En düşük emekli aylığını 23 bin 552 TL’ye yükseltilecek torba yasanın bu hafta içinde Meclis Genel Kurulundan çıkması bekleniyor. Mevcut 20 bin TL’lik en düşük emekli aylığı yüzde 17.76 oranında artışla 23 bin 552 TL olacak. 5.1 milyon emeklinin yararlanacağı en düşük aylık yine dertlere çare olmayacak. Seyyanen zam ve refah payı istemleri karşılanmayan milyonlarca emekli pahalılık karşısında geçinebilme mücadelesini sürdürecek. Son baharlarında bir türlü rahat yaşama olanaklarına kavuşamayan emekli, dul ve yetimin umudu başka bahara kaldı.
“Emeklilik, sosyal güvenlik hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Emeklilik, anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış, temel bir insanlık ve yurttaşlık hakkıdır. Emekliler, hak sahipleriyle birlikte Türkiye’nin en önemli toplumsal gurupların başında yer almaktadır. Ancak ülkemizde emeklilik sistemi adaletsizlikler sistemi haline gelmiştir”.
DİSK-AR’dan alınıtıladığımız bu ifadelere sanırım hiçbir siyasetçi, yurttaş itiraz edemez ve doğru olarak değerlendirir. Ne var ki, sayıları 17 milyon 500 bine dayanan emekli, dul ve yetim hiçbir zaman bu tanımlara uygun konumda olamadı, refah içinde yaşam sürdüremedi. 23 bin 552 TL’ye çıkarılacak en düşük aylığa mahkum olacak 5.1 milyon emekli, hayat pahalılığının ve yüksek enflasyonun altında ezilmeye devam edecek. Bu tutarın bir tık üzerinde aylık alanlar da aynı
sorunları yaşamaktadır. Hem emekli olabilmek, hem de insanca yaşam sürmek günümüzde olası değil. Ülkemizde emeklilik sisteminin sorunları giderek derinleşmekte, emeklinin talepleri görmezden gelinmekte, hızla yoksulluğa evrilmektedir.
Emeklilik sistemi iş başındaki iktidar döneminde, 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası ile iyice kötüleşti. Bu yasa ile emekli aylık bağlama oranları ve güncelleme katsayıları düşürüldü. Emekli aylıklarının hesaplanmasında milli gelirin payı iyice azaldı. Aylıklar TÜİK’in geçmiş 6 aylık TÜFE verileri doğrultusunda artırılmaktadır. Tüm bu uygulamalardan ötürü aylıklarda ciddi gerileme olmaktadır. Bugün milyonlarca emekli, asgari ücretin altında gelir elde etmektedir. İktidar kötü bu tablo karşısında aylıklarda kökten iyileştirme yapmak yerine pansuman tedavi ile temel sorunu ötelemektedir. Pansuman hiçbir işe yaramıyor, yarayı daha kötüleştiriyor. Kök aylıkların Hazine desteği ile yükseltilmesi bu ucube sistemin bir örneğidir. Yıllardır emekli aylıklarına yapılan artışın en düşük emekli aylığına yansıtılan artıştan az olmasından ötürü emekli aylıkları en düşük düzeyde, dipte eşitlenmektedir.
Yıllarca ülkenin büyümesine emek harcayan emekli ne yazık ki büyümeden pay alamıyor. Emekli aylığı ödemeleri milli gelire oranı her yıl azalmaktadır. 2008 yılında emekli ve hak sahibi aylıkların GSYH’ye oranı yüzde 4.9 iken 2022 yılında yüzde 3.7’ye geriledi. Aylıklar az olunca ve temel gereksinimleri karşılamayınca ileri yaş alan emekli zorunlu olarak ikinci işte çalışmaktadır. Emekli, artan yoksulluk nedeniyle yeniden işgücü piyasasına giriyor.2002 yılında
emeklinin yüzde 36.6’sı işgücü piyasasında iken 2026 yılı birinci çeyrek itibarıyla çalışan ve iş arayan emeklilerin oranı yüzde 68.1’e çıktı. Düşük emekli aylıklar nedeniyle ilerleyen yaşlarına karşın yeniden iş başı yapan emekli ağır çalışma koşullarının bedelini canlarıyla ödüyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’ne (İSİG) verilerine göre 2026 yılının ilk 6 ayında 65 yaş ve üstü yaşlarda 72 emekli çalışırken yaşamını yitirdi. 2025 yılının aynı döneminde bu sayı 56 idi. Geçen yıldan bu yana 16 emekli iş kazalarında yaşamını yitirdi. Ölüm sayısında geçen yıla göre yüzde 29 oranında artış oldu. Yaklaşık üç günde bir emekli çalışırken iş cinayetlerinde dünyaya veda etti.
Eğer insanca yaşanabilir bir aylıkları olsa, gelirleri ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde olsa 65 yaş ve üzerindeki ileri yaş alanlar hiç ikinci kez işte çalışır mıydı. Hayatın zorluğu onları yeniden iş piyasasına girmeye zorluyor. Aylıkları yeterli olsa, evde aileleri ve torunları ile rahat yaşam sürmek varken neden iş peşinde koşsunlar. Aylıkların seyyanen zam ve gönenç payı ile birlikte iyileştirilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.