Şadi Uyar kimdir?
1949 yılında Alaçam'da doğdum. İlkokul ve ortaokulu Alaçam'da okudum. Ortaokulu bitirince devlet parasız yatılı lise sınavlarına girdim ve Trabzon Lisesi'ni kazandım. Liseyi Trabzon'da bitirdim sonrasında Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi'ni kazandım. Okul bitip mezun olduğumda 22-23 yaşlarında inşaat yüksek mühendisi olarak hayata atıldım. Ondan sonra o zamanki Yol Su Elektrik Müdürlüğü, şimdiki Köy Hizmetleri Müdürlüğü'nde 10 ay kadar çalıştım ve istifa ettim. Serbest olarak Samsun'da, Osmaniye Caddesi'nde serbest mühendislik bürosu açtım. Plan, proje, inşaat diye büyük bir tabela yazıp hayata başladık. 1973 yılının sonunda askerlik görevimi yapmaya gittim. Tuzla Piyade Okulu'na yedek subay adayı olarak girdim. 6 ayda yedek subay okulunu bitirip 12 ay da asteğmen olarak Genelkurmay Başkanlığı'nda Trakya'da Kıbrıs Harbi sırasında askerliğimi tamamladım. 1975 yılının nisan ayından sonra yeniden Samsun'da serbest büro açtım. 1984 yılında ihtilalden sonra mahalli idarelerdeki ilk belediye başkanlığı seçimleri olacaktı. O zaman da meylim vardı. Hemşehrilerim, Alaçam'ın ileri gelenleri 'Gel seni belediye reisi yapalım' dediler. Benim de hoşuma gitti. Zaten istekliydim. Ve o seçimlerde Alaçam'da belediye başkanlığı seçimlerine iştirak eden adaylardan biriydim. Anavatan Partisi de 1983 yılında iktidar olmuştu. Yine Anavatan Partisi'nden yani rahmetli Özal'ın kurduğu, 4 Eylül'ün birleştiği o partiden aday oldum. Kısmetmiş. 25 Mart 1984'te seçimleri kazanmak bana nasip oldu. 1 Nisan 1984'te belediye başkanı olarak Alaçam'da göreve başladım. Bir dönemi de tamamlamadık. Çünkü 1987 Kasım ayında milletvekili ara seçimleri vardı. Rahmetli Başbakan bizzat kendisi ikinci bölgeden milletvekili adayı olmamı istedi. Bizi aday gösterdi. O seçimleri kazanamadım ama o tarihten sonra da belediye başkanlığından ayrıldım. Dolayısıyla 3 buçuk yıl, yani 42 ay dolu dolu Alaçam Belediye Başkanlığı görevinde bulundum. Ondan sonra da hep serbest meslek hayatına devam ettim. O günkü şartlarda Anavatan Partisi'nin yönetimlerinde görevde bulundum. Partide olmasa bile yine halkla iç içe olmaya gayret ettim. Hala da bu şekilde devam ediyor. Şu anda emekliyim ama benim bir uzmanlık belgem var. Bir yapı denetim şirketinde 8 senedir uygulama elemanı olarak bulunuyorum. İnşaat yapmak, plan proje yapmak gibi bir görevim yok. Şehirci olarak veyahut da belediyeci olarak eşin, dostun, tanıdıkların ve tanımadıklarımın isteklerine karşılıksız olarak cevap vermeye çalışıyorum.

Belediye başkanlığı yaptığınız dönemde şartlar nasıldı? Sizin döneminizle şimdiki dönemi kıyaslar mısınız? Başkanlık yaptığınız dönemde hangi projeleri hayata geçirdiniz?
