Sefer Peker kimdir?
1977-1980 ve 1989-1994 arası Bafra Belediye Başkanlığı yaptım. İki dönem memleketimize hizmet ettik. Şu anda emekliyim. Siyaset yapmıyorum. Çocuklarımla ve torunlarımla vakit geçiriyorum. Hala halkın arasındayım. 77-80 Adalet Partisi'nden belediye reisiydim, 89-94 arası Doğru Yol Partisi'nden başkanlık yaptım.
Belediye başkanlığı yaptığınız dönemde şartlar nasıldı? Sizin döneminizle şimdiki dönemi kıyaslar mısınız? Başkanlık yaptığınız dönemde hangi projeleri hayata geçirdiniz?
Aradan 47 sene geçmiş. O günkü şartlarla bugünkü şartlar arasında tartışılmayacak kadar fark var. Şu anda şartlar o kadar iyi ki. 1980'de darbe oldu. Bizi görevden aldılar, yasaklar geldi. 71'de darbe oldu, 80'de darbe oldu. 80'den önce sağ-sol olayları vardı. Bir sürü insan ölüyordu. Bana da bombalı paket geldi mesela o zaman. Hem hizmet yapıyorsun hem kendi güvenliğin tehlikede. Türkiye'nin o günkü şartlarıyla bugünkü şartlar arasında o kadar çok fark var ki. Bafra'da ambulans yoktu. Bütçe kısıtlıydı. Şimdi öyle değil. Nüfus da çoğaldı, imkanlar da çoğaldı. Şimdi çok daha iyiyiz, çok daha güzel. Baframız da daha iyi. Ben proje adamıydım. Çok proje yapmıştık. Ben yapamasam da benden sonra kimler yapar demiştim. Mesela altyapı... Su sorununu halletmiştik. Altyapı üzerinde çok uğraştım. Hala sıkıntılar var, arkadaşlarımız çözmeye çalışıyorlar. Trafik sorunu da çok önemli.
Şu anda görev yapan belediye başkanlarına tavsiyeleriniz, önerileriniz, eleştirileriniz ne olurdu?
Ben arkadaşlarımla görüşüyorum. Arkadaşlar imkanlar dahilinde çok güzel hizmet etmeye çalışıyorlar. Bütün iyi niyetleriyle çalışıyorlar. Şu anda da mevcut belediye başkanı arkadaşımız değerli bir arkadaşımız. Onunla görüşüyoruz. Birbirimize karşı da saygımız var. Çalışmaları da beğeniyorum.
Sizinle birlikte o dönemde yol yürüyen ya da yürümeyen kişiler ile vatandaşlara ne söylemek istersiniz?
Bugün Türkiye'de mali idarelerde büyük bir sorun var. Hepimizin bildiği bilhassa büyük şehirlerde mahkemeye düşüyorlar, ahlak yönüyle, yolsuzluk yönüyle doğru veya yanlış televizyonlarda izliyoruz. Ben bu durumdan utanç duyuyorum. Belediye başkanlarının yüz karası bunlar. Bunlar olmamalı. İki dönem belediye başkanlığı yaptım. Hiç harcirah, örtülü ödenek, ağırlama masrafları kullanmadım. Hep cebimizden kullandık. Ankara'ya gidiyorsak cebimizden gittik. Yurt dışına gidiyorsak cebimizden gittik. Birini ağırlayacaksak cebimizden ağırladık. Şimdi bakıyorum milyon dolarlardan söz ediliyor. Bu bilinenler. Akıl alacak gibi değil. Ben şu anda kirada oturuyorum. Belediye başkanı olduğumda babam belediye de işçiydi. Ben emekli yaptım babamı. Belki Türkiye'de bir emsali de yoktur. Başkanlık dönemimde emekli sandığına ve sigortaya hiç kesintim yok. Yani ben sosyal yönden belediye reisliği yapmış gözükmüyorum. Ben görevdeyken devletin bir aspirinini bile içmedim. Yıllarca makam tazminatı almadım çünkü resmen belediye reisi gözükmüyordum. Hastaneye de gitsem cebimden gittim. Kendi şartlarımla emekli oldum. Türkiye'de bana bunun bir örneğini gösteremezsiniz. Ben bununla iftihar ediyorum. Belediye reisliği bir onurdur, bir şereftir. Şehrin en emin insanı oluyorsunuz. Bu kadar ihtilaller oldu denetimler yapıldı. Benim dönemime ait, ne benim hakkımda ne müdürlerim hakkında, ne memurlarım hakkında hiçbir soruşturma dahi olmadı. Oluyor demek ki bunlar. Vatandaşlara belediye başkanını seçerken de idealist olan insanları seçmesini öneriyorum.