banner1365

banner1469

banner1345

banner1480

26.01.2020, 09:01

Dost kazıkları...

Hani iyilik yap denize at,
balık bilmezse "Halik" bilir;
yani Allah görür derler ya...
Mesele balık değil,
Allah'ın rızasını
almaktır...
Çıkarcılığın prim yaptığı
günümüzde, "dost" bilinenlerin
kazıkları acıtıyor insanın yüreğini...
Yenilen darbelerin
bedeli ne?..
"Dün, dünde kaldı" öyle mi?..
Mehmet Kemal Yavuz'un
"Akrebin işi" adlı
öyküsü, fazla söze gerek bırakmıyor bence...

*                         *                            * 

Hacı Hasan, ünlü bir işadamıydı. 
Marketler zincirinin yanı sıra,
inşaat sektöründe de iyi bir firması vardı. Çevresinde
"Güven abidesi" olarak sevilir, saygı görürdü.
50 yaşlarındaki Hacı Hasan,
iyi bir aile reisiydi. Eşi ve iki çocuğuyla
birlikte huzurluydu. Babası öldükten sonra
annesini de yanına almıştı.
Hacı Hasan, "Paragöz" zenginlerden değildi. Bir işyeri açıp,
işsize iş verdiğinde; çok mutlu oluyordu. Çalışanlar da onu çok seviyordu.
Onun bu kadar temiz kalpli oluşunu,
"Herkese iyilik yapılır mı?" diye
eleştirenler de vardı. Böyle söyleyenlere, "Allah rızası için yapıyorum" derdi.
Kurupelit'teki 3 katlı bahçeli müstakil evde
oturuyordu. Mütevazı bir hayatı vardı.
Çocukları da onun gibi hayatının
bir parçasıydı...
Her akşam eve geldiğinde etrafına
mutluluk saçan Hacı Hasan, o akşam
çok üzgün
durumdaydı. Eşi ve çocukları bir şey soramadı. Sofrada da hiç kimse
çıt çıkarmadı. Hacı Hasan'ın annesi Nurcan Hanım,
emekli öğretmendi. Oğlundaki garipliği hissetti. Yemek bitince, onu köşeye çekip;
olup biteni öğrenecekti. Nitekim öyle de yaptı.
Nurcan Hanım, odasına çağırdığı Hacı Hasan'a,
"Oğlum sende bir hal var. Seni hiç böyle görmemiştim. Benimle paylaş istersen"
dedi. O da sanki, bu soruyu bekliyordu:
"Birçok işe girip çıkmış başarısız bir arkadaşım vardı. Parasız ve itibarsızdı. Onu şirkete aldım.
Onu arkadaşlarımla tanıştırdım. Her şeyin yolunda gittiğini sanıyordum. Ama o benimle ilgili olarak dedikodular üretmiş. İnanmak istemedim. Günler geçti. Bir gün kulaklarımla duyduklarım karşısında şok geçirdim. Ne biçim insanmış! Akrep gibi..."

Nurcan Hanım, "Akrep gibi, demek. Hiç üzülme akrebin işidir bu..." dedi ve akreple kurbağanın hikayesini anlattı:
"Kurbağa, dere kenarında gezinirken,
akrep yanına yaklaşmış. Beni karşıya geçirir misin, demiş. Kurbağa şaşkın ve korku dolu: 'Sen akrepsin sokarsın beni.'  Akrep, 'Olur mu öyle şey. Seni sokarsam, ikimiz de derede boğuluruz' yanıtı verince; kurbağa, akrebin söylediklerini mantıklı bulmuş, almış onu sırtına. Derenin tam ortasında kurbağa sırtında bir acı hissetmiş. Kurbağa suya batarken, 'Neden yaptın?' diye sormuş. Akrep, 'Ne yapayım, bu benim doğamda var' demiş."

Hacı Hasan, hikayeyi dinledikten sonra, "Doğru ya..." diyebildi.
Sessizlik çöktü odaya... Nurcan Hanım dizinin dibinde oturan oğlunun
saçlarını okşadı o sırada. "Allah rızasından vazgeçme. Ama akreplere de fırsat verme " dedi. "Çünkü akrebi sıkıştırırsan, sonunda kendi kendini sokar. Bırak o da kendi kendini bitirsin."

*                          *                           *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Mutlu ve sağlıklı günler dileğiyle...

Yorumlar (0)
banner1474
az bulutlu
Namaz Vakti 17 Şubat 2020
İmsak 05:54
Güneş 07:20
Öğle 12:54
İkindi 15:48
Akşam 18:18
Yatsı 19:38