Bizim dönemimizde İller Bankası'ndan ilçe nüfusuna göre ödenek geliyordu. Onun ötesinde birtakım mahalli gelirler oluyordu ama yani emlak vergileri yüksek değildi. Zaten emlak değerleri de, düşüktü. Öz kaynaklarımız azdı. Hükümetle ya da ilgili bakanlıklarla olan münasebetlerimiz, faaliyetimiz ve gayretimizle bir takım projelere destek alırdık. Haliyle çok bir imkan yoktu ama yine de mücadeleyle bir şeyler yapmaya çalıştık. Benim zamanımda Alaçam'a bir kepçe aldık. O büyük bir olaydı. Ama ondan sonraki yıllarda hemen hemen bir çok insanın kendisinde bir takım toprak kazma, kanal açma, yükleme aletleri var. Şimdi bütün imkanlar fazla. Az imkan varken de o günün şartlarına göre yine başarılı olmak, faydalı olmak mümkündü. İnsanın belediye deyince aklına temizlik, imar, sosyal yardım hizmetleri gelir. Biz de o günlerde elimizden gelen imkanları fazlasıyla değerlendirdik. O zamanın yöneticileriyle kurduğumuz uyumlu ilişkiler sayesinde, örneğin Alaçam’ın Geyikoşan bölgesinde, o dönemde yalnızca iskeleti bulunan ve bugün öğretmenevi olarak kullanılan turistik oteli, İl Özel İdaresi ile yaptığımız anlaşmayla Alaçam’a kazandırdık. Ve hala çalışıyor. Alaçam'da hala tek oteldir. Duam ve dileğim oranın yıkılmamasıdır. Eğer birisi bir eser yapacaksa orayı yıkarak yapmasın. Başka bir şey yapsın. 'Sen ne yaptın' derlerse en kalıcı eserim, Alaçam'ın mezarlığının etrafına ve yine Alaçam'da şu anda kız yurdu olan yere bir çamlık yaptık. Bu kalıcı bir eser. Onun ötesindeki eserler eskiyebilir, yıkılabilir, daha fazlaları olabilir. Ben bunların da kesilmesine, yok edilmesine rıza gösteremiyorum. Eksilen kısımların olduğunu duyuyorum. Hamam ve otel diye bir bina yaptırdık. O da tektir Alaçam'da. Sadece belediyenin hamamı vardır. Oysa benim zamanımda şahısların hamamları vardı. Hep onlar yıkıldı. Şimdi de birileri gelip de burayı yıkarsa çok üzücü olur. Orayı yıkmadan daha güzelini yap. Kulağıma böyle söylentiler geliyor da belki aslı yoktur. O günlerde televizyonlar çekmiyordu. Alaçam'ın Sivri Tepesi'ne TRT ile anlaşarak yükseltici koyduk. O bile bir olaydı. Alaçam'da 40 günde Köy Hizmetleri ile çelik konstrüksiyon köprü kuruldu. Bir mucize gibi bir şeydi. Hala çalışıyor. Beşyol'dan Geyikkoşan'a sağlı sollu istimlak yaptırdım. Bu istimlaktan sonra tehdit mektupları da aldım. Ama hiç önemli değil. Gönlüm isterdi ki oraya sağlı sollu yürüyüş yolları, bisiklet yolları yapılsın. Hala isterim ama onu yapan olmadı. Bu belediyecilikte en kötü şey ne biliyor musunuz? İsterse kardeşim olsun, kim olursa olsun. Bir sonraki belediye reisi bir önceki belediye başkanının yarım bıraktığı eserlere sahip çıkmıyor. Bu çok kötü bir davranış. İçimde kalmıştır. Orayı güzelleştirmek isterdim. Afet evleri vardı mesela o zamanlar Alaçam'da. 80'li yıllarda büyük afet olmuştu, heyelan... 96 kadar evi belediyeye kazandırdım maliyeyle takas yaparak. Sonraki yıllarda onlar yıkıldı. Orada çok güzel parklar yapıldı. Bir takım bungalov evler de yapıldı. Bu iyi bir çalışmaydı. Alaçam'ın turizm yönünden daha farklı bir görünüm almasına katkıda bulunmak isterdim.

Şu anda görev yapan belediye başkanlarına tavsiyeleriniz, önerileriniz, eleştirileriniz ne olurdu?
