banner1365

banner1496

banner1499

banner1334

08.04.2020, 09:12

Deniz giderek kuruyor…

Hepimiz sıkıldık, hepimiz evlere hapsolduk. Baş belası korona tehlikesi savuşturulana dek bir süre daha özgürlüğümüzden yoksun kalacağız. Elbette, özlediğimiz o günler gelecek. Sıkın dişinizi bir süre daha. Sağlığımızı koruma adına kurallara aksaksız uyun. 

Bugünkü yazım gündem dışı.

Denizlerde 1 Eylül’de başlayan av sezonu 15 Nisan’da bitiyor. Balık kıtlığından ötürü bu sezon da düş kırıklığı yaşandı. Yoksul sofralarının vazgeçilmezi palamut ve hamsi yüz güldürmedi.  Palamut neredeyse yok denecek kadar az avlandı. Hamside de düş kırıklığı yaşandı. Deniz suyunun sıcak olmasından ötürü bu yıl da beklentileri karşılamadı. Kıtlığından ötürü hamsi 20, 25 liradan satılınca dar gelirli kitle yanına bile yaklaşamadı. Gürcistan’a göç eden hamsi kendini özletti.

Av sezonu önceki yıllarda olduğu gibi buruk sonlanacak. Büyük umutlarla 1 Eylül’de denizlere açılan balıkçılar umduğunu bulamadı, tüketiciler ucuz balıktan yoksun kaldı. Kirlilik ve gelişi güzel avlanmadan dolayı denizler yıllardır can çekişiyor, balık çeşidi giderek azalıyor, hatta yok oluyor.

Daha çok dar gelirli kitlenin tercih ettiği hamsi, mezgit ve kıraça pahalı fiyatları ile cep yaktı. Balık deposu olarak nitelendirilen Karadeniz’de bile barbun, çinakop, lüfer pahalı fiyatından dolayı kalkanla yarıştı. Oysa bir zamanlar mezgit balığı beğenilmez, dudak bükülürdü. Şimdi mumla aranıyor.

Yıllardır süren bilinçsiz avlanma,  kirlenme, boy yasağına uyulmaması denizlerin ölümünün habercisiydi. Denizler “can çekişiyorum” diyerek sinyali göndermişti.  Ne var ki uyarılar hiç dikkate alınmadı, ıskalandı. Sonunda denizden balık çıkmaz oldu.

Bereketli sezonların yaşanması, balık fışkırması için bilim insanlarının önerisi doğrultusunda denizlerde iki veya üç yıl av yasağı uygulanması şart. Yani tıpkı verimsiz topraklar gibi nadasa alınmalı.  Böyle sürerse gelecekte bugünkü balığı bile bulamayacağız. Bazı balıkçılar karşı çıksa da denizlerin kurtuluşu nadastan geçiyor.  Aslında son yıllarda denizler tehlikeye dikkat çekti, alarm verdi, uyardı. Uyarılardan ders alınmadı, bazı  balıkçılar bildiğini okudu. Bilim insanları, balık kıtlığının pek çok faktörün bileşkesiyle bugünkü aşamaya geldiğini belirtiyor. Yıllardır süren kirlilik, iklim değişikliği, suyun ısınması, kuralsız avlanma, ekosistemin tahribatı, yani insan eliyle canlı hayatının yok edilmesi gibi tüm etkenler denizleri bitirdi.

Toplum avlanma konusunda ne denli bilinçli olur, standart boyun altındaki balıkları almaz, temiz tutar ve kirletmezse işte o zaman denizler bollaşır, eskisi gibi balık fışkırır. Kuşkusuz avlanan balık miktarının azalmasındaki en önemli etken, kural dışı avlanma ile boy yasağına uyulmaması. Tezgahlarda o kadar küçük boyda balık satılıyor ki görüntüler şaşırtıyor. Neredeyse hamsiden küçük istavrit, mezgit ve tekir avlanıyor, denetimden kaçarak tezgahlarda müşteri bekliyor.

Gırgırlar yavru, küçük, büyük balık demeden önüne ne geliyorsa silip süpürüyor. Vahşi avlanmadan ötürü denizler elbette kurur, balık vermez. Son aylarda  vahşi avlanan gırgırlara karşı yönelik denetimlerin artması, göz yumulmaması, para cezaları verilmesi olumlu adım. Umarım aksamaz.

 Eğer yine boy yasağına uyulmaz, vahşi avlanma sistemi sürdürülür, bunu yapanlara ödün verilirse gelecekte tadımlık bile balık avlanamaz, tezgahlar ithal ve havuz balığı ile dolar. Kesin çözüm, bilim insanlarının talebi doğrultusunda denizlerin belli süre nadasa bırakılmalısı.

Yorumlar (0)