çıktığında köprüyü yıkmak üzere tedbir alırdım. Çünkü o köprüyü yıkmayacak olursam bütün şehir çöp yığınları altında kalabilirdi. Bu kadar ihtimamlı bir şekilde böyle bir gayretin içerisinde olduk.
Yapmak istediğimiz çalışmaların çok büyük bir kısmını gerçekleştirdik. Yılanlıdere'nin Yeşilova Mahallesi'nin içerisinden geçen o rezil, perişan durumdaki kısmını Devlet Su İşleri'ne defalarca yalvarmama rağmen kalan 100 metrelik alanın drenajı yapılmadığı için bizzat kendim tarafından o alan boşaltılarak Yılanlıdere normal mecranın dışında diğer bir mecraya aktarıldı ve bu taraftaki mecranın altına o bölgenin bütün ihtiyaçlarını karşılayacak üst sular ve kanalizasyon sistemi yerleştirildi Büyükşehir tarafından ve onun üzerine yol döşenerek bugünkü Yeşilova Mahallesi'ndeki imar çalışmalarında çok büyük bir fayda sağlamış oldu. Bunun dışında yapamadığımız şeyler var tabii ki. En önemli düşüncelerimden birisi, imar planını tamamlayarak TOKİ'ye ya da müteahhitler tarafından yapımının sağlanmasını temin etmek üzere Soğuksu Mahallesi'ne çok özel bir proje hazırladım. Bu projede 65-70 metrekare tabanda yeri olanlara 110 metrekare civarında bir daire vermeyi taahhüt ettik. Müteahhitlere ek haklar vermek suretiyle müteahhitlerin teşvik edilmesini sağlayacaktık. Bu projeyi maket haline getirip belediyemizde sergilemiştik. Meclise getirdik. Benim son dönemimdi. Çok az bir zaman kalmıştı. Hatta arkadaşlara dedim ki “Şefik Yazgı bizi zorlayarak bu projeyi geçirdi deyin” dedim. Çünkü ben artık siyaset yapmayı düşünmüyordum ama bu proje geçsin istiyordum. Maalesef sonraya kalsın dediler. Biz de mecburen bu projeyi sonraya bırakmak zorunda kaldık. Çok üzüldüm. İkinci çalışmamız cezaevinin kaldırılmasına ilişkindi. Çok ciddi bir noktaya kadar getirmiştik. Cezaevine yer bulduk fakat bölge muhtarlarının müdahalesiyle bu konuda Adalet Bakanlığı geri adım attı. Bizden sonra bu düşünce haklı bulunduğu için cezaevinin oradan kaldırılması sağlandı. Bence Canik için çok büyük bir hizmete dönüştü diye düşünüyorum. Kültür merkezleri yapabilirdik, farklı şeyleri yapabilirdik. Ben kültür merkezi projesini İller Bankası Genel Müdürlüğü'ne götürdüm. Fiyat hesaplamasını yaptırdım. Rakam yüksek geldi bana. Benden sonrakilere öyle bir borç bırakmamak için projeyi yapmayı doğru bulmadım. Çünkü bizden sonraki belediye başkanı bu borcun altında ezilmesin istedim. Kim gelirse onlar tercih etsinler diye düşündüm. Mesela Gaziosmanpaşa'da yine bir sosyal tesis ve aynı zamanda altının pazar yeri olarak kullanılacağı bir yer tasarlamıştık. Bütün bunlar yapıp bitirebileceğimiz işlerdi. Bir sürü düşüncemiz vardı. Ve en önemlisi Gülsan Sanayi Bölgesi'nin kaldırılmasına ilişkin projemiz vardı. Biz bu projeyi Büyükşehir'den geçirdik. Bütün sanayi esnafının onayını, görüşlerini aldık ve bu görüşlere göre bir proje hazırladık. Herkesi tatmin edecek bir projeydi. Fakat Büyükşehir Belediyesi bunu yapmaya o dönem cesaret edemedi. Ama 20 yıl sonra bu proje gerçekleştirilecek. Eğer o zaman gerçekleştirilmiş olsaydı bugün Samsun'un cephesi çok daha farklı olurdu diye düşünüyorum.

Şu anda görev yapan belediye başkanlarına tavsiyeleriniz, önerileriniz, eleştirileriniz ne olurdu?

