banner1365

banner1496

banner1345

banner1334

04.06.2020, 08:38 149

Devlet Kuran Metinler

Kurucu metin olarak ifade ettiğim metinler toplumu değiştiren, dönüştüren, reformist, devrimci, inkılapçı, iktiza-i hâle mutabık, çağın şartlarını iyi okuyan, toplumu buna hazırlayan, ihtiyaca cevap veren, düzen ve zihniyet değiştiren, aşiretten devlet yapan, yeni bir devlet kuran metinlerdir. Karizmatik ve güçlü liderler de bu metileri arkalarına alarak toplum için gerekli değişim ve dönüşümü sağlayabilecek repformları gerçekleştirebilmişlerdir.

Dünya siyasi ve ekonomik tarihi açısından bakıldığında kurucu metin olarak kabul edilebilecek pekçok yazılı esere rastlamak mümkündür. Türkler açısından “Köktürk Yazıtları”, Moğollar açısından “Gizli Tarih”, İranlılar açısından “Şehnâme”, Batılılar açısından Platon’un “Devlet” adlı eseri, Kark Marx’ın “Das Kapital”i bu konuda verebileceğimiz bazı örneklerdendir. 

Böyle bakıldığında biz müslümanlar açısından aşırılıklardan uzak duran (vasat) bir toplum oluşturma iddiasında bulunan ve iyi insan yetiştirmeyi amaçlayan Kur’an-ı Kerim en büyük kurucu metindir. Kölelere özgürlük söylemiyle evvel emirde kitlelerin ve ezilmişlerin sempatisini kazanan Hazret-i Peygamber kendisine rehber aldığı Allah kelamıyla önce gönüllerde sonra da toplum düzeninde en büyük değişimi yaparak yeryüzünün gelmiş geçmiş en büyük devrimcisi, inkılapçısı, reformisti olarak tarihe adını yazdırmıştır. Elbette O, bunu bir peygamber olarak ve Kur’an’ı rehber edinerek gerçekleştirmiştir. Bu bağlamda Allah kelamı olan tevrat ve incil de kendi devirleri içerisinde kurucu birer metin olarak görülebilir.   

Bir İranlıya sormuşlar; bir adada tekbaşına kalsan yanında hangi kitapların bulunmasını isterdin, diye. O da; Kur’an-ı Kerim, Şehnâme ve Mevlanâ’nın Mesnevî’si cevabını vermiş. Şehnâme, Fars milleti aşısından elbette kurucu metindir. Çünkü yazarı Firdevsi bunu zaten itiraf etmiş ve bu eserle Fars milletini yeniden canlandırdığını söylemiştir. Peki bu soru bize sorulsa ne derdik acaba? Benim tercihim Kur’an-ı Kerim, Kutadgu Bilig ve Dedem Korkut Kitabı olurdu. Bir başkası Dedem Korkut’un Kitabı yerine Divân-ı Hikmet’i, Yunus Divanı’nı, Süleyman Çelebi’nin Mevlid’ini (Vesiletü’n-Necât’ı), Nutuk’u ya da Safahat’ı koyabilir. Ama bence ilk ikisi değişmez; değişmemeli.

Medinetü’l-Fâzıla (Erdemli Şehir), bu yıl doğumunun 1150. yılını kutladığımız El-Farabi’nin ünlü siyaset felsefesi kitabıdır. O, bu eserinde ideal devleti çözümler ve ayrıca toplumu bilgili ve erdemli kişiler yönetmelidir, der. O’na göre mutluluğun anahtarı budur. Farabi’nin bu eserini yazarken, M.Ö. 427-347 yılları arasında yaşamış olan Platon’un siyaset ve hukuk felsefesini ortaya koyduğu ünlü “Devlet” adlı kitabından etkilendiği bilinir. Yusuf Has Hacip de Kutadgu Bilig’i yazarken Farabi’nin eserinden etkilenmiştir. İşte Platon’dan Farabi’ye ve ondan da Yusuf Has Hacip’e uzanan çizgide ele alınan konu hep devlet, devlet yönetimi ve insanın gönenliği olmuştur. Bu yönüyle bakıldığında Batılılar ve Batı Demokrasisi açısından platon’un eseri ne kadar kurucu metin ise, Medinetü’l-Fazıla ve Kutadgu Bilig de o denli kurucu birer metindir.

Yazılışının 950. yılını kutladığımız Kutadgu Bilig bizi köklerimize bağlayan bir eserdir. Kutadgu Bilig aslında iyi insan, iyi memur, iyi kul, iyi yönetici yetiştirme projesidir ve bu yönüyle bir manifesto niteliğindedir. Devlet felsefesi içerikli bu eserde devlet yöneticilerine ve devlet hizmetinde bulunacak olan kişilere yönelik çok önemli tavsiyeler vardır. Bu tavsiyeler Türk töresiyle yoğrulmuş olan Türk devlet geleneğinin İslam ahlakıyla sentezlenmesi neticesinde ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle tam ve ideal bir devlet için kurucu metin hüviyetindedir. Tamamen beyitler halinde ve Türkçe olarak yazılmış olan eserden, Türk Devlet büyüklerinin, yöneticilerinin, şehzadelerinin özellikle eğitimleri sırasında istifade ettikleri kesindir. Ayrıca eserin uygur harfli bir nüshasının Fatih Sultan Mehmet için İstanbul’a getirtildiği de bilinmektedir.

Divân-ı Hikmet, gönüllere hitap eden, gönüller kuran, tasavvufi mahiyette önemli bir eserdir elbette. Mevlânâ’nın Mesnevisi, Yunus Emre Divânı da bu mahiyettedir. Bunların devlet kurmak, düzeni değiştirmek gibi bir idealleri yoktur ve bu yönüyle kurucu birer metin olarak düşünülmemelidir.

Yazarı belli olmamakla birlikte Dedem Korkut Kitabı, Türk kültürüyle İslam ahlakını derceden bir töre kitabı özelliği taşıması nedeniyle kurucu metin olarak kabul edilebilir. Yine Türk ve İslam ahlakı üzerinde duran, direkt ya da dolaylı nasihatlarda bulunan ve tarih şuuru aşılayan Mehmet Akif Ersoy’un Safahat adlı eseri de kurucu bir metindir. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesini, hedef ve ilkelerini, ayrıca yaşanan süreci ayrıntılı biçimde ortaya koyan Atatürk’ün Nutuk adlı eseri de elbette bu kategoride değerlendirilmelidir. Bugün görebildiğim kadarıyla Kazakistan’da da, doğumunun 175. yılı kutlanan Abay Kunanbayulı’nın ünlü eseri “Kara Sözler”, milli bir bilinç oluşturmak düşüncesiyle öne çıkarılıyor ve Kazaklar için kurucu bir metin haline dönüştürülüyor diyebiliriz.

Yorumlar (3)
Ertegin 1 ay önce
Kaleminize ve yüreğimize sağlık Hocam
Mehmet BOZKURT 1 ay önce
Hocam, ağzına sağlık, teşekkür ederim.
sait sayar 1 ay önce
Düşünce dünyamızın kadim köklerini günümüzde filizlendiren bu güzel yazıyı okumak bir ayrıcalıktır.
banner1474
24°
az bulutlu
Namaz Vakti 11 Temmuz 2020
İmsak 03:08
Güneş 05:05
Öğle 12:45
İkindi 16:44
Akşam 20:16
Yatsı 22:04