'Dış borç' sorunu

‘DIŞ BORÇ’ SORUNU

2018 yılında çevrilmesi gereken dış borç rakamı yaklaşık 186 milyar dolardır. 53 milyar dolar da cari açığı ilave ettiğimizde bu rakam 240 milyar dolara ulaşmaktadır. Cumhuriyet tarihimizde kısa süre içinde bu oranda bir borç sarmalı içine girilen bir dönem yaşanmamıştır. İngiltere ziyaretlerinin 15 gün içinde 2 kez en üst düzeyde ziyaret edilmesinin nedeni borç para temin etmektir. Ancak ülke güvenilirliği üzerindeki menfi etkiler borç para bulma konusunda problemlerin yaşanmasına neden olmaktadır.

İngiltere ziyaretinde Kıbrıs konusunda taviz verilip verilip verilmediği gelecek günlerin önemli bir gündem maddesini oluşturabilir.

ABD müttefikimizden F35’ler sipariş ediyoruz. Amerikan Senatosu bir kararla bu uçakların Türkiye’ye verilmemesi için karar alabiliyor. Irak politikasında ise ordumuzun kahramanca mücadelesi yine sabote ediliyor. Çünkü bir yandan ülkemizin bu operasyonda haklılığı ifade edilirken diğer yandan 250 tır mühimmat ve silah sevk ediliyor. Bunları yazmanın ve görüşlerimizi ifade etmenin muhalif bir bakış açısı olarak değerlendirilebilmesi için gözlerin kapatılması gerekir.

Şehir Hastaneleri yatırımları başlı başına mütahitlerine açılan rant kapısıdır… Hasta garantili bir yatırıma sahip çıkmak ile ölü garantili mezarlıklar inşa etmenin hiçbir farkı yoktur. Bu anlayış ile yap işlet devret modeli ile ‘tek kuruş para harcanmadı’ mantalitesi ile yapılan köprüler ve otobanların inşasında mağdur olan vatandaşlardır. Çünkü geçiş garantili olarak sözleşme gereği müteahitlere 25 yıl ömür boyu kazançları sağlanıyor. Siyasi ranta yönelik yatırımlar millete hizmet olarak propagandası yapılırken yapılan tüm yatırımların faturasını vatandaş ödemekte iken yüklenici mütahitlere ömür boyu yıllık gelir sağlanmaktadır. Bu tür yatırımlar ülkeyi kalkındırıcı bir anlam taşımaz. Sadece belli bir kesime rant sağlar bu rantın faturasını da millet öder.

Faizlerin yüksek seviyelere ulaşması döviz kurlarındaki istikrarsızlık üniversiteli işsizler ordusuna her geçen gün yenilerinin eklenmesi gençlerin üniversitelere girme şevkini kırmaktadır. Dolaysıyla aileler çocuklarını okutmak yerine başka iş kollarına yöneltmeyi tercih edilmektedir. Beyin göçünün ülkede zaafiyete yol açtığı eleştirilmektedir. Bu mantıkla ihraç edilecek beyin göçü de kalmayacaktır.

Hangi hükümet gelirse gelsin en önemli handikabı dış borçların çevrilememesi olacaktır. Kaynaklar tükenmiştir. İthalat kapıları ardına kadar açılmış üretim ile ilgili hiçbir plan yapılmamakta Kanal İstanbul veya Millet Parkları gibi hiçbir getirisi olmayan yatırımlar hizmet olarak sunulmakta ve ülke

  1. krizinden daha kapsamlı bir felakete sürüklenmektedir.
YORUM EKLE

banner839

banner842