Son yıllarda rant belediyeciliği beni rahatsız ediyor. Çok güzel arazilerin imara açılıp parsellenmesi ve güzel yerlerin elden çıkması beni rahatsız ediyor. Bunu sadece Alaçam'la ilgili konuşmuyorum. Bu durum Türkiye'nin her yerinde var. Bunda da dikkatli olmamız gerekiyor. Samanı dahi Rusya'dan ithal eder hale gelmişsek bunun sebebinin başkaları olmadığını bilmemiz lazım. İçme suyu da benim devrimde yapıldı ama yıllar geçiyor, borular eskiyor, asbest borular tehlikeli oluyor. Yenileri yapıldı. Benden sonra kanalizasyon yapıldı. Bunlar güzel gelişmeler. Daha sonrasında doğalgaz geldi şehre. Haliyle bir takım imkanlar gelişti. 84-90 yılları arasında 55 bin olan Alaçam'ın nüfusu şu anda 25 binlere düştü. Yani bunda kimsenin günahı var demiyorum. Türkiye'de genelde öyle bir şartlar doğrdu. Gönlüm isterdi ki Alaçam daha da gelişsin, iş imkanları olsun. İyi bir içme suyu içiliyorsa, iyi bir temizlik varsa iyi bir pazar yeri varsa, halk eğlenmeyi, yaşamayı iyi becerebiliyorsa, güzel bir sosyal hayat oluyorsa bu iyi bir şey. Şimdiki arkadaşlar mutlaka görevlerini en iyi şekilde yapmak için seçildiler ve onun bilincindedirler. Ben belediye başkanı seçildiğim zaman bir saman kağıdının arkasına, önüne seçim beyannamemizi yazmıştık. Bir de basit resimle girdik seçime. Benim girdiğim seçimde kimseye minnet borcum olmadı maddi olarak. Ama şimdi artık belediye seçimleri, bütün seçimler çok pahalı. Sizin kampanyanıza iştirak edenlerin beklentileri oluyor. Bunda belediye reislerinin de bir suçu yok. Çok büyük masraf edenlerin beklentileri oluyor. Türkiye'de toptan değişmesi lazım bu seçimlerin faktörlerinin. Arkadaşlarım dikkatli olsunlar. Vatandaşlarla iç içe olsunlar. Zaten oluyorlar da. Onlar da bilgili, görgülü, saygılı. Belediye başkanlığı akşam aklına geleni sabah yapmak sanatı değil. Aklına ne gelirse yapmak işi de değil yani. Belediye meclislerine ve kent konseylerine değer vermeleri lazım. Belediye meclisinde el kaldırıyor indiriyorsa bir talebi yoksa bu çok sıkıntı. Zaman zaman sokağa çıkıp insanlara sormaları lazım. 'Ben neler yapmalıyım? Sen benim yerimde olsan ne yapardın?' demeliler. Lüzumsuz yatırımlara da gerek yok. Bir yol yapıyorsunuz, kavşak yapıyorsunuz. İki sene sonra bu eğer yıkılacaksa, bunları düşünerek yapmak lazım. Bu işlerden anlayan insanları zamanında devreye sokarak yapmak lazım. Tanıdıklarımın da saygısından, ilgisinden memnunum.
Sizinle birlikte o dönemde yol yürüyen ya da yürümeyen kişiler ile vatandaşlara ne söylemek istersiniz?
Belediye başkanlığı benim ailem için bir onur. Çocuklarıma, torunlarıma bırakacağım çok değerli bir şey. Benden sonra eczacı kardeşim Hadi Uyar da belediye başkanlığı yaptı. Ben tütün ziraatçısı olan Mümin Uyar'ın iki oğlu ilçesine belediye başkanı olarak seçilmişse bu halka büyük bir minnettarlık duyuyorum. Bu bir servetle elde edilecek bir olay değil. Zaman zaman rastladığım insanlara 'hakkınızı helal edin' ediyorum. Hala onlara olan hakkımı ödemek için bu yaşıma rağmen cenazelere, düğünlere katılmaya çalışıyorum. Katılamazsam da telefonla ulaşmaya çalışıyorum. Onların yanında olamayınca üzülüyorum. Yani bize büyük bir onur bağışladılar. Hala ülkenin birçok yerlerinde de aynı dönemde belediye başkanlığı yaptığım dostlarımla münasebetimiz devam ediyor. O da büyük bir kazanım. Bu işe girdikten sonra siyasi rakiplerimizle ya da onlara oy veren vatandaşlarla tanıştık. İnsanlar birbirlerini daha iyi tanımaya başladı. Ön yargılı yaklaşımlardan da kurtulmuş olduk. Yeni nesle güzel bir Türkiye diliyorum.
Belediye başkanları keşke zaman zaman bizimle hasbihal etmek için toplasalar, derhal gideriz. Eski belediye başkanları olarak bir derneğimiz var. Zaman zaman bir araya geliyoruz. O da güzel oluyor.