Bugün yapılanları eleştirme hakkım olduğunu düşünmüyorum. Çünkü arkadaşlarımız kendi imkanları doğrultusunda hizmet etmeye çalışıyorlar. Canik bölgesinde her hafta aracıma biner, Canik bölgesine gider, bazı dostlarımı ziyaret ederim. Canik sokaklarında dolaşırım. Beni şimdi tanımıyorlar. Arkadaşlarımız güzel şeyler yapıyorlar. Bazı şeyler eksik kalabiliyor. Bunları görmek için belediye başkanlarının sokakta olması lazım. Belediye başkanlarının protokol belediye başkanlığı yapmaması lazım. Belediye başkanları 24 saat halkın hizmetinde olması gereken insanlardır. Hizmetler devam ederken o hizmetleri takip etmeleri halinde hizmetlerin daha kolay bitirilmesini sağlarlar. Hizmetlerin daha az maliyetle yapılmasını sağlarlar. Hizmetlerin halkla buluşmasını sağlarlar. Belediye başkanlarının makamı sokaklardır. Ben belediye başkanlığımın birkaç yılını Çinekoğlu pazar yerinde bir koltuk ve bir sehpanın üzerinde geçirdim. Makamım orasıydı. Halkla kurulan ilişki belediye ve halkın birlikte çalışmasını sağlar. Halkın destek vermediği yatırımlar tedirgin edici olur. Halkın destek verdiği yatırımlarda hem belediye başkanı mutlu olur, hem belediye personeli mutlu olur hem de halk mutlu olur. Başkanlar vatandaşlarla, personelle, hizmetle iç içe olmak zorundalar. Başkanlar personelinin yorulduğunu gördüğünde ellerindeki çapayı, ellerindeki herhangi bir malzemeyi alıp kendisi işin içine girmek zorundalar. Hiç unutmuyorum. Bir gün Mahmudiye Sokağı'nı açıyoruz. Bir kanal yapmamız gerekiyor. Muzaffer Bey bu konularda bana açık çek vermişti. Kanal her ne kadar SASKİ'nin işi olsa da ben hem kanalizasyon yapıyordum hem su çatlaklarını da tamir ediyordum. Ekip kurmuştum. Onun işi bunun işi diye bir şey yok. İş bir tanedir. Yapılması gerekir, zamanında yapılması gerekir. Büyükşehir gelemiyor diye kızmak yerine bizim yardımcı olmamız lazım. Malzemelerini alarak hem kanalizasyon hem su tamirlerinde birlikte hareket ettik. Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın verdiği 2 metre çapında büyük büzleri Mahmudiye'de bir kanalın içine yerleştiriyoruz. Benim zabıta müdürüm de kenarda oturuyor. Ben büzün üstünde, büzü yönlendiriyorum. O arada özel kalemden birisi benim acil imzalamam gereken bir evrakı gönderiyor. Vatandaş elinde evrakla beraber orada oturan zabıta müdürünü başkan zannediyor, onun yanına gidiyor. Zabıta müdürü de “Ben başkan değilim, başkan büzün üstünde olan kişi” diyor. Bu şahıs bunu birçok yerde anlatmıştır. Kulağıma da geldi anlattıkları. Siz işçilerinizle beraber olduğunuz sürece işleriniz tıkırında yürür. Kendi dönemlerimde asla basına intikal ettirmeden her gece saat 12'de çıkardım arabamla, sabah 8'e kadar Canik sokaklarında tek başıma dolaşırdım. Canik'teki sorunları gecenin sessizliğinde ve sakinliğinde kimsenin baskısı altında olmadan görmem lazımdı. Ben gider çöpçünün elinden çöp süpürgesini alır, yarım saat kadar çöp süpürürdüm. Bizde iki çöpçü vardır. Birisi tenekeci, birisi süpürgecidir. Gaziosmanpaşa'dan aşağıya doğru yürüyorum. Gittim süpürgecinin yanına. “Süpürgeyi ver, biraz da ben süpüreyim” dedim. Çocuk yine işe dalmıştı, korktu ve “Olmaz, o bana zimmetli” dedi. O sırada tenekeci geldi. Çocuğa “Ver süpürgeyi, o bizim başkanımız” dedi. Çocuğun o hayretini hala unutmuyorum. Önemli olan kendi personelinize de güven aşılamaktır. Ben onlara şöyle derdim: “Canik'in sokaklarını temizlemek sizin göreviniz, diğer bütün pisliklerini temizlemek de benim görevim.” Aramızda fark yok. Böyle bir yaklaşımla belediyenin yönetilmesi