ChatGPT benzeri yapay zeka sistemlerini destekleyen dev veri merkezlerinin enerji tüketimi her geçen gün artıyor. Artan elektrik ihtiyacı, teknoloji şirketlerini daha güvenilir ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönlendiriyor. Bu süreçte nükleer enerji yeniden ön plana çıkarken, uranyumun stratejik önemi de giderek artıyor.
TEKNOLOJİ DEVLERİ NÜKLEER ENERJİYE YÖNELİYOR
Meta'nın küçük modüler reaktör projeleri üzerinde çalıştığı, Amazon Web Services'in ise uzun vadeli anlaşmalarla nükleer enerji kaynaklarını güvence altına aldığı belirtiliyor. Çin de yaklaşık 27 milyar dolarlık yatırımla 10 yeni nükleer reaktör projesine onay verdi. ABD'de ise daha önce kapatılan Palisades Nükleer Santrali'nin yeniden devreye alınması dikkat çekti.
2045'E KADAR BÜYÜK ARZ AÇIĞI BEKLENİYOR
Goldman Sachs'ın analizine göre, dünya 2045 yılına kadar yaklaşık 2 milyar poundluk uranyum açığıyla karşı karşıya kalabilir. Geçen yıl küresel uranyum üretimi 173 milyon pound seviyesinde kalırken, nükleer santrallerin yıllık talebi 204 milyon pounda ulaştı. Böylece piyasada yaklaşık 31 milyon poundluk arz açığı oluştu.
URANYUM FİYATLARINDA REKOR BEKLENTİSİ
Yatırım bankası, uranyumun pound fiyatının yıl sonuna kadar 91 dolara ulaşabileceğini öngörüyor. Bağımsız emtia analistleri ise arz sıkıntısının derinleşmesi halinde fiyatların 2027 yılında 120 doları aşabileceğini, hatta 135 dolara kadar yükselebileceğini değerlendiriyor.
KAZAKİSTAN'IN KARARI ENDİŞELERİ ARTIRDI
Dünyanın en büyük uranyum üreticisi konumundaki Kazakistan'ın devlet şirketi Kazatomprom'un, 2026 yılı üretim hedefini yüzde 10 düşürmesi piyasadaki arz endişelerini artırdı. Ayrıca ABD'nin Rus uranyumuna yönelik ithalat kısıtlamaları ve Rusya'nın karşı adımları da piyasadaki belirsizliği büyüttü.
URANYUMUN STRATEJİK ÖNEMİ ARTIYOR
Dünya Nükleer Birliği verilerine göre, küresel uranyum rezervlerinin yüzde 28'i Avustralya'da bulunuyor. Kazakistan yüzde 14 ile ikinci, Kanada ise yüzde 10 ile üçüncü sırada yer alıyor. Uzmanlar, yalnızca 1 kilogram uranyumun yaklaşık 100 ton kömüre eşdeğer enerji üretebilmesinin, bu madeni enerji dönüşümünün en kritik kaynaklarından biri haline getirdiğine dikkat çekiyor.