Egemenlik çocukta başlar

Abone Ol


23 Nisan 1920… Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışı ile bir millet kendi kaderine yön vermeyi seçti. O gün sadece bir meclis açılmadı; o gün, bir millet “ben varım” dedi. Bu sesi dünyaya duyuran ise bir liderden öte bir vizyondu: Mustafa Kemal Atatürk. Ve o vizyon, en büyük emaneti çocuklara verdi. Çünkü biliyordu: Egemenlik sadece kazanılmaz, egemenlik nesilden nesile korunur.
Bugün kendimize sormamız gereken soru şu: Biz o emaneti gerçekten taşıyor muyuz? Çocuklarımızla aynı sofrada ne kadar vakit geçiriyoruz? Gözlerinin içine bakarak kaç cümle kuruyoruz? Bir veli toplantısına gitmeyen, öğretmeniyle temas kurmayan bir ebeveyn, çocuğunun dünyasını nasıl tanıyabilir?
Bugün birçok aile “haberim yok” diyor. Ama mesele tam da burada başlıyor: Haberin olması için, orada olman gerekir. Toplum evde başlar. Aile ilgisizse, okul yalnız kalır. Okul yalnız kalırsa, çocuk yalnız büyür. Ve yalnız büyüyen bir nesil; ne özgürlüğü doğru anlar ne de sorumluluğu taşıyabilir.
Elbette öğretmenler var, rehberlik servisleri var. Ama eğitim sadece okulun işi değildir. Eğitim; aile, okul ve toplumun birlikte kurduğu bir köprüdür. Bu köprüde bir ayak eksik olursa, geçen herkes düşer.
Bugün çocuklarımız ekranların içinde büyüyor. Ama kalplerine dokunan kaç insan var? Bilgi çok, ama ilgi az. Oysa bir çocuğun en büyük ihtiyacı; anlaşılmak.
23 Nisan sadece bir bayram değildir. Bu milletin geleceğe attığı en güçlü imzadır. Ve o imzanın altında şu yazar: “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” Ama unutmayalım… O milletin yarını, bugünün çocuklarıdır.
Bugün eleştirmek kolay. Asıl mesele şu: Biz, kendi evimizde neyi düzeltiyoruz? Çünkü bir toplum, kendini düzeltmeden geleceğini düzeltemez.
Dileğim odur ki; hiçbir aile evlat acısı yaşamasın, hiçbir çocuk sevgisiz büyümesin. Ve bizler sadece konuşan değil, sorumluluk alan bir toplum olalım.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, sadece bir kutlama değil; bir hatırlayıştır: Çocuk varsa, gelecek var. İlgi varsa, umut var. Sorumluluk varsa, yarın var.
Hoşça kalın.
Kazım İlhan
Sosyolog ve Aile Danışmanı