çok daha mükemmel sonuçlar almayı sağlayacak bir yaklaşımdır. Bizim o dönemde diğer ilçelerdeki başkanlarımız Vedat Bey, Ahmet Bey, Metin Bey ve Necmi Akkoyunlu Bey de dahil olmak üzere tamamen birlikte hareket eder, birbirimize en ufak sıkıntılarımızda yardımcı olurduk. Mecliste hepimiz bir araya gelir, grup ayrımı yapmaksızın o meselelere oy verirdik. Muzaffer Bey'in bu konudaki muhteşem tutumu ve tavrı bu konunun en önemli altyapısıydı. O, bu kardeşliğin, bu yönetim anlayışının merkeziydi. İktidardan değildik ama benim iktidarımın başında Muzaffer Önder bulunuyordu. Muzaffer Önder Bey ile hizmetleri beraber sürdürüyorduk. Kavgayla imar planı yapılmaz. 5000'lik planlarda kendi ekibim çalışmasını yapıyor, Büyükşehir'in daire başkanı Arif Katar Bey'e gidiyorlar. Arif Katar Bey ile şehir plancısı kardeşimiz mutabakata varıp beş binlik planları meclisten geçiriyorduk. 5000'lik plan Büyükşehir'in işidir. Bugün hiçbir belediye 5000'lik plan yapmak gibi bir durumun içine giremez. Bizim yaptığımız o dönem planlarının Canik'te yarattığı sirkülasyonu yüksekten baktığımızda görmemiz mümkündür. Bugün Devgeriş Vadisi'ne koyduğumuz 25 metrelik yol iptal edilmiş. Daha sonra plandan çıkarıldığını duydum. Büyük bir eksikliktir. İkinci yolumuz Belediyeevleri Vadisi yolu. Orman İşletmeleri'ne, oradan da Hasköy'e çıkan yol. Bu yol için mecliste kavga ettim ben. Meclis üyesi istifa etti bu yol için. Bugün Karşıyaka Lisesi'nin önünden yukarıya doğru açılan yol. O dönem Bayındırlık Bakanımız Koray Aydın'dı. Karayollarının asfaltı sökülüyordu. Karayollarının asfaltının tümünü neredeyse o yolun ıslahı için kullandık. Yusuf Bey bana üç kez yazı yazdı. “Bu yol senin yolun değil. Bırak onu” diye. Ben de ona dedim ki “Buyur gel, durdur durdurabilirsen.” Ben altyapısını tamamladıktan sonra kanalizasyonları yapıldı. Ve benden sonra sağ olsun Yusuf Bey orayı güzel bir bulvara dönüştürdü. O yolun ucu Teknepınar'ın üstünden şu anda Mustafa Bey'in başlattığı ve Halit Bey'in devam ettirdiği 25 metrelik yola çıkıyor. Bu yolun bir ucu Tekkeköy'e, diğer ucu da Asarcık yoluna çıkıyor. Belediyecilikte devamlılık esastır. Her gelen kendisinden sonrakini yerden yere vurursa belediyecilikte saygı kalmaz. Sizden öncekinin hizmet anlayışını kavrayamazsanız, mevcut hizmetlerin devamını sağlayamazsınız. Her yapılanın üzerine bir şey koyana Allah iyilikler ve güzellikler nasip etsin. Kim iyilik ve güzellik yapmışsa, kim hizmet etmişse ona ancak şükran duyulur.

Sizinle birlikte o dönemde yol yürüyen ya da yürümeyen kişiler ile vatandaşlara ne söylemek istersiniz?

Bizi seçerek iki dönem hizmet etmemizi sağlayan, bugün belki de bir kısmı rahmeti Rahman’a kavuşmuş olan insanlara Allah'tan rahmet diliyorum. Kalanlara uzun ve sağlıklı ömür diliyorum. Özellikle o dönemde benimle birlikte çalışan tüm personelime, çöpçüsünden müdürüne kadar şükranlarımı arz ediyorum. Onlara rahat, huzurlu bir hayat diliyorum. Onlar benim için çok büyük bir değerdi. Beni hala 20 senedir arayıp hatrımı soran şoförlerim, işçilerim, memurlarım var. Hepsine saygılar sunuyorum. O dönemde görev yapmış bütün belediye başkanı arkadaşlarıma, bizden sonraki arkadaşlarımıza uzun ömürler diliyorum. Özellikle de değerli başkanım Muzaffer Önder'e ve onun değerli eşine Allah'tan rahmet diliyorum. Belediye başkanlığı Allah için hizmet makamıdır. Bütün arkadaşlarımızın da buna dikkat etmeleri gerekiyor. Adaletten, hukuktan, doğruluktan ayrılmamaları gerekiyor. Ellerine, dillerine ve bellerine sahip olmaları gerekiyor.